Ümit Özlale: Yapay zeka de­mokrasi, insan hakla­rı ve toplumsal eşitlik açısından da bir sınav

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yapay zekâ yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda de­mokrasi, insan hakla­rı ve toplumsal eşitlik açısından da bir sınav. Eğer bu teknolojileri yalnızca hız, verimli­lik ve kâr mantığıyla ele alırsak, otoriter dalgayı hızlandırabiliriz. Şef­faflık, hesap verebilir­lik ve norm üretimiyle demok­rasiyi güçlendirecek alternatif yollar da mümkün.

Gözetim kapitalizmi­nin pratikte otoriter rejimlerin elinde evrim geçiren bir baskı aracına dönüşmesini başta Çin olmak üzere otoriter ülkelerde görebiliyoruz. Şu anda bütün dünyada en fazla yatırım des­teği alan uygulamalar arasında yüz tanıma sistemleri, sosyal kredi sistemi ve geniş kame­ra ağlarının olması bu dönüşü­mün en güçlü örnekleridir.

Jeremy Bentham’ın tasarladığı hapishane mo­deli Foucault için yalnızca mimari bir yapı değil, aynı zamanda modern iktidar bi­çimlerinin bir metaforudur. Panoptik düzende birey, sü­rekli gözetim altında oldu­ğunu bildiği için dışsal bir zorlamaya gerek kalmadan kendi davranışlarını disipli­ne eder. Bu mekanizma, gö­zetimin sürekliliği değil, olası­lığı üzerinden işler: birey her an izlenebileceğini varsayarak itaat eder.

Dijital çağ, panoptik gözeti­mi yeni bir boyuta taşıdı. Artık gözetim, kuledeki gardiyanın gözünden değil, her bireyin ce­bindeki cihazdan yürütülüyor. Sosyal medya etkileşimleri, ko­num verileri, dijital ödemeler, arama geçmişleri ve biyomet­rik bilgiler; modern toplumun “veri vatandaşını” inşa ediyor. Bu yeni panoptik düzende bi­reyler yalnızca gözetlenmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi verilerini gönüllü biçimde pay­laşarak gözetimin sürekliliğini sağlıyor. “Beğeniler” ve “görü­nürlük” arzusu, klasik disiplin toplumunun yerini “özdene­tim ve teşhir toplumuna” bıra­kıyor.

Ümit Özlale’nin yazısı