World Justice Project’in ( Dünya Adalet Projesi ) 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi verilerine göre Türkiye, 143 ülke arasında 118’inci sıraya gerilemiş durumda. 2015 yılında 80’inci sırada bulunan Türkiye, her yıl gösterdiği düşüş eğilimi ile 38 sıra kaybetmiş oldu.
Hakim bağımsızlığı kavramı, hakimlerin karar verirken hiçbir baskı ve etki altında kalmadan, hukuk ilkelerini gözeterek ve özellikle kişi hak ve özgürlüklerini yakından ilgilendiren ceza yargılamasında vicdanına danışarak karar vermesini ifade eder. (Anayasa m. 138 ) Hakimler yasama ve yargı organına karşı etkileyici bir güç olan medyaya karşı da bağımsız olmalıdırlar. Hakimin taraflar karşısında bağımsızlığı ise ekonomik bağımsızlığıyla ilgilidir.
Hakim teminatı, hakimlerin görevden azledilmemeleri, rızaları olmaksızın yerlerinin değiştirilmemesi, yasada gösterilen zorunlu haller dışında geçici olarak görevlendirilmemeleri, aylıklarından yoksun edilmemeleri, yükselmelerinin ve atanmalarının idareye bağlı olmaması gibi güvenceleri içerir. Hakim bağımsızlığı ilkesi hak ve özgürlüklerin garantisidir ve bu bağımsızlık hakim teminatı kurumlarıyla sağlanır. (Anayasa m.139 )
Oysa Türkiye’de hakimlerin özlük işlerinde yetkili olan Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun başında adalet bakanı, üye olarak da bürokrat olan bakan yardımcısı bulunmakta. Üstelik partili cumhurbaşkanlığı rejiminde adalet bakanı başkanın atadığı sekreter konumunda ve iradesi de tamamen partili cumhurbaşkanının iradesine bağlı durumda.
Hakimin gözü hatta kulağı kapalı olarak elindeki terazinin tam tartmasının en önemli koşulu tüm etkilere ama özellikle siyasi iktidara karşı korunmasıdır.