Üretim tarafında ise inşaat sektörü büyümesi üçüncü çeyrekte 2.5 puanlık güncelleme ve son çeyrekte yüzde 3.7’lik büyüme ile dikkat çekiyor.
Yeni milli gelir serilerini aralık ayında açıklayan ve geriye dönük olarak çeyreklik verileri de güncelleyen TÜİK, hala yatırımlarda özel-kamu ayrımını göstermiyor. Bu da, geriye elde şunu bırakıyor; sadece inşaat ağırlığı ile büyüyen bir sabit sermaye yatırım görünümü.
Tekrar başa dönelim; madem ekonomik büyüme önceki yıla göre yüzde 3.5, çeyrekten çeyreğe de yüzde 3.8’lik bir ivme ile büyüyordu da, Ankara neden birden bire ‘barajdaki delikleri’ kapama telaşına kapıldı? Özellikle şubat ayında Ankara’da özel kesim şirketlerine dönük olarak başlatılan, kredi olanak ve garanti hamlesine ne gerek vardı?
Yoksa ocak ayında çok kötü bir daralmanın öncü sinyali mi alındı? Bu sayıların özeti şu; son çeyreğe ve tüm yıla damgasını vuran yüzde 3’lük bir büyümenin Türkiye ekonomisinde istihdam yaratma kapasitesinin de düşük olduğu, işgücü verilerinden de görülüyor.