
MURAT SEVİNÇ
Anayasa’ya aykırı dokunulmazlık önerisi, gizli oylama gibi ilkeler de çiğnendikten sonra, kabul edildi.
Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliği, nihai oylamada 376 vekilin oyunu aldı.
Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliği için, nihai oylamada 531 vekil oy verdi ve 376 ‘Evet’ çıktı. Böylece Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliği kabul edilmiş oldu.
Bana soracak olursanız, 330-367 arasında bir oyla kabul edilseydi çok daha vahim olurdu. Eğer kabul edilecekse 367’yi geçmiş olması evladır. Türkiye’de birkaç ay sürecek ‘halkoylaması süreci’ni ve o süreçte nasıl bir ırkçılık yapılıp neler olabileceğini, tahayyül dahi edemiyorum. Dolayısıyla 376, 366’dan iyidir!
Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliği 376 vatan evladının oyunu alınca, Anayasa’da ‘yansız’ olacağı hükme bağlanmış olan devlet başkanı, “Alın yargılayın, bedeli neyse ödesinler” diyerek yargıya talimat verdi. Böylece Anayasa, Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliğinin kabul edildiği gün, bir de ve bir kez daha devlet başkanının Anayasa’nın 138.maddeyi çiğnemesiyle, yok sayılmış oldu.
Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliği kabul edildiğinde, Türkiye halkının büyük çoğunluğu daha önce nasıl yaşıyorsa öyle yaşamayı sürdürdü. Zaten Türkiye halkı, olası bir halkoylamasında da büyük ihtimalle ezici şekilde ‘Evet’ diyecekti. Barış sürecini alkışlayan çoğunluk, savaşı da alkışlıyor görünüyor. Her fırsatta ‘necip’ olduğu ileri sürülen Türkiye halkı, neyi çılgınca alkışladığıyla pek ilgilenmiyor nicedir. Flash TV seyircisine benzediler iyice. Bir halkoylaması olsaydı elbette görevden kaçmaz vatan için, millet için, bayrak için, Kur’an için sandığa gider ve kahramanca ‘Evet’ derlerdi. 6 milyon oy almış vatan hainlerine, ‘sözde milletvekilleri’ne ve onların ‘sözde seçmenler’ine hadlerini bildirirlerdi.
Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliğinin TBMM’deki 376 vatan evladı tarafından kabul edildiği gün, bizim Diken’de dört fotoğraf yayınlandı.
Fotoğraflardan ilkinde, çoğu türbanlı olan kadın milletvekilleri, el sallıyordu. Hepsi güler yüzlüydü. Türbanlı olduklarına göre belli ki her biri, birer özgürlük mücahidiydi. Dini bütün kadınlardı. Allah bozmasın. Nasıl mutlulardı, Anayasa’ya aykırı bir anayasa değişikliğine ‘Evet’ oyu verip affedersiniz vatan hainlerini yargıya havale edecekleri için. Nasıl gururlulardı. Çünkü Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliğini desteklemek, son derece mutluluk verici bir işti. Ayrıca oraya seçilmiş olmalarının da gerekçesiydi! Bu nedenle çok mutlulardı, pek dindarlardı, Allah için kim bilir o türban için ne büyük çileler çekmişlerdi. Büyük özgürlük savaşçısıydı her biri. Kolay mı ‘özgürlükler’ için savaşmak; belli ki yüzlerdeki o gülümseme, insan hakları ve hukuk üstünlüğü için katlandıkları çilelerin hazzıydı.
Diğer fotoğrafta, sayın eski başbakan Davutoğlu’nun sayın cumhurbaşkanı tarafından ‘işten atılması’nın ardından, sayın AKP’nin sayın eğilim yoklamasında öne çıkarak, sayın partililer tarafından, sayın yansız cumhurbaşkanının hiçbir müdahalesi olmadan sayın AKP genel başkan adayı ve müstakbel sayın başbakan ilan edilen sayın Binali Yıldırım ile çevresindeki sayın partililer vardı. Öylesine ‘sayın’ görünüyorlar ve öylesine mutluluk saçıyorlardı ki Anayasa’ya aykırı bir anayasa değişikliğine ‘Evet’ oyu verdikleri için… Bir ikisi öne eğilmişti iyice. Sol arkadan kimi sayın vekiller de laf yetiştirmeye çalışıyor gibiydi. Belki de yine bir fıkra patlatmıştı sayın müstakbel genel başkan ve sayın müstakbel başbakan. ‘Hey Allahım ne şanslıyız ya, böyle şakalar yapan bir sayın müstakbel genel başkanımız ve sayın müstakbel başbakanımız olduğu için’ diye düşünüyorlardı, kim bilir. Çocuklar gibi şenlerdi. Özgür iradeleriyle TBMM’ye gelip özgür iradeleriyle oy kullanmışlar sonuçta ve Anayasa’ya aykırı bir anayasa değişikliğine, özgür iradeleriyle ‘Evet’ demişlerdi. Ülen onlar mutlu olmayacak da kim olacaktı!
İkinci fotoğrafta ‘ilgi’nin tadını çıkarırken biraz da sıkılmış görünen sayın AKP genel başkan ve sayın başbakan adayı Yıldırım, üçüncü fotoğrafta oy veriyordu, diğerleriyle birlikte. Üzerinde ‘sayın’ müstakbel olmanın bir ağırlığı, vakarı var gibiydi bu kez. Ama yanındakiler yine ‘yumurcak’ havasındaydı. Poz veriyorlardı. Birinin eli, diğerinin belindeydi. Öyle bir dayanışma vardı anlayacağınız aralarında, Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliklerine ‘Evet’ oyu verirken. Kravatlar, ceketler rengârenk. Faça tam oturmuş. Güzel adamlardı Allah için. Allah sahiplerine bağışlasın; sayın müstakbel başbakanı tanımasam, İtalyan meclisi diyeceğim ama o ele veriyor mekânı.
Ve son fotoğraf, CHP’lilerdendi. Onlarda bir ‘sosyal demokrat gerginliği’ vardı sanki. Bazı sol kollar havadaydı. Pek anlaşılmıyordu ne yaptıkları. Sonra fark ettim ki TBMM başkanına karşı ‘laiklik’ protestosu yapıyorlarmış. Nasıl bir rahatlamaydı bendeki, anlatamam. Laiklik ilkesi güvencedeydi belli ki. Ne kadar bağırır ve o kolları ne kadar havaya kaldırırsan, laikliği daha da sağlama alırsın. Bir kısmı ‘Hayır’ oyu vermişti. Bir kısmı ‘Evet.’ Yine çok tipik bir sosyal demokrat tutarlılığıydı. Zaten ilk günden itibaren en tutarlı olan genel başkanlarıydı. Büyük bir cesaretle, “Anayasa’ya aykırı ama ‘Evet diyeceğiz” deyivermişti bir TV kanalında. Ana muhalefet partisinin genel başkanına düşen de, Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliklerine, ‘Evet’ demekti! Gerçi tümü ‘Hayır’ dese de geçecekti değişiklik. Buna mukabil güçlü bir ‘Hayır’, diğerlerinin işini zorlaştırırdı. İyi hoş da bu kez CHP, HDP’nin yanında görünecekti. Eyvahlar olsundu. El ele görünce, ‘milliyetçi abimler’ ne derdi! Aman aman iyi olmuştu böylesi. Vekillerin bir kısmı ‘Evet’, bir kısmı ‘Hayır’ verdi, sonra hepsi birden ‘laiklik’ sloganı attı. Zaten TBMM’de bugünün asıl konusu da, laiklikti! Onlar aslan sosyal demokratlardı. Anayasa’ya aykırı anayasaya değişikliğine ‘Evet’ oyu verip Türkiye’nin ‘üçünü milliyetçi cephe hükümeti’ne harç koydular. Sorunu TBMM’de çözelim diyenlerin şu davranışına ‘Türk tipi tutarlılık’ desek, yanlış olur mu ki?
İşte bugün TBMM’de böyle şeyler oldu. Ulusun temsilcileri bir araya geldi, hatıra fotoğrafı çektirip Anayasa’ya aykırı anayasa değişikliğine güle oynaya ‘Evet’ oyu verdi.
Arada bir, ‘Halkımız bu yaşananları hak etmiyor’ filan diye yazanlar olur. Ama ‘hak ettiğimizin ne olduğunu’ da söylemez, sır gibi saklar ve bizleri heyecanlandırılar! Hangi halktan söz ettiklerinden hala emin olamamakla birlikte, eğer kastettikleri Türkiye halkı ise şu fotoğrafları hak ediyor kuşkusuz. Hak ettiğindendir ki onlar tarafından yönetiliyor…
Not: Bundan sonraki aşama olan Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ve muhtemel sonuçları, bir sonraki yazının konusu olacak.