Y ve Z kuşağı örgü örmeye, yorgan dikmeye ve el sanatlarına ilgi göstermeye başladı. Peki ama ‘büyükanne hobileri’ niye bir anda gençler arasında popüler oldu?

2020’deki bir araştırmaya göre örgü insana huzur veriyor. Katılımcıların çoğu keder, kronik rahatsızlık ve ağrı gibi olumsuzluklara karşı örgü ördüğünü söylemiş. 2011’deki bir araştırma da örgüyle uğraşanların bilişsel gerileme ve demans hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı.
New York Times’ın haberine göre huzur ve aidiyet duygusu arayan genç nesiller ‘büyükanne hobileri’ne sarıldı.
ABD’nin Michigan eyaletindeki el sanatları okulunda sepet örme, ciltçilik, kağıtçılık, arıcılık, çorap örme gibi dersler veriliyor. Atölyelere katılan öğrencilerin çoğu 35 yaş altında.

Durum yalnızca Michigan’da böyle değil. ‘Büyükanne hobileri’ olarak bilinen örgü örme, patchwork dikme gibi el işlerine genç nesillerden yoğun bir ilgi var. Örneğin Minnesota’daki halk okulunda da birkaç yıl önce boş olan programlarında şimdi bekleme listesi var.
‘Bizi kendimizle buluşturuyor’
Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cal Newport şöyle diyor:
“Büyükanne hobileri bizi kendimizle yeniden buluşturuyor. Bunlarda ustalaşmak zaman ve konsantrasyon gerektirdiği için zor. Fakat aynı zamanda net ve tatmin edici sonuçlar da veriyorlar.”

İnternette ve sosyal medya platformlarında da bu hobiler sıkça paylaşılıyor. Pinterest’te ‘yeni başlayanlar için dikiş’ aramaları geçen yıl dört katına çıktı. Meraklıları da büyük ölçüde 34 yaşın altındaki kullanıcılar.
New York’ta eski ABD başkan yardımcısı Kamala Harris’in üvey kızı örgü kulübü kurdu. 27 yaşındaki Ella Emhoff yapay zekanın günlük hayata yerleşmesiyle bu tür etkinliklerin yeninden canlanmasının, insanlara özgü deneyimlere tutunma arzusundan kaynaklandığını söylüyor:
“Bunlar insanlara zihinsel yeteneklerinin azalmadığını hissettiriyor. İnsanlar dünyada özerk olamamaktan ve olaylara somut olarak dokunamamaktan korkuyorlar.”
‘Anlamlı şekilde kendini unutmak’
Danimarkalı psikolog Anne Kirketerp dikiş, örgü vb. el işlerinde zaman geçirmeyi ‘anlamlı şekilde kendini unutmak’ olarak tanımlıyor:
“Tam dikkat bir şey ürettiğinizde, beynimizin ‘varsayılan modu’ devre dışı kalır. İçsel gürültü ve olumsuz düşünceler ortadan kalkar. İşte bizim ihtiyacımız olan şey de budur.”