KAAN SEZYUM
Valimiz açıkladı, Almanların ihbarıyla, burada İstiklal’de yaşanan olayın ihbarı aynı değilmiş… Ben kendisine inanıyorum… Reyiz çıktı “Maçı iptal ettik” dedi. Çünkü ülkede her şeye kendisi bakıyor biliyorsunuz. İşte ülke bu şekil…
400’ü verin bana da basıp gideyim, kimsenin “Barış” dediğim zaman kafama vurmadığı bir yerde durayım. Huzur içinde çözelim şu işi…
Sonuçta insan ya da sevdikleri (hatta sevmedikleri bile) bir kere ölüyor, ölmeye alışmak, deneyim sayısı azlığı dolayısıyla zor.
Kayyumlara saygı

Patlama matlama, diğer mevzuları da unutmayalım. Bakın kayyumlar börekleri kaybetmiş. Tepsiyi de iade etmemişler, yazık değil mi?
Arada kaynayanlar

Vakıf ortamlarında tecavüz haberleri de arada kaynadı. Bu arada vakıf ve Karaman’daki tecavüz olayıyla ilgili yerel basının sitelerindeki haberlerin tek tek ortadan kaldırıldığı söylentisi çıktı. Bence mantıklı. İnternetten silerseniz, hafızamızdan da silinir. Sonuçta ben de haftalardır balyozla lüks zırhlı araba camı kırmaya çalışılması videosunu arıyorum, bulamıyorum. Bulan varsa link atsın.
Hastaneye ne gerek var ya?

Taksim’in tam ortasında Balo Sokak’ta bomba patlıyor, yaralananları götürdüğümüz yer Gaziosmanpaşa, Okmeydanı, Şişli, Samatya… Oldu olacak Edirne’de bakımlarını ve ilk yardımlarını yapaydık. Alman Hastanesi gitti, Taksim İlkyardım’ın içine inşaat yapılıyor, Türkiye’nin en merkezi ili İstanbul’un en merkezi noktası Taksim’de hastaneye ne gerek var….
‘Sırası gelen nakilde ölsün’ demenin devletçesi.
Yeter ki onursuz olmasın aşk

Yandaş olmak çok güzel aslında, ben de bir gün yandaş gazeteci, iktidar ne yaparsa alkışlayan bir insan olmak istiyorum ama olmuyor daha…
Bakın patlamadan sonra neredeyse ambülanstan önce gelen gizli Twitter ve Facebook yavaşlaması (yani hukuk dışı sansür denemesi diyelim) ardından, Sabah gazetesi sorumlu gazetecilik örneği gösterip patlamanın sorumlusunu bulmuş. Ne ihmal var, ne bir eksik. Tek derdimiz internet sansürünü meşrulaştırmak.
Hep yazıyorum, “Devlet sansürü sizi gerçeklerden korur” diye… Sabah’ın bahsettiği tivitleri ben de gördüm, gazeteci olmamama rağmen, gerçek mi değil mi diye önce mantığımı sonra interneti kullandım. Neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğunu beynimi kullanarak bulmaya çalıştım…
Neyse, geçtiğimiz 13 Mart Ankara patlamasından sonra yayılan yanlış bilgileri içeren ve doğrularını gösteren şöyle bir sayfa var.
Bonus: https://twitter.com/matakanfoca adresini de takip ederek bir sonraki olumsuz olayda bilgi kirliliği konusunda daha bilgili olabilirsiniz.
Vatandaşı değiliz, sorun yok!

Şu valilik atarını da şöyle kenara bırakayım da unutmayalım… Ya vali bi de çıkıp “Onlar farklı şeyler” dedi ama biraz daha açık olsa bu kadar rezil olmazdı. “Almanya’nın uyarıları Alman vatandaşlarını kapsamaktadır” dese, mesela, dinleyenler iki açıklamanın da aynı olmadığını anlardı. Ama diyemedi nedense…
Star gazetesi de bu uyarıyı ‘Alman Terörü’ olarak manşetlemişti… Yandaşlık çok güzel, herkes bize düşman.
Ouroboros

Ouroboros, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan ya da ejderha şeklinde resmedilen sembol. Kendini yaratmayı sembolize eden kuyruğunu yutmuş bir yılan şeklidir. Yunanca’daki ‘οὐροϐóρος’, Latince’deki ‘uroborus’ kelimesinden gelir ve bu sözcüklerin sözlük anlamı ‘kuyruğunu öldüren’dir. Yanar döner gökkuşağı mitleriyle benzerlik gösteren sembol ‘doğanın ebedi döngüsü’nü ifade eder.
Ouroboros sıklıkla öz düşünümlülüğü (işteşlik) ya da döngüselliği, özellikle de kendini sürekli yeniden yaratan anlamında, biter bitmez yeniden başlayan döngüler olarak algılanan şeyleri simgeler.
Başlangıçtan beri şeyin içinde var olan ya da kendini yok edilemez kudreti veya tabiatıyla sürdüren ilkel birlik ve bütünlük ideasını simgeler.
(Metinleri Vikipedya’dan aldım)
Failiniz kim?

Bakınız bu da Aydınlık’ın manşeti. Aydınlık da hemen olayın faillerini bulmuş gibi manşet atmış, “Barkey’in bombası” diyerek kimsesiz bombaya da bir yuva bulmuş… Gazeteciliğin güzel yanları bunlar.
Failiniz kim?

Bu tarz protestolar ve kolaylıklar da bu haftanın en tuhaf detaylarındaydı. Bir çiftimiz terörü Kürt vatandaşları yatağına almayarak çözüyor, diğer güzel kardeşimiz ise askerlere yüzde 50 indirim uygulayarak moral dağıtıyor.
Küçük mutluluklar
Her tarafımız patlama olduğu için terörle iç içe yaşamayı da öğreniyoruz çok şükür. Hatta bazı duyarlı vatandaşlarımız olay merkezinden yayın yapan bir gazetecinin arkasından mutluluk içinde kameralara el sallıyor. Önce kendisine duyarsızlığından dolayı biraz içerledim ama sonra belki de hayatta olduğunu göstermek istiyordur diye duyar yaptım. Gereksiz bir duyar ama her durumda da iki tarafı da anlamak lazım. Bu abi gerçekten neden el sallıyor acaba?
Abi tekerlek dönüyor!
Kenan Sofuoğlu (kendisini “Kardeş… sıkıntı yapma… sileriz” olarak da biliyor olabilirsiniz) bu kez de hepimize Facebook üzerinden moral dağıttı. Gerçekten de devletin bu çağrıya sessiz kalmayacaktır. Kardeş… Sıkıntı yapma… Ölürüz…
Bonus: ADAM gibi ölmek.
Kuş göçtü beybi!
Bu hafta çok korkunç şeyler yaşadık gerçekten de. Bir haftaya sığmayacak sıkıntılara maalesef bazen sessiz kaldım. Ankara patlamasından sonra Ferhat Göçer konserinin iptal olması beni de derinden yaralamıştı… Ferhat Göçer açıklaması aslında çoğu değerde çıtayı o kadar yükseğe koyuyor ki, uzanamıyorum oraya.
Bir kardeşlik procecelisi
Geçtiğimiz hafta terörü aşırı çok sert bakarak Instagram üzerinden durduran Elkan Pelteqkaya’yı ağırlamıştık, bu hafta da Instagram’ın en güzel insanlarından, belediye konserlerinin vazgeçilmez ismi Mustafa’yı ağırlıyoruz.
Şu güzel kostümü bile GS-FB maçının oynanmasına yetmedi. Ben ona üzülüyorum.
Every Rose Has it’s Thorn

Başlık 90’lı yıllardan, görsel günümüzden. Her anmanın, cenazenin, imam önü sırasının vazgeçilmezi Sarıgül, yine aramızdaydı… Kimi bu davranışını “Helal olsun adama, sen gidebildin mi Kaan” olarak, kimileri ise “Dostlar alışverişte görsün” diye değerlendirdi. Siz kendi kararınızı verin, beni de uğraştırmayın.
Başlıktaki parçayı merak ediyorsanız, buyrun (Saçlı slow glam rock sevmiyorsanız, kendinizi zorlamayın).
Mutluluğa inananların ülkesi
Haftayı güzel bir haberle bitirelim… İstanbul saldırısının ardından toplamda bir hafta içerisinde 40 insan hayatını kaybetti… Hatta sağlık bakanı hayatını kaybedenler için “Yabancı da olsa insandır” gibi bi laf da etti…
Patlamanın gecesinde de yaşanan bu kadar olumsuz olaydan sonra, Sümeyye Erdoğan ile Özdemir Bayraktar hayatlarını bir araya getirdi. Genç çifte mutluluklar diliyorum. Gerçekten de bu hafta o kadar olayın üzerine bu haberi duymak beni biraz rahatlattı. Hem de olumsuz olayın ertesinde başbakanlı, Topbaşlı, güzel bi ortam yapılmış…
Keşke dünyadaki her ülke mutlu olmayı bizim kadar benimsese. En kötü gününüzün gecesinde bile mutlu olacak bi şey var hayatta sonuçta. Yası da başkaları tutsun.
Tırt film sevenlere: Shark Exorcist
Bu tarz filmler nedense gündelik yaşamımızdaki anlamsızlıklarla iyi gidiyor gibi gelmeye başladı. Ekteki filmi de öneriyorum. Köpekbalığından kıza kaçan şeytan çıkarmalı tarzında düşük bütçeli tırt film sevenlere (Bence trailer’ı yeter size zaten).