Ak Parti iktidarında Ali Babacan ve halefi Mehmet Şimşek kurallı piyasa ekonomisini, Merkez Bankasının bağımsızlığını, asırlarca denenerek sınanmış (ortodoks) iktisadı savunuyorlar, müdahalelere direnmeye çalıyorlardı.
Önce Babacan’ın, ardından Şimşek’in tasfiyesiyle, Türkiye denetimsiz bir şekilde heterodoks politikalar kulvarına daldı… Geldiğimiz yer belli, on yıl geriye gittik!
Reuters’in tekzip edilmeyen haberine bakılırsa, Erdoğan bir çıkış yolu, bir dönüş vesilesi arıyor. Şimşek elbette akla gelecek ilk isim. Fakat…
Şimşek kabul etse bile, tek başına bu, umulan güveni yaratmaz. Çünkü Şimşek’in dediği gibi güven, “dünya normlarında olmaya, tüm alanlarda rasyonaliteye” ve “yapısal reformlara” bağlı.
Yani Merkez Bankasının bağımsızlığı, kurumların “bizden” değil liyakate göre reformu… En başta da yargı bağımsızlığı…
Bunları Erdoğan kabul eder mi?!. Bunlar kabul edilmeden Şimşek döner mi? Bilmiyorum, tahmin de edemiyorum.