İktidar çevrelerine yakın bir akademisyen olan Burhanettin Duran, Sabah Gazetesi’ndeki sütununda “Trump, ABD’nin Suriye’de kaybettiği alanı sınırlı bir füze saldırısıyla gerçekleştiremez. Kapsamlı bir Suriye politikasına ihtiyacı var. Rusya ile sahada gerilmeyi ve sonrasında pazarlığa oturmayı sağlayacak bir kararlı politika lazım… Bu yeni politika bölgesel müttefiklerinin kaygılarını da gözetmek zorunda. Ne DEAŞ’ı yenmek ne de muhaliflerin tasfiyesi Suriye’ye barış getirebilir” diye yazmış.
ABD’nin halihazırda böyle bir yönelimi yok gibi gözüküyor.
O zaman Türkiye’nin siyasetini oluştururken içinden geçenlere göre değil sahadaki gerçekliğe göre hareket etmesi gerekir. Bu bağlamda İdlib’de olup bitenler ve yıkımın boyutları Türkiye’yi yakından ilgilendirecektir.
Zira yıkılan kentten kaçan Cihadcılar ya Türkiye’ye ya da Kuzey Suriye’deki Türkiye’nin kontrol ettiği alana kaçacaktır. Bu cihet, Türkiye açısından PYD tehdidinden daha az kaygı verici sayılmamalıdır. İdlib’deki kaçışın düzenli, kontrollü ve Türkiye’nin başa çıkabileceği bir şekilde gerçekleşmesi ulusal güvenlik açısından azami önemdedir.