Sıcak hava dalgaları afete dönüşmesin

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Sadece birkaç gün önce insanlık tarihinin en sıcak günü yaşandı. El Nino’nun, sıcaklığı daha da artırması bekleniyor. Sıcak hava dalgalarının ‘afet’e dönüşebileceğini belirten Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Güler, yaşlılar ve çocuklar için riskin çok daha büyük olduğunu söyledi.

Fotoğraf: AA

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) dünyanın ısınmasına yol açan hava olayı El Nino koşullarının başladığını duyurdu. El Nino’nun, aşırı hava olayları, yeni sıcaklık rekorlarına yol açabileceği tahmin ediliyor. WMO’ya göre, El Nino yedi yıl sonra ilk kez tropikal Pasifik’te başladı. El Nino’nun yılın ikinci yarısında devam etme olasılığı yüzde 90.  El Nino ortalama olarak her iki ila yedi yılda bir meydana geliyor. Dokuz ila 12 ay sürüyor. El Nino’nun küresel sıcaklıklar üzerindeki etkisi, genellikle sonraki yıl içinde ortaya çıkıyor. Bu nedenle 2024’de etkisinin daha da belirgin olacağı tahmin ediliyor.

Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye son yılların en etkili Afrika sıcak hava dalgasının ulaşması ve yeni sıcaklık rekorlarına yol açması da bekleniyor. Dolasıyla aşırı sıcak hava ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Güler 2003’de Avrupa’da yaşanan sıcak dalgalarının bu durumun bir sağlık afetine dönüşebileceğini gösterdiğini hatırlattı: “Sıcaklık hem sıvı hem de elektrolit kaybına yol açması, aynı zamanda beyin ve diğer organların çalışma düzenini bozması nedeniyle istemediğimiz bir durum.”

Peki sıcak havalarda vücutta neler oluyor? Güler, basitleştirerek anlattı. Sıcak havalarda vücudumuz kızarır. Çünkü kılcal damarlar yüzeye doğru yükselir ve genişler. Kalp hızı artar. Terleme başlar. Ter buharlaşırken, kan soğur, vücut sıcaklığı düşer. Yüksek sıcaklığın etkisini azaltır. Kan dolaşırken vücudun iç sıcaklığın artmasını engeller. Aşırı sıcakta, kalbin ve diğer organların, sinir ve dolaşım sistemlerinin etkili şekilde çalışması için gerekli maddeler terle kaybedilir. Vücuttaki sıvı miktarının çok azalması da aynı şekilde kan dolaşımının olumsuz etkilenmesine yol açar. Soğuk havada ise tam tersi, betimiz, benzimiz atar, hafif solarız. Çünkü kılcal damarlar bu kez derinlere kaçar. Böylece ısı kaybı önlenir.

‘Sıcaktan zarar gelir, terli terli su için!’

Halk ağzında sık yinelenen “sıcaktan zarar gelmez” sözünün soğuktan korunmaya yönelik bir uyarı sayılmaması gerektiğini belirten Güler, şöyle devam etti: “Sıcaktan zarar gelir. İnsan sıcakkanlı bir canlı. Kolların, bacakların ve vücut yüzeylerinin sıcaklıkları büyük değişiklik gösterse bile görece sabit bir iç sıcaklığı sürdürür. İç vücut sıcaklığındaki değişiklikler, hafif yakınmalardan yaşamı tehlikeye düşüren durumlara kadar birçok soruna yol açar. Vücut iç sıcaklığı 36-37°C’lik dar bir aralıkta tutulur. Vücut iç sıcaklığının 39,5°C üzerine çıkması önemli işlevsel hasarlara neden olabilirken, 42°C üzerine çıkması ölümcül kabul edilir.”

Bir diğer yaygın yanlış inanış, ‘terli terli su içilmez’. Güler, bunun da tam tersini söyledi: “Terli terli su içilir ve içilmelidir de. Her sağlıklı kişi günde 1,5-2 litre su içmeli. Terle yitirilen su ve elektrolitler buna eklenmeli. Eczanelerde satılan ve ishal tozu olarak bilinen basit tuz, şeker ve karbonat içeren karışım bir litre suya karıştırılarak içilecek olursa bozulan elektrolit dengesinin düzelmesine çok yardımcı olur.”

‘Yaşlıları uzaktan değil, yakından takip edin’

Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen grupların başında yaşlılar geliyor. Yaşlılar sıcağa karşı hızlı tepki ve cevap veremiyor. Susama duygusu uyarıcı. Ancak yaşlının susadığında susuzluğunu gidermesi, sıcak hissettiğinde serin bir yere gitmesi yavaş ve hatta geç olabiliyor. Bu nedenle sıcaklardan daha hızlı etkilendiklerini belirten Güler, şöyle devam etti: “Fizyolojileri yaşlandığı için savunma mekanizmaları da zayıflamış oluyorSıcağa bağlı damar genişlemesi azalıyor. Terlemenin başladığı vücut sıcaklığı derecesi yükseliyor. Kullandıkları, bazı yatıştırıcı ve dolaşım sistemi ilaçları da etkiyi artırıyor. Yaşlıların sıcak algılamaları gençlerinkinden farklı olduğundan vücudu serinletici önlemler gecikebiliyor. Asla susuz kalmalılar. Yaşlılığın yanı sıra uzun süreli hastalıklarının olması da sıcağa karşı direnci azaltabiliyor.”

Güler bu nedenlerle aşırı sıcak dönemlerde yalnız yaşayan yaşlıların sık ziyaret edilmesi gerektiğini söyledi: “Uzaktan, telefonla arayarak takip etmek yerine gözle görmek önemli. Sıcak etkisiyle durumları birden bire bozulabiliyor. Yeterli su içmeleri, bulundukları ortamın serin olması önemli. Fransa hükümeti, sıcak dalgalarında yaşlılarda ölüm oranları artınca vantilatör dağıtmıştı. Ancak vantilatörlerin çok fazla etkili olmadığı görüldü. Sıcak havalara göre evlerin nasıl soğutulacağı, esintinin sağlanacağı, serin bölümünün neresi olduğuna kafa yorulmalı. Maalesef soluk almayan binalar yapıldı. Camlı da olsa açılmayan, havalandırılmayan, esintisiz evler inşa ediliyor.”

Arabada çocuk, evcil hayvan bırakılmaz

Bebek ve küçük çocuklar yaşlılardan sonraki ikinci önemli ve büyük risk grubunu oluşturuyor. Sıcakta vücut sıcaklıkları 39,4 °C’ye kadar çıkabiliyor. Sıcağa duyarlılık bebeklerde daha yüksek. Gelişimsel bozukluğu olanlarda da duyarlılık artıyor. Güler, “Çocuklar da farkına varamayabiliyor. Sıcak havalarda oynuyor ya da spor yapıyorsa, yanlarında su taşımalı ve en azından 20-30 dakikada bir içmeli. Çocuklar, yaşlılar gibi su içmeye özendirilmeli” uyarılarını yaptı.

Güler, güneş altında bırakılan arabaların iç sıcaklığının 60 dereceye kadar çıkabildiğini hatırlatarak, “Çocuk ve evcil hayvanların arabalarda bırakılması ölümcül etki yapıyor” dedi. 

Aşırı alkol sıcak altında susama duygusunda baskılanmaya neden oluyor. Su yetersizliği, aşırı terlemeyle birlikte birden bire terleme durabiliyor. Güler, “Vücut serinletme mekanizmasının dengesi de bozuluyor. Bu nedenle çok dikkatli olmak lazım. Sıcak havalarda güneşin alnında oturup, içki içmek, aşırı alkol almak, susuz kalmak bunların hepsi zararlı” dedi.

Nemin etkisi de var

Sıcağa tepki ve dayanıklılık bakımından farklılıklar olsa da sıcaklık arttıkça, enerji tüketimi ve yapılabilen işlerin azaldığını anlatan Güler, şunları söyledi: “Eğer ortam havası neme doymuşsa terlemeyle verilen su buharlaşarak havaya karışamaz. Vücudun soğutucu etkisi oluşamaz. Çevre sıcaklığı ve neminin artması özellikle yük taşıma ve kaldırma gibi işlerde çalışanların dolaşım sisteminin yükünü artırarak sorunlara neden olur.”

Etrafımızdaki ülkelerde sıcaklardan ölümler olurken, Türkiye bundan muaf mı? En sıcak dönemlerde dahi sıcaktan ölümler bildirilmiyor. Bizde sıcaktan ölümler olmuyor mu? Bu sorulara karşılık Güler, “Yaşlıların zaten bir takım hastalıkları olduğu için ölümünün sıcağa bağlanması her zaman mümkün olmayabilir. Sıcaktan ölümler kayda geçmiyor. Her insan öldüğünde kalbi durur. Bu hastalık değil. Gerçek nedeni bulmak için daha çok zamana ihtiyaç var. Hastanelerimizde vatandaş hızlı bakılmak istiyor. Hatta bunu marifet sanıyor. Oysa ki bir hastanın gerçek anlamda değerlendirilmesi için 15-20 dakika ayırmak gerekiyor. Toplumun eğitim düzeyi yükselmedikçe, ekonomik durum düzelmedikçe ve hekimler üzerinde ‘hastayı bekletme, hızlı bak, esas olan hastanın şikayet etmemesi’ baskısı sürdükçe pek çok hastalığın gerçek teşhisini koymak mümkün olmayacak.”

Aşırı sıcaklardan ayrıca, bakıma ihtiyacı olanlar, hamileler, açık alanda çalışanlar, kronik hastalığı (şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları) olanlar, sürekli ilaç (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kullananlar, sokak çocukları ve evsizler çok etkileniyor.

Derece derece sıcağın etkisi

Güler’in verdiği bilgiler ve uyarılar şöyle:

* Sıcaktan etkilenimin en hafif biçimi sıcak bitkinliği. Su ve elektrolit kaybına bağlıdır. Baş dönmesi, bitkinlik, yorgunluk gibi belirtiler verir. Tedavisinde elektrolit dengesizliğinin giderilmesi esas.

*Sıcak ortamda ağır egzersiz yapanlarda sıcak bayılması ve krampları görülebilir. Sıcak baygınlığı geçici kan basıncı düşmesiyle birlikte bilinç kaybı. Yatar durumda bilinç kaybı hemen düzelir. Sıcak ortamda egzersiz yapan şişmanlarda bu risk daha yüksek.

*Sıcak krampları sıcak ortamlarda egzersizden sonra özellikle bacaklarda ortaya çıkan kas krampları. Geçici sıvı elektrolit dengesizliklerine bağlı olarak meydana geldiği düşünülüyor.

*Yüksek sıcaklık derecelerinin en ciddi etkisi sıcak çarpması. Vücut iç sıcaklığının 40,6 ve üzerine çıkmasıyla oluşur. Terleme etkinliğini yitirir hatta durabilir. Zihinsel değişiklikler olur. Bilinç bulanıklığı, uyku hali ve bilinç kaybıyla ilerleyen ölümcül bir gidiş gösterebilir. Eğer vücut sıcaklığı 42 °C’nin üzerine çıkarsa beyin ve sinir sisteminin işlevleri durabilir. Ağır durumlar ölümle sonuçlanabilir. Ölüm oranı yüzde 40’ları bulabilir. Vücut sıcaklığının hızla düşürülmesini gerektiren acil bir durum. Bunda da vücut elektrolit dengesizlikleri düzeltilmeli.

Bunları unutmayın

*Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmeli.

*Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli. Geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalı.

*Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) denize girilmemeli ve güneşlenilmemeli.

*Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli. Her bir saatlik spor için en az iki-dört bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalı.

*Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmeli. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmeli.

*Kapalı alanlar iyi havalandırılmalı.

*Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmeli.

*Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmeli.

*Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli.

*Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalı. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmeli.

*Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmeli.

*Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusuyla ilgili doktora başvurulmalı.