Refah üretmeyen büyüme, şişmekle eşdeğerdir. İstihdamı artırmadığı gibi gelir dağılımını daha da bozar. Üstelik üretmek ve ürettiğini satmak zorunda olan Türkiye’nin yarınını fazlaca riske atar.
Son büyüme rakamlarına bakıyoruz. Yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi %2,5 büyüdü. Büyümeye en yüksek katkıyı 3,5 puanla hane halkı tüketimi verirken sanayi üretimi daraldı, net dış ticaretin büyümeye negatif katkısı genişledi. Belli ki bu yıl büyümeden umut kesme riski yükselmiş.
Bu ne yaman çelişkidir ki Orta Vadeli Program ile muradımız tüketimi kısmak ve üretimi zıplatmak iken tam tersi tecelli etti. Böylece büyüme baskılanan tüketimden gelirken üretim daralmaya başladı.
Sorulması gereken hayati soru şudur: Biz nerede, neyi, niye yanlış yapıyoruz?