Selva Demiralp: Merkez Bankası 'olduğu kadar' bir dezenflasyon programı yürütebiliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün geldiğimiz noktada, ne siyasetçinin ne üreticinin ne de tüketicinin önceliği enflasyonla mücadele gibi görünüyor. Böy­le bir toplumsal destekten yoksun kalan Merkez Bankası da, ancak ‘olduğu kadar’ bir dezenflasyon programı yürütebiliyor.

Faizler yeterli düzeye çekilemeyince, kur politikası finansal istikrarın ta­mamlayıcı bir aracı olarak görü­lüyor; ancak enflasyonla paralel biçimde kurun hareket etmesine izin verilmemesi, üreticilerin dış rekabet gücünü zayıflatıyor ve bu da haklı tepkilere yol açıyor.

Bu çıkmazdan kurtulup 2010 öncesindeki tek haneli enflas­yon seviyelerine dönmek müm­kün mü? Elbette mümkün. Fakat bunun için kısa vadeli kaza­nımlar yerine uzun vadeli, strate­jik bir planlama ve toplumsal uzla­şıya ihtiyaç var.

Kurumsal yapının güçlendiği, hukukun üstünlüğü­nün tesis edildiği; teknoloji, ino­vasyon ve ihracat odaklı sanayi­leşmenin desteklendiği; eğitim ve beşerî sermaye yatırımlarıy­la kapsayıcı bir kalkınma ortamı­nın oluşturulduğu bir Türkiye he­definde hemfikir olduğumuz anda yatırım iştahı yeniden artacaktır.

Bu şartlar sağlandığında, tıpkı 2001 sonrası dönemde olduğu gi­bi, Merkez Bankası kısa vadede faizleri yüksek tutsa bile yatırım­lar bu güven ortamında canlana­caktır. 

Selva Demiralp’in yazısı