Bir yandan cayır cayır “Büyük İstanbul Depremi” uyarıları yapıyorsunuz…
Diğer yandan, o büyük, ölümcül, ürkütücü depremin er ya da geç ama bir gün mutlaka yaşanacağını öngördüğünüz İstanbul’da, deprem kuşağındaki başka birçok ilimiz de dahil olmak üzere yurt sathında, kaçak yapılmış, imarsız, iskansız, ruhsatsız yapılarla “barış” yapıyorsunuz…
Daha ileri gidip, hakkında yıkım kararı olan binalarla da barışıyorsunuz…
“Ceza” kesilmiş binaların cezalarını da iptal ediyorsunuz…
Neyin kafası?
Dün Sütlüce’den naklen izlediğimiz skandalın idrake yetmediği belli; nitekim ilçenin yerel yöneticisi de herkesle birlikte izledi ve sadece “yapacak bir şey yok” diyebildi!
Ders almanız, “yapacak bir şeyler var” demeniz ve o şeyleri yapmaya girişmeniz için daha kaç afet gerekli?
Bütün şehrin çökmesini mi bekliyorsunuz?
Eğer öyleyse bir sır vereyim:
Siz de altında kalırsınız!