Şahap Eraslan: Mesele yardım ile ikame arasındaki sınırdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Manfred Spitzer, 2012’de yayımlanan Digitale Demenz (=Dijital Demans) adlı kitabında dijital teknolojilerin yalnızca hafızamızı değil, düşünme biçimimizi de dönüştürdüğünü ileri sürüyor. Kitabın provokatif başlığı zaten meseleyi sert biçimde ortaya koyuyordu: Teknoloji bizim yerimize hatırlamaya, hesaplamaya ve düşünmeye başladıkça, kullanmadığımız zihinsel yetilerin ne olacağı sorusu ortaya çıkıyordu.

Burada mesele teknolojiyi reddetmek değil. Hesap makinesi kötü bir araç değildir, navigasyon kötü bir araç değildir, internet kötü bir araç değildir ve yapay zekâ da yalnızca kötü bir araç değildir. Mesele, yardım ile ikame arasındaki sınırdır. Bir çocuğa “İki artı iki kaç eder?” diye sorduğumuzda makine dört cevabını verebilir. Fakat makine bir gün dört yüz cevabını verirse çocuğun bunun yanlış olduğunu anlayabilmesi için işlemin mantığını kendisinin bilmesi gerekir. Cevaba ulaşmak ile cevabın neden doğru olduğunu bilmek aynı şey değil yani.

Okulun işlevi de yalnızca doğru cevabı çocuğa ulaştırmak değil. Çocuğun düşünmesi, karşılaştırması, yanılması, yeniden denemesi, bir bağlantı kurması ve kendi zihinsel yolunu geliştirmesi gerekir. Bir cevaba üç saniyede ulaşmak bazen öğrenmeyi hızlandırabilir; fakat düşünme sürecinin yerine geçtiğinde öğrenmeyi ortadan da kaldırabilir.

Bu nedenle dijital demans meselesini yalnızca “hafızamız bozuluyor” biçiminde anlamamak gerekir. Daha önemli soru, insanın karşılaştırma, değerlendirme, karar verme ve kendi kanaatini oluşturma becerisine ne olduğudur.

Şahap Eraslan’ın yazısı