Rıfat Okçabol: Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyım yönetimi, uygulamalarıyla bir işgal kuvvetine benziyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

BÜ’deki kayyım yönetim, uygulamaları ile bir işgal kuvvetine benziyor: Neredeyse tüm kararlar öğrencilerin ve meşru akademisyenlerin beklentilerine karşı alınıyor. Öğrencilere ve meşru akademisyenlere her fırsatta orantısız cezalar veriliyor. Kapılar kilitleniyor. Okula giriş-çıkışlar yasaklanıyor. Gerektiğinde tank yerine TOMA’lar, asker yerine çevik kuvvet, silah yerine de duruma göre cop, biber gazı ya da plastik mermi kullanılıyor.

BÜ’de meşru akademisyenlerin yerini adım adım kayyım akademisyenler alıyor. Öğrencilerin en çok gereksinim duyduğu bazı yurtlar, keyfi olarak aniden kapatılıyor. Üniversitenin-kamunun binaları teknoparka dönüştürülerek sermayedara peşkeş çekiliyor. Üniversite, gerici kuruluşların oyun alanına ve zaman zaman da kayyımın girişimiyle savaş alanına dönüştürülüyor. Üniversitenin olmazsa olmaz ana birimlerinden biri olan kütüphane, alternatifi hazırlanmadan yıkılıyor.

BÜ öğrenci ve meşru akademisyenleri üniversiteye sahip çıkmaya çalıştığı için toplum BÜ’de olup bitenlerden haberdar oluyor. Oysa ülkedeki pek çok üniversitede de BÜ’de olanların benzerleri yaşanıyor. Ancak YÖK, BÜ’deki keyfi uygulamalara karışmadığı gibi, diğer üniversitelerdeki keyfi uygulamalara da karışmıyor. Hatta kayyım yönetimin isteğine uyup aniden dekanları görevden alıp yerlerine kayyım dekanlar atıyor. BÜ’nün desteklediği ve YÖK’e başvuran rektör adaylarını görüşmeye bile çağırmıyor.

Bu durum, yükseköğretim sistemimizin, BÜ sorununun ötesinde, bir YÖK sorunuyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Rıfat Okçabol’un yazısı