Psikoterapist Cem Keçe: Seks girmeyen eve cinsel terapist girebilir!

ŞULE TÜRKER

suleturker34@gmail.com

Psikoterapist Cem Keçe, “Her şeyde olduğu gibi ilişkilerde de istikrar önemli. Bu nedenle ilişkinin süresi ve şartları ne olursa olsun erkek de kadın da karşılıklı ilgiyi ve saygıyı canlı tutmak zorunda” diyor. Tatmin edici bir cinselliği, mutlu bir yaşamın önemli bir parçası olarak gören Keçe şöyle devam ediyor: “Devam eden ilişkilerde cinsel haz ve doyum kalitesinin kaçınılmaz olarak düştüğü inancı, en zehirli ve kendi kendini güçlendiren yanlış inançlardan biri. Olumsuz beklentiler, kendi kendini gerçekleştiren kehanetleri oluşturur.

Cem Keçe’yle sohbetimizin ikinci bölümünde cinsel hayattaki hataları konuştuk:

Cinsellikte başlıca hatalar neler?

Erkeklerin, kadınları cinsellikten uzaklaştıran başlıca yanlışlarını şöyle sıralayabiliriz:

Bakımsızlık: Erkek çok içki veya sigara içerse, kötü kokarsa, kişisel hijyenine -eskisi kadar- önem vermezse, kadın bundan rahatsızlık duyabilir, zamanla ona dokunmak bile istemeyebilir.

Aşırı kıskançlık: Kadına karşı aşırı sahiplenici ve kıskanç tavırlar göstermek belki ilk başlarda iyi bir etki bırakabilir. Ancak erkeğin aşırı müdahaleci tavırları eğer duygusal şiddete dönüşmüşse kadında olumsuz bir algıya neden olabilir.

Baskı kurmak: Kadının da erkeğin de ayrı bir dünyası vardır. Eğer erkek kendi dünya algısını baskı kurarak kadına kabul ettirmeye çabalarsa sonunda iki dünya çarpışır. Baskı sürerse kadın kesinlikle psikolojik tepkisini ortaya koyar ve zamanla soğuyabilir.

Özensiz tavırlar sergilemek: Flört dönemlerinde erkeğin kadına karşı gösterdiği nazik, ılıman ve sevecen tavırların değişmesi, eskisi gibi ilgi ve özen göstermemesi, kadını kaybetmesinin kestirme yolu gibidir. Her şeyde olduğu gibi ilişkilerde de istikrar önemlidir. Bu nedenle ilişkinin süresi ve şartları ne olursa olsun erkek de kadın da karşılıklı ilgiyi ve saygıyı canlı tutmak zorunda.

Bencillik: Bencillik, bir insani ihtiyaç. Ancak aşırı bencillik, her olgunun merkezine kendini yerleştirme davranışı sıkıntı veren bir tutum.

Aceleci olmak: Kadınlar, cinsellik başta olmak üzere birçok konuda erkeğin aceleci tavırlarından rahatsız olur. Unutmamak gerekir ki ilişki, iki birey arasında yaşanan, gerekli sabrı ve saygıyı gerektiren bir süreçtir. Kendine odaklı ve acele ile cinsellik yaşayan bir erkek, bir süre sonra kadında dengesiz bir ruh haline neden olabilir.

İlişkiyi monotonlaştırmak: Uzun süre cinsellikten ve uyaranlardan uzak kalmak, cinsel isteği azaltabilir. Cinsel ilişki hep aynı, durağan ve fanteziden yoksun ise çift zamanla birbirinden uzaklaşabilir.

Kadının istemediği davranışlarda ısrar etmek: Evlilikte ya da ilişkide anlaşmazlık, cinsel sorunu da beraberinde getirebilir. İstemediği davranışlarda ısrar etmek kadını öfkelendirir, öfkeli kadın zamanla eşinden soğuyabilir.

Cinselliği sınırlı bakış; Cinsellik, ruh, beden ve zihin üçgeninde yaşanılan bir süreç. Yani cinsellik çok boyutlu bir kavram. Bu boyutların eksik bırakılması ile yaşanılan cinsellik, kadın ve erkekte cinsel sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Seksi sadece penisin vajinaya girmesi ile sınırlamak, cinselliğin yalnızca neslin devamına yönelik olması gerektiğine ilişkin bazı tutucu görüşlerle de paralellik gösterir. Cinselliğin sevgi, saygı ve güvenle birlikte yaşanması gerekir. Bunun aksi olursa kadın ve erkekte yaş ilerlediğinde ya da bir hastalık durumunda, yaşamaları gereken yakın ilişkilerden ya da sevgi paylaşımlarından yoksun kalmaya neden olabilir.

Kadının vücudunu beğenmemek: Kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne çok önem verir. Erkek iltifat etmediğinde, beğendiğini ve arzuladığını partnerine hissettiremediğinde, kadın zamanla özgüvenini yitirir ve cinsel açıdan soğuk bir hale gelebilir.

Sekste başarısızlık korkusu yaşayanlara neler tavsiye edersiniz?

Başarısız olma korkusu olarak bilinen performans kaygısı ya da anksiyetesi, erkeğin sertleşememesine ya da istemsiz ve denetimsiz olarak hızlı bir şekilde boşalmasına yol açar. Sekste erkekler gibi kadınlar da kaygıya karşı savunmasızdır.

Cinsel performans kaygısının üstesinden gelmek için yapılması gerekenler şunlar:

Vücudunuzu tanıyın: Öncelikle vücudunuz hakkında bilgi edinmenize, cinselliğinizi anlamanıza ve kendinizi neyin mutlu ettiğini keşfetmenize izin vermek önemlidir. Mastürbasyon ve seks oyuncakları, vücudunuzun cinsel tepkilerini ve isteklerini öğrenmenize yardımcı olacaktır.

Partnerinize karşı açık olun: Partnerinizle kaygılarınız hakkında konuşmak, sorunu hafifletmeye yardımcı olabilir. Birlikte bir çözüme ulaşmaya çalıştığınızda, bir çift olarak daha da yakınlaşabilir ve cinsel ilişkinizi geliştirebilirsiniz. Seks sırasında iletişim kurmak, isteklerinizi dile getirmek de performans konusunda kaygılanmanızı engeller.

Orgazma odaklanmayın: Orgazm olmak için kendinize baskı uygulamak yerine, daha nazik bir yaklaşım benimseyin. Kendinizi biraz rahat bırakın ve bunun her seferinde olmayabileceğini kabul edin. Seksin tüm yönlerinden zevk almayı öğrenin, partnerinizle birlikte olmanın getirdiği fiziksel yakınlığın tadını çıkarın.

Cinsel birleşme olmadan da cinselliği yaşayın: Şehvetli bir masaj veya birlikte banyo yapma gibi cinsel ilişki içermeyen samimi anlar yaratmak yardımcı olabilir. Mastürbasyonla birbirinizi tatmin edin, böylece cinsel olarak her zaman baskı altında hissetmek zorunda kalmazsınız.

Ana odaklanın: Seks sırasında zihninizi tamamen boşaltıp, yaşadığınız ana ve hislerinize odaklanın. Zihninizi cinsel performansınızdan uzaklaştırmak, sizi cinsel zevk almaktan alıkoyan kaygıları ortadan kaldıracaktır.

Cinsel terapiste danışın: Bu teknikleri denedikten sonra halen performans kaygısının üstesinden gelemediyseniz sessizlik içinde acı çekmeyin bir cinsel terapiste başvurun.

Cinsellikle ilgili bilinmeyenler bilinenlerden çok daha fazla

Çok bilinmediğini düşündüğünüz ‘seks sırları’ neler?

Konuşmaktan utanılan, çekinilen ama bir o kadar da cinsel mitlere ve hurafelere konu olan cinsellikle ilgili bilinmeyenler, bilinenlerden çok daha fazla. Ancak doğru bilinen yanlışların tuzağına düşülmemesi için her zaman doğru kaynaktan edinilen bilgilere ihtiyaç var. Kadın-erkek ilişkisinin olmazsa olmazı olan cinselliğin, ilişkilerin sürüp sürmemesindeki etkisi, kadın ile erkek arasındaki diğer kriterlerin etkisinden çok daha fazla.

Bu cinsel kriterlerin dayandığı ve yakın ilişkilerin ömrünü uzatacak 10 sırrı şöyle sıralayabiliriz:

Cinsel istek ve isteksizlik genetik olabilir: Cinsel dürtüler insanda doğuştan vardır ve öğrenme yoluyla sonradan gelişebilir. Ancak cinsel dürtülerin genetik kodlarının olma ihtimali de yüksek.

Sevişmek her zaman, seks zaman zaman yapılmalı: Dokunmaların çok olduğu bir cinsel yaşamda heyecana yer verildiği için cinsel istek zamanla artar ve doyurucu bir cinsel yaşam ortaya çıkar. Ayrıca aşkın, sevginin, tutkunun ve arzunun belirtisi olan öpüşme, çiftlerin boşanma olasılığını en aza indiren cinsel yakınlaşmaların başında gelir.

Nezaket, cinsel tutkunun düşmanı olabilir: Günlük yaşamda çok olumlu bir davranış olan nezaket bazen yatak odasında tutkunun düşmanı olabilir. Çiftler nezaketi ilişkilerinde korumaya devam ederken, yatak odalarına alma konusunda dikkatli olmalı. Çünkü cinselliğin doğal ve içten geldiği gibi yaşanması gerekir, nazik olma endişesi bazen cinsel tutkunun ve doğallığın düşmanı olabilir. Ancak yatak odasından nezaketi çıkarırken, yerine kabalığın geçmemesine de dikkat edilmesi gerekir.

Cinsel fantezi ayıp değil, yararlı: Uzun süreli ilişkilerde cinsel yaşam zamanla monotonlaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Tutkulu bir cinsel yaşamda fanteziler önemli bir yer tutar. Cinsel fantezilerin karşılıklı istekle partnerle paylaşılması cinsel hayata renk katabilir.

Sabah seksi mutlu bir günün anahtarı olabilir: Sabah dinlenmiş vücut ve zihinle sekse odaklanmak, diğer zamanlara göre daha kolay olabilir. Seks, mutluluk hormonu olarak bilinen endorfinin daha fazla salgılanmasını sağlar. Sabah seksi güne mutlu başlamayı garantileyebilir.

Orta yaş ve üstü, cinsellikte zirve yaşları: Cinselliği gençlikle bağdaştıran yanlış algılayışın değiştirilmesi gerekir. Gerçekte orta yaş ve üstü, cinselliğin zirvesinde olduğu yaşlar. Erkekler ve kadınların ilerleyen yaşlarında ulaştıkları duygusal olgunluk birbirleriyle daha nitelikli yakın ilişkiler kurmalarını sağlar. Kadın-erkek ilişkisinin niteliğinin artması, yaşayacakları cinselliğin de daha nitelikli olması anlamına gelir.

Cinsel yaşam ara sıra duraklama dönemine girebilir: Özellikle uzun süreli ilişkilerde cinsel yaşam, iş yoğunluğu, stres, iklim geçişleri, doğum ve ölümler, çocuklar, aile içi kaygılar gibi nedenlerden dolayı duraklama dönemine girebilir, bu durum doğaldır. Bu gibi dönemlerde partnerler birbirlerine anlayış ve hoşgörüyle yaklaşabilmeli. Verilen aradan sonra tekrar başlayan cinsel yaşam, özlem, tutku ve coşkuyla çok daha doyurucu olabilir.

Mastürbasyon doğal bir ihtiyaç: Halk arasında dolaşan hurafelerin aksine mastürbasyon sakıncalı bir durum değil. Ülkemizde kadınların yaşadıkları cinsel sorunların başında gelen cinsel isteksizlik ve orgazm olamama sorunlarının nedeni, çocukluktan itibaren cinsellikten korkutularak, utandırılarak, hiç mastürbasyon deneyimi olmadan ilk cinsel ilişkilerini yaşamaları. Kişinin cinsellikten zevk alabilmesi için önce kendi bedenini tanıması, nelerden keyif aldığını bilmesi gerekir. Bunun yolu da mastürbasyon. Biz cinsel terapistler sadece evli erkeklere tek başına porno izlenmesini ve beraberinde mastürbasyon yapılmasını yasaklıyoruz.

Orgazm ve boşalma aynı şey değil: Orgazm olmak ve boşalmak aynı şey gibi düşünülür ama ikisi birbirinden farklı. Orgazm, çeşitli fiziksel ve psikolojik cinsel uyaranlar sonucu beynin harekete geçmesi ve bazı hormon mekanizmalarının etkisiyle hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan, geçici şuur bulanıklığı, kontrol kaybı duygusu, zamandan kopuş ve tüm bedende güçlü kasılmaların yaşandığı yoğun bir boşalma. Boşalma ise cinsel ilişkilerin sonlarına doğru yaşanan ve 10-15 saniye süren kasılmalarla kendini gösteren fiziksel ve bedensel bir rahatlama.

Kegel egzersizleri cinsel isteği artırır: Cinsel organları saran kasların güçlendirilmesi amacıyla yapılan ve Kegel egzersizleri adı verilen egzersizler, cinsel sağlık için çok önemli. Kegel egzersizlerini yaparak kaslarını güçlendiren bir kişinin cinsel isteği, boşalma kontrolü ve boşalmasının kalitesi artacaktır.

Düzenli seks vücudun formda tutulmasına yardımcı olur

Seksin sağlığa faydaları neler?

Güneş girmeyen eve doktor girdiği gibi, seks girmeyen eve de cinsel terapist girebilir!

Faydalarını sayacak olursak…

Bağışıklık sistemini güçlendirir: Düzenli seks, immünoglobin A başta olmak üzere, vücudunuzun mikrop, virüs ve bakterilerle savaşmak için kullandığı antikorların daha fazla salgılanmasını sağlayarak bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.

Kalp krizi riskini düşürür: Düzenli seks kalbinizin dostudur. Kalp atış hızınızı artırmak için harika bir yol olmasının yanı sıra, östrojen ve testosteron hormonlarının düzeylerinin dengede tutulmasına yardımcı olarak kalp sağlığınıza da katkıda bulunur.

Felç riskini azaltır: Seks, vücutta kan dolaşımının hızlanmasını ve kan basıncının düşmesini sağlar. Düzenli bir seks yaşamı, yüksek tansiyonun önlenmesine ve böylece felç riskinin azalmasına yardım eder.

Ağrıları azaltır, yaraları iyileştirir: Seks sırasında salgılanan bir kimyasal olan oksitosin ve endorfin hormonun daha fazla salgılanmasını sağlayarak ağrıların azalmasına yardımcı olur. Aşkın hormonu olarak bilinen oksitosin ayrıca yaraların iyileşmesini hızlandırıcı bir etkiye de sahiptir.

Kadınlarda mesane kontrolü artırır: Düzenli seks pelvik taban kasları için egzersiz işlevi görerek kadınlarda mesane kontrolünü artırır. Özellikle menopoz döneminde görülen mesane, rahim ve barsak sarkmalarının azalmasına da yardımcı olur.

Cildi güzelleştirir, yaşlanma etkilerini azaltır: Seks, kan dolaşımını artırarak cilt hücrelerine daha fazla oksijen taşınmasına yardımcı olur. Ayrıca vücutta kolajen üretiminin artmasına da katkı sağlar. Dolayısıyla düzenli seks sonucunda lekeler ve sarkmalar gibi yaşlılık etkilerinin azaldığı, parlak, sağlıklı ve genç görünümlü bir cilde sahip olabilirsiniz.         

Vücudu formda tutar: Düzenli seks, düzenli egzersiz anlamına gelir, seks sırasında 30 dakikada yaklaşık 100 -150 kalori harcanır. Ayrıca seks sırasında vücuttaki çok sayıdaki kasın çalışmasının egzersiz hareketlerinin yaptığına benzer bir etkisi olduğundan, düzenli seks vücudun formda tutulmasına yardımcı olur.

Aldatmayı önler: Araştırmalar, aldatmaların en önemli nedenini seks sorunlarının oluşturduğunu gösteriyor. Sağlıklı ve mutlu bir seks hayatı aldatmaları da önlüyor ve çiftin ilişkisinden aldığı doyumu artırıyor.

Cinsel organlarda hastalık oluşumunu önler: Seks sırasında pelvis bölgesinde kan dolaşımının artması rahim, tüpler ve yumurtalıklar gibi pek çok cinsel organın sağlıklı olmasına katkı sağlar. Araştırmalar seksin prostat kanseri riskini düşürdüğünü göstermektedir.

Uyku sorunlarını giderir: Seksten sonra salgılanan hormonlar rahatlama ve gevşemeyi sağlayarak vücudun uykuya geçişi kolaylaştırır.

Cinsel isteksizlik sorununu çözer: Seks sonrasında testosteron hormonun düzeyindeki artış libidonun yükselmesine neden olur. Libidonun yükselmesi ise cinsel isteksizlik sorununun giderilmesinde önemli bir rol oynar. Yani seks, seksi getir.

Stresi azaltır: Modern yaşamın getirdiği streslerden kurtulmanın en iyi ve keyifli yolu sekstir. Düzenli seks ile günlük koşturma ve yoğunluğunuzun üzerinizde yarattığı baskı ve stresten kurtulabilirsiniz.

Kendinize güveninizi artırır: Seksle cinsel ve duygusal doyuma ulaşmak ve eşinizin de sizinle birlikte bu doyumu yaşamasını sağlamış olmak kendinize güveninizin artmasına yardımcı olur.

‘Cinsellikte mahşerin dört atlısı’ diye tanımladıklarınız neler?

Hem bireyi hem de çift ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen abartma, korkma, bilgisizce yaşamaya çalışma ve görev olarak görme şeklinde sıraladığım abartılı ve yanlış inanışları ‘cinsellikte mahşerin dört atlısı’ olarak tarif ediyorum.

Cinsellikle ilgili korku ve endişeleri yansıtan ‘Erkek adam her gün seks yapar!’, ‘Erkekler cinsel ilişkiye her zaman hazırdır!’, ‘Sekste erkeğin penis boyu çok önemlidir!’ gibi cinsel mitler abartılı söylemlerden başka hiçbir şey değil. Cinsellikte abartma yerine hayatın eğlenceli bir parçası haline getirilmesini tavsiye ediyoruz.

Çiftlerin birbirini ve yaşadıklarını doğru algılayabilmesi için korkmaması gerekiyor. Cinsel mitlerin yarattığı korku imparatorluğunun yerine haz alıp rahatlama algısının yerleştirilmesi gerekiyor.

Cinsellik, tıpkı araba kullanmayı öğrenmek gibi, okuyarak, tecrübe ederek, dokunarak, görerek ve hissedilerek öğrenilebiliyor. ‘Kadınlar sadece vajinalarıyla boşalırlar!’ veya ‘Penisin sertleşmesi erkeğin elindedir!’ gibi cinsel mitlerin en önemli nedenlerinin başında, cinsellikle ilgili konuların açıkça konuşulmaması, tartışılmaması geliyor. Bu nedenle cinselliği bilgisizce yaşamaya çalışmak yerine merak ile keşfe çıkmak gerekiyor.

Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutkuyu sürdürmenin şifresi, duygusal açıdan karşıdaki insanla bütünleşirken kendin olarak kalabilme yeteneği. Bunun için kişinin kendini bir şey yapmaya mecbur hissetmemesi ve performansıyla ilgili endişe duymaması gerekiyor. ‘Erkeğin görevi kadını boşaltmaktır!’, ‘Seks yapmazsam kocam beni aldatır!’ veya ‘Seks sadece çocuk sahibi olmak için yapılır!’ gibi cinsel mitlerden kurtulmak için, cinselliğin görev olmaktan çıkartılması, ruhun ve bedenin bir armağan gibi paylaşılması olarak kodlanması gerekiyor.

Seks evliliğin harcıdır

Klasik soruyu da sorayım; evlilik cinsel hayatın heyecanını azaltıyor mu?

Aktif bir cinsel yaşam, mutlu evliliklerin sabır, sadakat, koşulsuz sevmek, samimiyet, vefa, şefkat, tutku ve karşılıklı saygı gibi temel taşlarını birbirine sabitleyen harç. İkili ilişkilerin ve evliliklerin sağlıklı bir şekilde yol alabilmesi için cinsel ilişkinin karşılıklı doyuma ulaşılarak devam etmesi en önemli şartlardan biri.

Diğer bir ifadeyle, karşılıklı anlaşma, sevgi, saygı ve aşk, çifti bir araya getiren oldukça önemli faktörlerken, birlikteliğin sürmesinde birincil olarak rol oynayan fiziksel birleşmedir, sekstir. Yani seks evliliğin harcıdır. Sanılanın aksine, çiftlerin nedense son sıralara attıkları cinsel hayat aslında mutlu bir evliliğin ve ikili ilişkilerin önemli bir anahtarı.

Ebeveynler, çocuklarına ne zaman cinsel eğitim vermeli?

Ebeveynler, çocuklara cinsel bilgiler vermenin onlara bir şekilde zarar vereceğinden veya onları hayatlarının erken dönemlerinde cinsel olarak aktif olmaya teşvik edeceğinden endişe eder. Eğitim ve bilgi çocukları cinsel olarak aktif olmaya teşvik etmez, aksine, çocuklar neler sorabilecekleri ve konuşabilecekleri konusunda herhangi bir kısıtlama olmadığında ve ihtiyaç duydukları tüm gerekli bilgilere sahip olduklarında, cinsellikle ilgili daha iyi kararlar alırlar.

Cinsel eğitimin temel amacı çocukların cinsel gelişimini desteklemek ve korumak. Çocuklara cinselliğe yönelik gerçekçi ve pratik bir bakış açısı vermek, onlara yiyecek, barınak, güvenlik ve sevgi dolu bakım vermek kadar önemli. Cinsel eğitim sırasında çocuklara aktarılması gereken en önemli bilgi, cinselliğin insanın normal ve doğal bir parçası olduğu. Çocuk cinselliği, yetişkin cinselliğinden tamamen farklı ve doğal bir gelişim süreci ve bu süreçte çocukların ilk önce anne-babaları tarafından bilgilendirilmeleri gerekli. Ancak cinsellik konusunda çocuğa neyi nasıl anlatacağını bilmemek anne-babaları tedirgin eder. Bu yüzden de çoğu ebeveyn ya yanlış bilgilendirme yaparak ya da hiçbir şey söylemeden çocuğu kendi başına öğrenmeye bırakarak cinsel gelişimine zarar verebilir.

Anne babalar çocuklara cinsellikle ilgili bilgileri ne kadar erken vermeye başlarsa cinsel eğitimin sonraki aşamalarında iletişim kurmaları o kadar kolay olur. Cinsellikle ilgili bilgiler yavaş yavaş ve günlük yaşamla bütünleşmiş bir şekilde sunulmalı.

Cinsel eğitimde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, çocuğun konuşmak istediği her zaman anne babaların istekli olmasr. Bir çocuğun cinsellik hakkında bilmesi ve anlaması gereken temel bilgiler her yaşta faklıdır. Bu nedenle cinsel eğitim çocuğun gelişim dönemlerine uygun olarak aşamalar halinde verilmeli. Çocuklar ve ergenler cinsel gelişimleri sırasında neler yaşayacağını bildiğinde bu değişikliklerle birlikte gelen zorluklarla başa çıkmaları daha kolay olacaktır.

Toplumda yaygın olan ‘cinsel mitler’ nelerdir?

En belli başlılarını şöyle sıralayabilirim:

Erkek cinsel ilişkiye her zaman hazırdır: Cinsellik mekanik şekilde yaşanılacak bir süreç değildir. Stres ve hastalık gibi olumsuzluklar kadının da erkeğin de cinsel yaşantısını olumsuz etkileyebilir.

İyi bir sevişme orgazm ile sonlanmalı: İyi sevişme, karşılıklı haz alabilmeye dayanır. Orgazmın yaşanmaması, o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anlamına gelmez. Bu mit, partnerlerin ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanmalarına, bu da yaşanan hazzın sürdürülememesine ve orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir.

Cinsellik hakkında konuşmak ayıptır: Çiftlerin cinsellikten beklentilerini konuşmaları, cinsel sağlığı olumlu yönde etkileyecek bir unsurdur.

İki tarafın da aynı anda orgazm olması gerekir: Birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Aynı anda orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, kadın ve erkeğin beklenti düzeyini artırır ve o an yaşayacakları hazzı kaçırmalarına neden olur.

Cinsel organın boyu çok önemlidir: Erkek tarafından en çok takıntı yapılan konulardan biri penis boyutudur. Penis boyu ortalama 14 santimetre olmakla beraber 10-18 santimetre arası da normal boyutlarda kabul edilmektedir. Sanıldığının aksine penis boyuyla cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki yoktur.

İlk ilişkide kanama olmazsa kadın bakire değildir: Cinsel ilişki ağrı ve acı yapmaz. Aslında kanama olmaması normalde beklenen bir durumdur. İlk cinsel ilişki sırasında kızlık zarında hafif bir açılma olur. Ayrıca kızlık zarından gelen kan, parmağın kanaması gibi değil, belli belirsiz bir sıvıdır. Bu da rahat bir cinsel ilişkide hiç fark edilmeyebilir.

Mastürbasyon cinsel isteği ve gücü azaltır: Türk toplumunda zararlı ve günah olarak vurgulanır ancak mastürbasyon kişinin rahatlamasına ve kimseye zarar vermeden cinselliği yaşamasına yardımcı olduğu için doğal bir süreçtir. Mastürbasyonun cinsel gücü azalttığına dair söylenenler ise yanlıştır. Zararlı olan mastürbasyon değil, ona eşlik eden ayıp, günah gibi olumsuz inançlardır. Mastürbasyon kişinin kendisiyle barışık olduğunun temel göstergelerindendir. Doğru yapıldığında kişinin cinselliğine olumlu katkılar sağlayan bir süreç olur. Ancak yakalanma korkusuyla ve günah işliyorum duygusuyla yapıldığında erkeği erken boşalmaya programlayabilir, suçluluk duygusu ileride sertleşme sorunlarına ve cinsel isteksizliğe yol açabilir.

Psikoterapist Cem Keçe: Çoğu çiftin sorunu cinsellikte düğümleniyor

Yarın: Çevrimiçi flört sitelerinin ilişkiler ve cinsel hayata etkileri, Metaseks, hayalet sevgililer, sanal aldatma, BDSM.

Kimdir?

Cem Keçe 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü’nde ‘aile danışmanlığı’ eğitimi aldı. Konya Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘psikolojik danışma ve rehberlik’ üzerine yüksek lisans, Azerbaycan Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda psikiyatri ihtisası yaptı.

Prof. Dr. Vamık Volkan’dan psikanalitik psikoterapi eğitimi ve psikanalitik psikoterapi süpervizyonu, Prof. Dr. Cengiz Güleç’ten ‘Psikoterapi Eğitim Uygulama ve Psikoterapist Yeterlilik Sertifikası’, ‘Cinsel Terapi Uygulayıcı Sertifikası’ ve ‘Psikoterapi, Evlilik Terapisi ve Cinsel Terapi Eğitici Sertifikası’ aldı.

Prof. Dr. Cengiz Güleç, Prof. Dr. Gerald Weeks ve Prof. Dr. Jakob Pastoetter ile birlikte Uluslararası Entegratif Kognitif Psikoterapi Enstitiüsü’nü (International Integrative Cognitive Psychotherapy Institute-IICPI-iicpi.org) kurdu.

German Society for Social Scientific Sexuality Research tarafından cinsel sağlık bilimi ve cinsel reform konusunda hizmetlerde bulunanlara verilen ‘Magnus Hirschfeld Madalyası’ ile ödüllendirilen ilk Türk psikoterapist.

2000 yılında Türkiye’de cinsel terapi, evlilik terapisi ve psikoterapi mesleğinin ayrı bir meslek örgütü olarak kabul edilmesini sağlamak ve kişilere, ailelere ve organizasyonlara psikolojik ve kurumsal hizmetler vermek amacıyla Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) ve Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği’ni (PSİKODER) kurdu. Halen CİSED’in genel başkanlığını ve PSİKODER’in başkan yardımcılığı görevini yürütüyor.

Amerikan Psikiyatri Birliği, Amerika Psikoloji Derneği, Avrupa Psikiyatri Birliği, Alman Psikiyatri Psikoterapi ve Psikosomatik Sağlık Derneği ve Avrupa Cinsel Tıp Derneği’ne üye. İstanbul ve Ankara’da çalışıyor.