Para ve güç, erkek öz saygısı için neden bu kadar önemli?

Araştırmalara göre eve parayı eşi getiren erkek, ruh sağlığı açısından olumsuz yönde etkileniyor. Cinsiyet rollerinin bu problem üzerindeki etkisi büyük.

Fotoğraf: Canva

Uzun zamandır toplumdaki ana geçim kaynağının erkekler olduğu varsayılsa da giderek artan sayıda kadın erkek eşlerinden daha fazla kazanıyor.

Fakat hala erkekler kadınlardan daha fazla kazanma eğiliminde ve çocuklu evli çiftler arasında kadınlar erkeklerden daha fazla çocuk bakımı ve ev işi yapıyor.

Kadınların geçim kaynağındaki bu kademeli yükselişi, parayı kimin kazandığının hem evdeki hem de toplumdaki güç dinamikleri üzerinde kalıcı ve güçlü etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

Bu değişen aile dinamiklerinin bu kadar etkili olmasının temel nedenlerinden biri ise paranın güçle çok yakından bağlantılı olması. Erkekler evlerinde en çok kazanan kişi olmadıklarında, bu onların güçsüz hissetmelerine, zihinsel refahlarının azalmasına ve hatta boşanma olasılığının artmasına yol açabiliyor.  

Giderek artan sayıda araştırma, bir erkeğin kadın partnerinin kendisinden daha fazla kazanmasının öz saygısını ve mutluluğunu etkileyebileceğini gösteriyor. 

İsveç’teki heteroseksüel çiftler üzerinde yapılan yakın tarihli bir çalışma, kalıpları aramak için 10 yıllık kazanç verilerinin yanı sıra zihinsel sağlık teşhislerine de baktı. Araştırmacılar, eşlerin erkek eşlerinden daha fazla kazanmaya başladığı noktada, erkekler arasında zihinsel sağlık teşhislerinde bir artış olduğunu buldu.

Kadınlar dahil olmak üzere, eşleri daha fazla kazanan tüm katılımcılar için zihinsel sağlık teşhislerinde yüzde 8’e kadar bir artış olurken, erkeklerde genel olarak yüzde 11’e kadar daha belirgin bir artış yaşandı.

Durham Üniversitesi Ekonomi Bölümün’nden çalışmayı yöneten Demid Getik, artık erkeğin daha fazla kazanması gerektiğini açıkça duymasak da bu beklentilerin hala oldukça yaygın olduğunu söylüyor.

Getik, partneri daha fazla kazanmaya başlayan erkeklerde ruh sağlığı teşhislerindeki artışın, bu çiftlerin ilişki memnuniyetindeki azalmanın bir göstergesi olabileceğini ancak verilerinin bunu özel olarak değerlendirmediğini belirtiyor.

Bu arada bazı araştırmalar, daha fazla kazanan kadınların kocalarının eşlerini aldatmaya daha yatkın olduğunu gösteriyor. Yazarlar bunun, geçimini sağlayan eşleri tarafından tehdit edilen erkeksi kimliklerini yeniden ortaya koymanın bir yolu olabileceğini söylüyor.

Erkekler işsiz olduğunda, işsiz kadınlara kıyasla da daha yüksek depresyon oranlarına sahip. Bunun nedeni, iş dışında kadınların erkeklere kıyasla daha güçlü sosyal bağlar kurması olabilir. Evde kalan babalar genellikle evde kalan annelerden daha izole yaşıyor.

Fotoğraf: Canva

Evde olmak erkekler ve aile için kötü bir fikir olmayabilir

Erkekler ücretli işlerden çekildiğinde bunun aile üzerinde olumlu etkileri de oluyor.

Örneğin Britanya’da babalar genel olarak geçmişe kıyasla çocuklarla daha fazla zaman geçiriyor ve araştırmalar evde kalan babaların çocuklarıyla daha kaliteli zaman geçirme eğiliminde olduğunu gösteriyor. 

Beklendiği gibi evde kalan babalar evin geçimini sağlayan annelerden veya babalardan daha fazla çocuk bakımı yapıyor. Ancak genellikle ev işlerindeki paylarını artırmıyorlar. ABD verilerine ilişkin 2023 Pew raporuna göre, kadınlar diğer tüm ortamlarda daha fazla iş yapıyor.

Normlar değiştiğinde ve erkeklerin ailevi sorumluluklar için iş hayatından çekilmeleri rutin hale geldiğinde bu durum tüm ailenin refahını artırabiliyor. 

Örneğin İsveç verileri, babalara 1995’te ilk kez sözde bir ‘baba ayı’ verildiğinde, bu izni alan ilk erkek grubunun evlilik istikrarının azaldığını ve ayrılma olasılığının arttığını gösteriyor. Fakat devlet 2002’de mevcut izin miktarını iki aya çıkardığında durum değişiyor.

Bugün, İsveçli ebeveynlerin her biri ‘kullan-ya-kaybet’ politikası kapsamında üç ay izin hakkına sahip ve babalar için kullanım oranları oldukça yüksek. Hatta babaların bu ebeveyn iznini atlamaları tabu. 

Fotoğraf: Canva

Yeni nesil cinsiyet rollerinin erimesine ne kadar hazır?

Günümüzde kadınları güçlendirmenin önemi konusunda daha fazla farkındalık olsa da, kutuplaşma devam ediyor. 

King’s College London tarafından yakın zamanda yapılan bir Ipsos anketi, ankete katılan en genç neslin (o sırada 18 ila 28 yaşındaki z kuşağı) en bölünmüş nesil olduğunu gösterdi. 

Yaklaşık 24.000 kişiyi kapsayan küresel bir anket, genç erkeklerin çocuklarına bakmak için evde kalan bir babanındaha az erkek olduğu ifadesine katılma olasılığının daha yüksek olduğunu buldu.

Z kuşağı erkeklerinin yüzde 28’i buna katılırken, z kuşağı kadınlarının yalnızca yüzde 19’u katıldı. Diğer tüm yaş gruplarında bu rakam daha düşüktü. 

“Erkeklerin eşitliği desteklemek için çok fazla şey yapması bekleniyor” ifadesine yanıt vermeleri istendiğinde ise z kuşağı erkeklerinin yüzde 60’ı buna katılırken, z kuşağı kadınlarının yüzde 38’i buna katıldı. Baby boomer’lar arasında bu rakam sırasıyla yüzde 44 ve yüzde 31’e düştü.

King’s College London’dan profesör Heejung Chung, bu tutumların yaygınlaşmasının bir nedeninin genç erkeklerden daha fazla genç üniversite mezunu kadın olması ve bunun bir sonucu olarak, yirmili yaşlarının başındaki kadınların erkeklerden biraz daha fazla kazanması olduğunu söyledi. 

Britanya’da artık ilk kez erkek doktorlardan daha fazla kadın doktor olması bu çıkarımı doğruluyor. Chung, “Belirli alanlarda cinsiyet eşitliğine dair birçok işaret görüyoruz” diyor.

Fotoğraf: Canva

Cinsiyet rolleri ve erkeklik üzerine daha fazla konuşmalıyız

Eşitliğe yönelik tutumlardaki bu bölünmenin bir diğer nedeni, erkekliğin neyi temsil ettiğine dair fikirlerin değişmesi olabilir. Ancak durum her yerde böyle değil. 

King’s College London’dan siyaset profesörü Rosie Campbell, özellikle genç nesil arasında erkekliğe yönelik tutumlarda büyüyen bir uçurum olduğunu bulan bir araştırmanın yazarı. 

Araştırmaya göre örneğin erkekler ve kadınlar, günümüzde erkek olmanın kadın olmaktan daha zor olup olmadığı gibi konularda fikir ayrılığına düşüyor.

Campbell feminizmin erkekler ve kadınlar için cinsiyet eşitliğiyle ilgili olması gerektiğini söylüyor ve bu nedenle özellikle okulda gençlerle feminizm ve erkeklik terimlerinin ne anlama geldiği hakkında daha açık konuşmalar yapılması gerektiğini savunuyor.

Bu bulgulara rağmen, Chung ve meslektaşlarının son araştırması çoğu kişinin cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının önemli olduğu konusunda hemfikir olduğunu gösteriyor. 

Ayrıca erkeklerin, erkeklik ve babalık anlayışlarını, tipik olarak kadınsı kabul edilen şefkat, empati ve diğer daha yumuşak becerileri içeren bir anlayışa doğru değiştirdiklerini gösteren küçük ama büyüyen bir araştırma grubu da var. Buna ‘şefkatli erkeklik’ adı veriliyor.

Avustralya’nın Melbourne kentindeki Monash Üniversitesi’nden cinsiyet bilimci Karla Elliott şöyle konuştu:

Bu sadece erkeklerin gerçekten ödüllendirilen eğlenceli şeyleri yapmasıyla ilgili değil. Bu, onların bakım işinin bu tür karmaşık, çetin kısımlarına girmeleriyle ilgili.

Elliot çalışmaları, bu pratik bakım görevlerinden daha fazlasını üstlenmenin daha besleyici bir mizaca yol açtığını gösteriyor. Araştırmacıya göre bu yeni erkeklik anlayışının yayılması için erkeklerin daha fazla bakım üstlenmesinin yanı sıra, tahakküm ve eşitsizliği de reddetmeleri gerektiğini söylüyor.

Politik değişiklikler zaman alabileceği için hepimizin uygulayabileceği çözüm ise toplumdaki rollerimizin ne olduğuna dair değişen beklentilerimiz hakkında konuşmak olabilir. Elliott şunları söyledi:

Burada büyük bir fırsat var: Erkekler, öz saygılarının eşlerinin kazancından etkilendiğini hissediyorsa bu, erkeklerin neden böyle hissettiklerini düşünmeleri ve potansiyel olarak cinsiyet rolleri hakkındaki yerleşik ideallerden bazılarını sorgulamaları için harika bir fırsattır.

Bu yazı Melisa Hogenboom‘un BBC.com’da yayınlanan ‘Why money and power affects male self-esteem’ isimli makalesinden derlenmiştir.

Erkeklerin Dünyası 2024 Araştırması: Mutlu ama stresli

Türkiye Araştırması: Gençler karşı cinsin organlarını tanımıyor

Medyada 63 yılda değişen bir şey yok: Üretenler kadın, yönetenler erkek