Özgür Amed: Barış adımını sırf iktidar attı diye reddetmek siyasi basiretsizliktir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Demokratik Cumhuriyet Hareketi” isimlendirmesini oluşturan üç kelimenin her biri, arkasında koca bir asrın tarihsel ve siyasal yükünü taşıyor. “Demokratik”, Cumhuriyet’in uzun süre sonraya bıraktığı, bıraktığı yerden de otoriter reflekslerle geri aldığı sıfattır. “Cumhuriyet”, Kürt kolektif hafızasında hem 1920’lerin kurucu ortaklık vaadini hem de 1925 sonrası Şark Islahat Planı’ndan kayyım rejimlerine uzanan inkâr ve bastırma uygulamalarını temsil ediyor. “Hareket” ise partilerin dar seçim sınırlarına sığmayan, toplumsal dinamiklerin eyleme kapasitesini ifade eden köklü bir siyasal gelenektir.

Sayın Öcalan’ın İmralı savunmalarından 2009 Yol Haritası’na ve 2025-2026 çağrılarına uzanan düşünsel hattının merkezindeki ayrım tam da buradadır. Ayrı bir ulus-devlet kurmak, şu an tarihsel toplum sosyolojisine cevap vermiyor. Asıl mesele, mevcut Cumhuriyeti etnik ve vesayetçi mülk olmaktan çıkarıp demokratikleştirmektir. Kürtler için aranan şey ayrılmak veya asimile olmak değil; kendi dilsel, kültürel ve toplumsal varlığını koruyarak ortak devlete gönüllü katılımı sağlayan bir “demokratik bütünleşme”dir.

İkinci bir düzlem; siyasal ufku yalnızca “Erdoğan gitsin” veya “Erdoğan kalsın” parantezine kapatan sığ anlayış, yapısal otoriterleşmeyi ve tarihsel inkârı görünmez kılar. Kürt meselesi Erdoğan yönetimiyle başlamamıştır; devletin yüz yıllık vesayetçi araç kutusundan beslenmiştir. Muhalefetin Kürt taleplerini “seçim kazanma” kaygısıyla sürekli erteleyen tutumu ile iktidarın anayasal güvencelerden yoksun konjonktürel hamleleri bağımsız bir hatla aşılmalıdır.

İktidarla müzakere etmek, iktidarın bütün politikalarını onaylamak anlamına gelmediği gibi; barış adımını sırf iktidar attı diye reddetmek de siyasi basiretsizliktir. Reel siyaset, adımı kimin attığına değil; adımın sonuçlarına bakar. Haklar genişleyecekse, demokratik-anayasal güvenceler gelecekse bu başka bir şeydir. Demokratik Cumhuriyet Hareketi, kişilere dayalı pazarlıklar yerine, iktidarda kim olursa olsun geçerli olacak anayasal ve kurumsal kuralların mücadelesini verecekse bir hareket olacaktır.

Özgür Amed’in yazısı