CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın gözaltına alındığı sürecin ‘(Cumhurbaşkanı Tayyip) Erdoğan’ın talimatıyla’ başlatıldığını, ancak iktidarın bu süreçte ‘kendi kazdığı kuyuya düştüğünü’ söyledi.

Akpolat’ın yanısıra Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. başkanı ve üyeleri dahil 10 kişiye 13 Ocak’ta ‘suç örgütüne üye olma’, ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘haksız mal edinme’ suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.
Aziz İhsan Aktaş’ın örgüt elebaşı olmakla suçlandığı soruşturmada suç örgütünün, belediye başkanları ve belediyelerin üst düzey yöneticilerine rüşvet verip ihaleleri organize ettiği öne sürülmüştü.
Toplamda 47 kişiye açılan soruşturmada Akpolat’la birlikte 40 kişi gözaltına alınmıştı.
Özel, bugün CHP’li belediye başkanlarının da katıldığı Beşiktaş Belediyesi önündeki buluşmada konuştu.
Özel, konuşmasında özetle örgüt liderliğiyle suçlanan İhsan Aktaş’ın ‘her yerde’ olduğunu, AKP’li belediyeler dahil bütün belediyelerle iş yaptığını, ‘Erdoğan’ın talimatıyla’ başlatılan bu süreçte iktidarın ‘kendi kazdığı kuyuya düştüğünü’ söyledi.
CHP lideri ayrıca, İhsan Aktaş’ın Tem Otoyolu üzerinde açtığı benzin istasyonunu ruhsatlandırmak için 4 Aralık’ta Meclis’teki bir torba yasanın içine madde eklendiğini söyledi.
Özel, “Rıza başkanın İhsan Aktaş‘la özel bir irtibatı yok. Ama İhsan Aktaş’ın Meclis’e bir gece yarısı kendine özel bir madde ekletebilecek gücü var” dedi.
Konuşmanın devamı özetle şöyle:
‘Bizi buraya toplayan süreç millete sırtını dönmenin sonucudur’
* 31 Mart tarihinde Beşiktaş, İstanbul, Türkiye bir karar verdi. ‘22 yıldır yenilmedim, yenilmiyorum, yenilmeyeceğim’ diyen biri kibrin esiri olmuş biri, şimdi gücü ele geçirince kendisine yapılan ve yapılmayan bütün kötülükleri rakiplerine yapmaya, siyaseten yarışıp da yenemediklerini elindeki kamu gücüyle yenmeye, sindirmeye ve karşısında neyi engel görüyorsa onunla haksız bir mücadeleye girişmeye başladı. İşte bizi buraya toplayan süreç tam da böyle bir aciziyetin, hazımsızlığın, milleti tanımamanın, milletin gücünden güç alıp belli bir yere gelince millete sırtını dönmenin sonucudur, tezahürüdür.
‘Oyla giremeyenler yargı oyunlarıyla girmeye çalışıyor’
* Bu kapıdan içeriye milletin oylarıyla, milletin helal oyları ile giremeyenler yargı oyunlarıyla girmeye çalışıyorlar. Bunu görmek lazım, demokrasiye inanan herkesin; Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm siyasetçilerin ve bu iktidara oy veren herkesin görmesi lazım.
* Hal böyleyken yargı oyunlarıyla CHP’li belediyelere girmeye çalışmak, el atmak ve itibar suikastı yapmak demokrasinin işi değildir. Haddizatında güçlülük de göstermez. Bu aslında bir tükenmişliğin eseridir. Bunu görüp de ‘İyi yapıyor’ diyecek AK Partili iyi niyetli seçmenlerin, MHP’li iyi niyetli seçmenlerin olduğuna inanmıyorum. Türk milleti der ki, ‘Kim kazandıysa o yönetecek.’
‘Senin karşına tankla çıktıklarında darbecilerin karşısındayız dedik’
* Bugün Rıza Akpolat’a verilen vazifenin, gücün merkezini inkar edersek, yarın bu 600 milletvekiline, bu cumhurbaşkanına ‘Sana verilen desteği de yok sayıyoruz’ derlerse bu ülkenin sonu ne olur?
* Sayın Erdoğan, şunu hatırla. Senin ne istediyse verdiklerin, sırtını sıvazladıkların, birlikte yol yürüdüklerin, devletin tepesindeki menzile farklı yollardan yürüdüklerin bir gün altlarına çektiğin tank ile karşına çıktılar. O gün muhalefet partisi olarak biz bu darbe girişimi karşısında kapalı Meclis’i açtırdık. Dedik ki, ‘Seçimler yapılıp milletimiz başka bir karar verene kadar ülkenin ana muhalefet partisiyiz. Seçilmiş parlamentonun, demokrasinin arkasında ve darbecilerin karşısındayız.‘
‘Bu kez tankla değil, yetki verilmiş başsavcıyla…’
* Şimdi ele geçirilen yargı gücüyle, altına tank değil bir sırtına cübbesi geçirilmiş başsavcının talimatlandırılmasıyla İstanbul’u karıştırmak, CHP’li belediyelere teker teker itibarsızlaştırma operasyonları yapmak bu ülkede hiçbir kimseye faydası olmadığı gibi Erdoğan’a da fayda getirmeyecektir, huzur getirmeyecektir.
‘Erdoğan’dan gelen talimat’
* Sevgili Ahmet Özer, iyi bir akademisyen, bir kanaat önderi, bir bilim insanı. Fikirlerine en çok da bu hükümetin başvurduğu bir bilim insanını Esenyurt’ta aday yaptık. Esenyurt kendisini görevlendirdi. İki kişiden birinin oyunu alarak hizmete başladı. Kendisine bir sabah operasyon yaptılar. Tutukladılar ve tutuklamaya itirazda ‘Bu deliller yeterli değil ama gizli tanık var’ dediler.
* İki ayı geçmiş ve 75 gün olmuştur, tek bir kişi için yazılacak bir iddianame hazır olamamıştır. Çünkü talimat kesindir. Daha yukarıdan, en yukarıdan, Erdoğan’dan gelen talimat: ‘Türkiye’nin en büyük ilçesini CHP’nin elinden alın.’
* 300 sanıklı davaya dört günde iddianame yazmakla övünenler halen daha 75 günde tek sanıklı Ahmet Özer davasına bir iddianame yazamadı.
‘Bizim içimizde savcı çağırınca gitmeyen hiç olmadı, olmayacak’
* Çok sevgili Rıza kardeşimiz de bu ülkeye, bu şehre hizmet etmenin telaşıyla koca bir yaz dönemi boyunca aksattığı, uğrayamadığı, yanında olamadığı ailesine zaman ayırmak, hasta olan babacığının birkaç günlüğüne yanında olmak için ayrılmış, hasta babasını ziyarete gitmişti.
* Resmi ikametgahına sabahleyin 04:30’da kapıyı kırarcasına polisler dayandı. Anneciği kalktı, korkuyla kimin olduğunu sordu. ‘Aç’ dediler, ‘Açmazsan kırarız, Rıza’yı almaya geldik.’ Teyzem kapıyı açtı, dedi ki, ‘Evladım Rıza yok, hasta babasını ziyarete gitti. Arayıp çağırayım, gelir.’ Çünkü ana, oğlunu biliyor. Biz, birbirimizi biliyoruz. Bizim kimseden kaçmamızı gerektirecek hiçbir işimiz olmaz.
* Burada sayın Erdoğan’a hatırlatayım. Ne benim, ne sayın (Kemal) Kılıçdaroğlu’nun, ne partimizdeki herhangi bir genel başkanın atadığı hiç kimse hiçbir zaman hiçbir yere kaçmadı. Ama Erdoğan’ın atadıklarından Almanya’ya kaçanlar, Yunanistan’a kaçanlar, Pensilvanya‘ya sığınanlar, kaçamayıp da Silivri’de olanlar var. Hepsini sen atadın, sen atadın. Bizim içimizde savcı çağırınca gitmeyen hiç olmadı, olmaz, olmayacak. Bizde polis ifadeye çağırınca oraya koşmayan hiç olmadı ve olmayacak.
‘Esenyurt’a bağlayacaklardı, o teori çöktü’
* Şimdi gelelim canalıcı birkaç detaya: Nasıl ulaşacaklar? Ne kulp takacaklar? Neyle suçlayacaklar? Sabahın köründe bir basın bildirisi. İçinde İhsan Aktaş adında bir işadamı. Tüm kamu kurumlarının ihalelerini takip eden, çokça ihale alan, bunun için neredeyse uzmanlaşmış güçlü bir şirketin sahibi İhsan Aktaş’ın adı suç örgütü lideri olarak geçiyor. Döndük baktık, bu insan kimin nesi? İhsan Aktaş ve şirketleri her yerde var. Parti ayırmadan her yerde var.
* Bugün sorgular yapılırken de ortaya çıkıyor. Alabildiği ihaleler var, alamadığı ihaleler var. Ama her ihalede bu şirket var. Bu şirketin ne CHP’yle ne Rıza başkanla doğrudan ya da dolaylı bir ilişkisi yok. Herkes gibi gelmiş, ihale dosyası almış, ihaleye girmiş, kazanırsa kazanmış, kaybederse kaybetmiş. Örneğin Esenyurt’ta ihaleyi almış, o ihaleyi aldıktan sonra iki aylık itiraz süresi beklenirken Ahmet Özer‘e kayyum atanmış. Ahmet Özer tek kuruş ödemeden, bir tek ödeme yapmadan görevden alınmış. Yerine atanan Beyoğlu kaymakamı, çiçeği burnunda vali yardımcısı, Esenyurt kayyumu dosyayı incelemiş. Bir ay uzatma vermiş. Bir ayın da sonunda ihaleyi uygun bulmuş, onaylamış ve bu hizmete karşı para ödemeye başlamış. İhsan Aktaş meselesi üzerinden hem Esenyurt’u, hem Beşiktaş’ı işe dahil edip güya, mümkün değil ama, ellerine yüzlerine bulaştırdılar ama, Esenyurt‘la Beşiktaş’ı ilişkilendirmeye kalktılar. O teori aslında kayyum döneminin içinde olduğu anlaşılınca çöktü.
‘Çünkü biliyor, Rıza Bey kötülük yapmadı’
* Dönüyorlar Beşiktaş’a. Bu kişinin buradaki İhalesine bakıyorlar, anormal bir şey yok. İşin ilginci bu kişi Beşiktaş’ta daha önce yaptığı işlerin de parasını alamamış. Niye alamamış? Çünkü ‘Silkeleyin’ diyor ya, ‘Paralara el koyun’ diyor ya, ‘CHP’ye huzur vermeyin’ diyor ya. Değil müteahhide ayrıcalık yapmak müteahhide parasını dahi ödeyememiş. Sonra bu müteahhide bir bina satılmış ama yapılan değer tespitinden pahalıya da satılmış. Müteahhide olan borçlar düşülmüş, aradaki fark alınıp bu binadaki emekçilerin ödenemeyen maaşları ödenmiş. Bir şu hale bakın, bakın camdan alkışlıyor. Çünkü biliyor Rıza Bey kötülük yapmadı. Ne yaptıysa belediyeyi ayakta tutmak için, Beşiktaş’a hizmet etmek için yaptı.
‘Kendi kazdıkları kuyuya düştüler’
* Şunu ifade etmek isteriz ki İhsan Aktaş’ın iş yapmadığı kurum kalmadığı gibi bu kişinin TEM Otoyolu üzerindeki ‘dünyanın en büyük benzin istasyonu’ olarak övündüğü, niyetlendiği yer belediyelerin ve karayollarının yetkisi ile öyle bir yer ruhsatlandırılamayacağı için buna belediyelerimiz, Karayolları imza atmadığı için bu İhsan Aktaş’ın şirketine özel olarak 4 Aralık günü Meclis’teki alakasız bir kanunun içine; torba yasaya bir madde eklediler. O maddeyle TEM’in üzerindeki yere benzin istasyonu dışında çeşitli plan tadilatları yapma ve ‘Ortadoğu’nun en büyük benzin istasyonu’na imza atma yetkisini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verdiler.
* Ey Tayyip Erdoğan, bizim aday olarak atadığımız, Beşiktaş’ın da teveccüh gösterip rekor oyla seçtiği Rıza Başkan’ın İhsan Aktaş‘la özel bir irtibatı yok. Ama İhsan Aktaş’ın Ankara’da çalışan Meclis’e bir gece yarısı kendine özel bir madde ekletebilecek gücü var. Sen ‘İhsan Aktaş kiminle temas etti?’ diye arıyorsan uzaklara bakma yanı başında. Oraya bak. Allah şaşırttı sizi. Bir kişi üzerinden bizi karalayacaksınız derken Allah şaşırttı.
* Şimdi hepimiz İhsan Aktaş’ın AK Parti belediyelerde yaptığı işleri, kamu kurumlarında yaptığı işleri ve ona özel hazırlanan kanuni değişiklikleri görüyoruz, biliyoruz. Kendi kazdıkları kuyuya düştüler. Şimdi göreceğiz, Rıza Akpolat, birazdan veremeyeceği hiçbir hesap olmayan Rıza Polat ifadesini verecek ve ümit ediyorum ki görevinin başına dönecek.