Alinger Derneği’ne göre çocuklar en geç yedi yaşına kadar ortodonti uzmanına götürülmeli. Ağzı açık uyumak, gülerken ağzını kapatmak ve konuşurken zorlanmak, çocuklardaki ortodonti sorununa işaret ediyor.

Özel yazılımla kişiye özel tasarlanan şeffaf diş plaklarına aligner deniyor. Ortodonti (diş çarpıklığı) tedavisinde metal diş teller ya da şeffaf diş plakları kullanılıyor. Şeffaf plak, tellerle yapılan geleneksel ortodontik tedavilere alternatif olarak kullanılıyor. Takılıp, çıkarılabiliyor.
Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu hesaplanmış. Ancak tedavi hem uzun hem pahalı. Kamu hastanelerinde ve diş hekimliği fakültelerindeki tedavileri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılıyor. Ancak muayene ve tedavi için uzun zaman beklemek gerekiyor. Özelde hizmetin maliyetiyse yüksek.
SGK anlaşması için çalışma
Aligner Derneği Başkanı Dr. Aktan Zeki Çelik ortodonti tedavisinin muayenehane ve özel merkezlerde devlet katkısıyla yapılabilmesi için girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Çelik, “Devlet tamamını karşılamasa bile ne kadar katsı sağlarsa o kadar faydalı olur” dedi.
Aligner Derneği, ortodonti sorunlarının özellikle çocuklarda yol açtığı sorunlara (başta psikolojik) dikkat çekmeye çalışıyor. Dernek bunun için bilinçlendirme kampanyası da hayata geçiriyor: Çözümü Şeffaf Olabilir.
Bilgi eksikliği var
Ayrıca ‘Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması’ yaptırıldı. Araştırma birçok ailenin ortodontik sorunların sağlık ve gelişim üzerindeki etkileri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını gösterdi.
Yıllardır uygulanmasına rağmen toplum şeffaf plak tedavisinden bihaber. Altı ila 12 yaşındaki çocuğu olan ebeveynler ile yapılan ankete dayanan araştırmaya göre diş ve çene sorunları arasında estetik kaygı, yarattığı rahatsızlık açısından ağrı ile neredeyse aynı düzeyde algılanıyor.
Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda görünümle ilgili kaygıların ağrıdan bile daha rahatsız edici olabildiği görülüyor. Katılımcıların kendi deneyimlerine göre en rahatsız edici sorun yüzde 51 ile diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı. Bunu yüzde 42 ile görünüm (estetik kaygı) izliyor. Çocuklar için yapılan değerlendirmede ise estetik kaygı yüzde 45 ile ilk sırada yer alırken, diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı yüzde 40 ile ikinci sırada geliyor.
Ortodontik tedaviye başlama oranı düşük olsa da ilgi yüksek. Katılımcıların yüzde 50’si ortodontik tedaviye başlamayı düşünüyor ya da değerlendiriyor. Aynı şekilde şeffaf plak tedavilerine ilgi de giderek artıyor.

Oyuncu Müge Boz’un yönettiği toplantıda ortodonti uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik, Alinger Derneği Genel Sekreteri ortodonti uzmanı Dr. Mert Topbaşı, uzman psikolog İlknur Okay, Twentify Yöneticisi Can Kablan özetle şunları paylaştı:
*Aileler ortodontik sorunların çocukların çene yüz gelişimine olan etkilerini konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Örneğin sadece babadan büyük dişler, anneden küçük çene alındığında dişler çarpışık olmuyor. Çocuklukta parmak emme, ağzı açık uyumak gibi faktörler de çene yüz gelişimini ciddi anlamda olumsuz etkiliyor. Ağzı açık uyuyan bir çocuğun üst çenesi daralıyor, ön dişleri fırlak bir hale geliyor. Uyku kalitesi zaten bozuluyor. Yediklerini düzgün bir çiğneyemiyor. Bazı sesleri çıkaramayabiliyor.
*Ebeveynler çocuklarında bazı belirtileri fark etse de bunları çoğu zaman ortodontik bir ihtiyaçla ilişkilendirmiyor. Diş sorunu çocuğun günlük yaşamını düşündüğünüzden çok daha fazla etkileyebilir. Çocuklar ancak belirgin bir sorun; ağrı, çürük olduğunda diş hekimine götürülüyor, ortodontik değerlendirme kültürü ise hemen hemen hiç yok. Bu nedenle sorunların ele alınması gecikiyor ve bu gecikme sorunların büyümesine neden olabileceği gibi çocuk ve aile üzerindeki psikolojik yük de artıyor.
*Ortodonti sorunu psikososyal sağlıkla da ilgili. Çocukluk döneminde yaşanan fiziksel farklılıklar, özellikle akran ilişkilerinin yoğun olduğu okul çağında özgüven ve psikolojik sağlık üzerinde ciddi etkiler yaratabiliyor. Diş ve çene uyumsuzlukları nedeniyle özgüveni azalan, konuşurken zorlanan veya arkadaşlarının yorumlarından etkilenen hatta akran zorbalığına uğrayan çocuklarda zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşma, içe kapanma, okul ve spor başarısında gerileme görülebiliyor. Çocukluk çağındaki bu psikolojik etkiler yetişkin yaşama da taşınıyor. Bu nedenle ortodontik sorunları yalnızca estetik bir mesele olarak değerlendirmek yerine çocukların duygusal gelişimi açısından da ele almak gerekiyor. Erken fark edilen ve doğru şekilde yönetilen tedavi süreçleri, çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını destekleyebilir.
Süt dişi değişir diye beklememek lazım
*Bütün ortodonti sorunları şeffaf plaklarla çözülemeyebiliyor. Tel tedavileri, çene genişletme aygıtları, üst çeneyi ya da alt çeneyi büyüten tedaviler, cerrahinin gerektiği durumlar olabiliyor.
*Ortodontik tedavide zaman önemli. “Daha erken, bunlar süt dişleri”, “Yenileri çıkacak”, “Büyüdükçe geçer”, “Arası kapanır” diyerek beklememek lazım. Tedaviyi zamanında yapmak çocuğun hayatında çok şey değiştiriyor. Bazı çocuklar için altı-yedi yaşlarından ortodonti tedavisine başlamak uygunken, bazen 70 yaşındaki birine dahi gerekebiliyor. Ancak bozukluk varsa erken yaşta tespit edilmesi çok daha kolay ve daha kalıcı çözümlere olanak veriyor. Bu yüzden yedi yaş önemli.
Yaş sınırı yok
*Şeffaf plak tedavilerle sadece çocuklar ve gençlerde değil yetişkinlerde de çok başarılı sonuçlar elde edebiliyor. Çene, yüz bozukluklarını ilgilendiren bir mesele yoksa yaş sınırı olmaksızın her yaşta insanlar bu tedaviye ulaşabilirler. Bu tedaviden iyi sonuçlar alabilirler.
*Şeffaf plaklar takılıp çıkarılabildiği için sosyal hayata uyumlu. Yetişkin hastaların da yüzde 85’inin bu tedavi sonucunda memnun olduğu ifade ediyor.
* Dokuz ile 14 yaş arası çocuklarda akran kabulünde ‘yüz çekiciliği’ çok etkili bir faktör. Sosyal kabulle de ilişkili. Akademik başarınınsa birincil öncüsü sosyal kabul. Sosyal olarak kabul görmeyen çocuğun akademik başarısı da etkileniyor. Çocuğun kolu kırılınca alçıya alınması kadar sosyal kabulünün sağlanmaması da önemli. Çünkü fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlık bir bütün ve birlikte sağlıklı olma halini oluşturuyor. Diş düzensizliğinin, belli bir eşikten sonra sosyal kabul üzerine olumsuz etkilerini gösteren veriler var.