NİLGÜN YILMAZ
nilgunyilmaz@diken.com.tr
Polisin koyduğu engel nedeniyle dün gerçekleşemeyen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nü gözlemlemek için Türkiye’ye gelen Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Volker Beck, giderek artan hak ihlalleriyle Türkiye’nin AB perspektifinden giderek uzaklaştığını söyledi.

Yürüyüş komitesi, polis engellemesi üzerine kitlesel bir yürüyüş yapılmayacağını, ancak Taksim’deki tüm sokaklarda kutlama yapılacağını duyurmuştu. Dün bütün gün polis Taksim’in ara sokaklarında bir araya gelen LGBTİ bireylere saldırdı, toplanmalarına izin vermedi ve birçoğunu gözaltına aldı.
Gözaltına alınanlar arasında Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Terry Reintke, milletvekili danışmanları Felix Banasak ve Max Lucks ile birlikte Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Volker Beck de vardı.
2013’ten bugüne…
Diken’e konuşan Beck, İstanbul’a Onur Yürüyüşü’nü gözlemlemek için ikinci kez geldiğini söyledi. Alman vekil, 2013 Onur Yürüyüşü’nün neşe ve huzur içinde, oldukça güçlü geçtiğini anımsattı.
Beck’in bahsettiği 2013 İstanbul Onur Yürüyüşü, Gezi eylemlerinin hemen arkasından gerçekleşmiş ve tarihi bir katılım gözlenmişti. Hiçbir sorun yaşanmayan yürüyüşe, LGBTİ bireylerin yanısıra, toplumun her kesiminden heteroseksüeller de destek vermişti.
Beck, 2013’teki atmosferi şöyle anlattı: “O gün sokakta neredeyse hiç polis ya da karşıt gösterici yoktu, bu beni çok şaşırtmıştı. Gezi eylemlerinin hemen arkasından gerçekleşmesine karşı herhangi bir tepkiyle karşılanmadı. Dünya genelinde pek çok ‘Gay Pride’a katıldım, özellikle Doğu Avrupa’da, Varşova’da, Moskova’da… Buralarda ciddi bir şiddet ve karşı protesto oluyor. Müslüman bir ülke olduğu için bir önyargı ve korku olsa da, beklendiği gibi bir şey olmamıştı. Belki herkes hoşlanmadı, ama hoşlanmayanlar da herhangi bir şiddet ya da nefret eylemi içine girmedi.”
‘Sadece sokakta yürüdüğümüz için alındık’
Vorübergehende Festnahme von @Volker_Beck bei #IstanbulPride #Türkei pic.twitter.com/vEgf4d42oA
— oliver mayer-rüth (@oliverreporter) June 26, 2016
Uzun yıllar Alman parlamentosunda insan hakları komitesi için çalışan Beck, bu nedenle birçok barışçıl gösteri ve protestoyu gözlemleme fırsatı bulmuş. Örneğin Rusya’da, sadece özgür gösteri hakkı için düzenlenen gösterileri takip etmiş. Ona göre dünkü gösterilerde olan şey; polis şiddeti ve barışçıl göstericilerin tehdit edilmesi idi.
“İki arkadaşımız halen gözaltında (Dün akşam saatleri itibariyle). Sadece İstanbul göğü altında sokakta yürüdükleri için gözaltına alındılar. Başka bir nedeni yoktu. Hiçbir şey yapmadılar, bir bayrak ya da pankart taşımıyorlardı” diyen Beck, kendisinin de kısa bir süre gözaltında kaldığını anlattı.
Kimliğini gösterdikten sonra polis statüsünden dolayı Beck’i bırakmaya karar vermiş, olayın büyümesini ve kamuoyuna yansımasını istememişler. Ancak hemen sonra Beck Alman basını için sokakta bir mülakat vermiş, polis hemen gelerek onu yeniden gözaltına almakla tehdit etmiş: “Sadece sokakta durup röportaj verdiğim için… Ki bunu gerçekten yapabilirler, ben diplomat değilim. Elçilik üyesi değilim. Sadece milletvekiliyim, bazı ayrıcalıklarım var elbette ama başka bir ülkede biz de sıradan vatandaşlarız.”
‘Türkiye’deki durum bizi korkutuyor’

Yine de Türkiye LGBTİ toplumunun cesaretinden çok etkilediğini ifade eden Beck, şöyle devam etti: “Polis engellemesinden dolayı burada herhangi bir barışçıl ya da karşıt gösteri yapmak mümkün değildi. Ancak hükümet sivil ve siyasi haklara saygı duymasa da, insanlar buraya geldiler, ‘Çağrımızı dillendirmeye devam edeceğiz, deklarasyonumuzu okuyacağız, kendimizi ifade etmeye son vermeyeceğiz’ dediler. Devletten, hükümetten ya da polisten korkmadan bildiri yazmak, okumak ya da sokaklara çıkıp protesto düzenlemenin, ifade özgürlüğünün ‘kendinden menkul’ olarak görüldüğü ülkelerden gelen konuklar için çok çok etkileyiciydi.”
Türkiye’de insan haklarının geldiği durum hakkındaysa Beck şöyle konuştu: “Demokratik bir ülkede sokağa çıkarak fikrini söylemek ve fikir alışverişi yapmak şiddetsiz bir şekilde mümkün olmalı. Bu Türkiye’de bugün daha az olası. Bu bizi korkutuyor. Çünkü dahil olduğum toplumda evvelden beri Türkiye’nin gelecekte bir gün tüm kriterlerini yerine getirerek AB üyesi olup olamayacağı tartışılıyor. Ancak son gelişmelerle birlikte Türkiye bugün bu perspektiften bir adım daha uzak. Buraya gelmemin ve yeniden gelecek olmamın nedeni de bu perspektif çerçevesinde hakları için mücadele insanları biraz daha cesaretlendirmek.”
Türkiye Rusya’nın yolundan mı gidiyor?
Son yıllarda Türkiye’de devletin insan haklarını giderek daha fazla ihlal eder hale geldiğini teslim eden Alman vekil, sürecin kendisine Yeltsin sonrası Rusya’yı anımsattığını söyledi: “Biliyorsunuz Yeltsin yönetiminden sonra Rusya öncesine göre daha özgür bir ülke haline gelmişti. Yine bir hukuk devleti değildi, ama sivil toplum için daha fazla özgürlük vardı. Yıllar içinde tüm özgürlükler devlet tarafından geri alındı. Türkiye vatandaşlarının Rusya’nın bugün olduğu gibi bir ülkede yaşamak istemediklerini düşünüyorum. Rusya’da durum Türkiye’den daha kötü, Moskova’da da pride’da ciddi bir polis şiddeti ve gözaltı dalgası yaşandı. Ancak bugün İstanbul sokaklarında Rusya’da olduğundan daha fazla polis ve polis şiddeti vardı.”
Diğer yandan Beck, Türkiye konusunda Rusya için olduğundan daha umutlu: “Aradaki fark şu ki Türkiye’de insanlar Rusya’da olduğu kadar devletin arkasında değil. Bu, düşünmekten ve direnmekten vazgeçmeyen, eleştirel bir toplumun varlığını gösteriyor. Rusya’da insanlar devlet ne yapsa haklıdır diye düşünüyor. Ancak Türk toplumundaki birçok insan, her geçen güm daha ileri gitse de, hükümetin yaptıklarında haklı olmadığından yana.”