Onur Yaser Can davası: Sanık polislerin yeni görüntüleri dosyada

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Narkotik polisi tarafından 2010’da gözaltına alındıktan sonra işkence ve tehdide maruz kalan Onur Yaser Can’ın intihara sürüklenmesiyle ilgili bilirkişi ve dört polisin yargılandığı davanın dördüncü duruşması bugün görüldü.

Duruşmada sanık polislerin Can’ı yakalamaya gittiği, büroya getirdiği ve doktor muayenesine götürdüğü anlara ilişkin şimdiye kadar ortaya çıkmamış video izletildi. Ancak mahkeme başkanı Nursel Bedir, doğrudan savcıdan esas hakkındaki görüşünü sordu. Savcı, polislerin ‘resmi belgede sahtecilik‘ ve ‘resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Taraflara süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmanın 5 Haziran’da yapılmasına karar verdi.

Tanıklar dinlendi

İstanbul 41’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanık polisler Hakan Aydın, Muhammet Ongun ve Onur Ülker Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanık polislerden Soner Gündoğdu ve bilirkişi Zafer Kökdemir ise salonda yoktu. Duruşmayı izleyenler arasında HDP Milletvekili Züleyha Gülüm de vardı.

Geçen celse SEGBİS’teki aksaklık nedeniyle bazı tanıklar yeniden ifade verdi.

İlk olarak Onur Yaser Can’ın üniversiteden arkadaşı Burak Acıl dinlendi. Acıl, intiharından üç hafta önce Can’ın tedirgin olduğunu, takip edildiğini, muhbir yapılmak istendiğini söylediğini aktardı.

Yine üniversiteden arkadaşı Selda Taşkın, Can’ın hayat dolu biri olduğunu aktararak İstanbul’da gördüğünde eski neşesi olmadığını söyledi. Taşkın, Can’ın gözaltında alındığında çıplak arama yapıldığını, aşağılandığını, ikinci kez karakola çağrıldığını, söylemediği şeylerin altında imzası olduğunu aktardığını söyledi. Taşkın, Can’ın psikolojisi kötü olduğu için bunları güçlükle ifade ettiğini belirtti.

Arkadaşı İbrahim Özgün, Can’ın takip edildiğini söylediğini, polisin akadaşlarına, işyerine ve yakınlarına da baskı kuracağını aktardığını belirtti.

Bir başka arkadaşı Tarkan Tufan, gözaltına alındıktan sonra Can’ın çok gergin olduğunu gözlemlediğini söyledi.

Üniversiteden arkadaşı Serdar Beysülen Can’ın gözaltına alındıktan sonra psikolojisinin gittikçe bozulduğunu belirtti.

Sanık polislerin görüntüleri izletildi

Tanıkların dinlenmesinden sonra Can ailesinin avukatlarından Çiğdem Şat, sanık polislerle ilgili dosyaya yeni bir video sundu. Görüntülerde sanık polislerin Onur Yaser Can’ı yakalamaya gittiği, narkotik şubeye getirdiği, polis muayenesine götürdüğü, asansörde Can’a el kaldırdığı anlar görülüyor.

‘Suç duyurusunda bulunulsun’

Avukat Tuğçe Duygu Köksal da bu videonun şimdiye kadar ortaya çıkmadığını belirterek görüntülerin sanıkların sorumluluktan kaçınmak için gerçeğe aykırı beyanlar verdiğini ortaya koyduğunu söyledi. Köksal, mahkemenin bir önceki duruşmada ‘işkence‘, ‘eziyet‘ ve ‘intihara yönlendirme‘ eylemleriyle ilgili suç duyurusunda bulunmama kararını hatırlattı ve mahkemenin videoyu yeni delil kabul kabul ederek suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyledi.

Esas hakkındaki mütalaa açıklandı

Mahkeme başkanı Nursel Bedir, görüntülerin izlenmesinden sonra duruşma savcısından esas hakkındaki mütalaasını sordu. Savcı, sanık polisler için iştirak yönünden delillerin olduğunu belirtti ve sanık polislerin zincirleme bir şekilde ‘resmi belgede sahtecilik‘ ve ‘resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Savcı, bilirkişi Zafer Gökdemir’ın beraatına karar verilmesini istedi.

Mütalaanın açıklanmasından sonra Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can söz aldı. Can, şunları söyledi:

“13 yıldır iğneyle kuyu kaza kaza bu sürece gelindi. Ailemin, annemin ve babamın oğullarının yaşam hakkı ihlal edilirken nasıl yıprandıklarının tanığıyım. Bu süreçte onları öldüren şey sadece evlat acısı değil, işlemeyen adaletti. Onların acısına su serpen bir karar olsaydı şu an aramızda olacaklardı. Anne babamın hayatına mal olan bir mücadeleyle bugüne gelindi. Suçları salt evrakta sahtecilik değildir. Bu hikayenin öncesi ve arkasıyla değerlendirilmesini talep ediyorum. Bir önceki ara karardan dönmenizi ve işkence yönünden suç duyurusunda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmenizi istiyorum. Sadece Yaser Can ölmedi, Hatice Can, Mevlüt Can da öldü.”

Hükümle değerlendirilecek

Taraflara esas hakkındaki mütalaayla ilgili süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmanın 5 Haziran saat 10:00’da yapılmasına karar verdi. Bir önceki duruşma işkence suçundan suç duyurusunda bulunmamasına hükmeden mahkeme, bu ara kararında polislerin ‘işkence‘ ve ‘intihara yönlendirme’ eylemleriyle ilgili suç duyurusunda bulunulması talebinin hükümle birlikte değerlendirilmesine karar verdi.

Ne olmuştu?

1982 doğumlu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da, narkotik polisi tarafından gözaltına alındı. İfadesi alınırken ne ailesine ne de avukata haber verildi. 

İfade tutanakları da imzalatılmayan Onur Yaser Can, doktor muayenesine götürüldüğünde polisler onu doktorla yalnız bırakmadı. Serbest bırakıldıktan bir gün sonra yeniden emniyete çağrıldı. Polisler, daha önce düzenlenen ifade tutanakları iptal etti ve Can’ın aleyhinde ifadeler içeren yeni ifade ve tutanaklar imzalattı.

Can, ifadeleri alabilmek için avukatla birlike başvuruda bulunduysa da emniyet bu talebe olumlu yanıt vermedi. İmzası eksik olduğu gerekçesiyle emniyete tekrar çağrıldı. Emniyete gitmesi gereken günün akşamı yaşamına son verdi. 

Onur Yaser Can, mektubunda çırılçıplak soyularak dövüldüğünü, kendisine polise yalvaran gençlerin sesleri dinletilerek muhbirlik yapmasının istendiğini anlatıyordu.

Can’ın ölümünden sonra anne Hatice Can da 2014 yılında oğlu gibi yaşamına son verdi, baba Mevlüt Can da sağlık sorunları sebebiyle 2019’da yaşamını yitirdi. Aileden geriye yalnızca Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can kaldı.

Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen olay nedeniyle iki polis hakkında takipsizlik kararı verilmişti. İki polisin yalnızca resmi belgede sahtecilikten altı yıl beş ay hapsine hükmedilmişti.

Mahkeme, bu kararla birlikte, işkence evrakını değiştiren beş polisle ilgili suç duyurusunda bulunmuşsa da valilik polislerin soruşturulmasına izin vermemişti. Can ailesinin avukatının karara itiraz etmesi üzerine istinaf mahkemesi talebi kabul etti ve 11 yıl sonra polislerin yargılanmasının yolunu açtı. 

İstanbul başsavcılığı da, Can’ın gözaltına alınması sırasında görev yapan, ölümünün ardından belgeleri değiştiren dört polis ve bu konudaki belgeleri yok etmekle suçlanan bilirkişi hakkında iddianame düzenledi. İddianamede, şüpheli polislerin Onur Yaser Can’ın gözaltına alınması ve salıverilmesi ile ilgili belgelerde değişiklik yaptıklarının saptandığı, bilirkişinin de imaj kayıtlarını yok ederek aynı suçu işlediği belirtildi.

Dört polis ve bir bilirkişinin ‘kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği’, ‘resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçlarından cezalandırılması talep ediliyor.

Davanın üçüncü duruşmasında mahkeme, Can ailesi avukatlarının yaptığı ‘işkenceye suç duyurusu’ talebini reddetmişti.

Onur Yaser Can davası ertelendi, işkenceye suç duyurusu talebi reddedildi

Onur Yaser Can davasında polislerden bildik savunma: Hatırlamıyorum

Onur Yaser Can davası ve ‘bir tek şey için olsun harekete geçmenin’ mucizesi