Mustafa Mutlu: Adalet Bakanlığı'na atanan bir kişinin yapacağı görev, AKP'li vekil tarafından neden 'din savaşı' olarak görülüyor?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sürpriz bir kararla Cumhurbaşkanı tarafından Adalet Bakanı yapılan Akın Gürlek ve yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Meclis’te yemin ederken büyük olaylar çıktı.

Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek, CHP’li Mahmut Tanal’ın burnunu kanattı.

Çantalar, ayakkabılar, anayasa kitapçıkları havada uçuştu!

Sonra CHP’liler kürsüden uzaklaştırıldı ve iki bakan AKP’li milletvekillerinin kalkan olması sayesinde hızlı bir şekilde yeminlerini edip genel kurul salonundan çıktı.

Yine AKP’nin kılıç-kalkan ekibinin koruması altında makam arabalarına binip gittiler.

Bu görüntüleri televizyondan onlarca kez izledim…

Özgür Özel’in her konuşmasında “AKP’nin yargı kolları başkanı” dediği Akın Gürlek makam arabasının yanına geldiğinde, aracın kapısının önünde durdu. AKP’li vekillerle fotoğraf çektirdi ve tebrikleri kabul etti.

Tam bu sırada AKP Manisa Milletvekili Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu’nun sesi duyuldu: “Gazan mübarek olsun!”

İşte; o sözü ilk duyduğum anda elektrik çarpmış gibi dondum kaldım…

Neden mi? Çünkü…

Dilimizde ‘gaza’ sıradan bir söz değil…

Türk Dil Kurumu’nun sözlüklerine göre, “İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaş” anlamına geliyor…

Yani her savaşa değil, sadece din için yapılan savaşa ‘gaza’ deniliyor.

Peki… Düne kadar laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük kentinde başsavcılık yapan…

Şimdi de Adalet Bakanlığı’na atanan bir kişinin yapacağı görev, o sözü söyleyen AKP’li vekil tarafından neden ‘din savaşı’ olarak görülüyor?

Bu ifadeyle, bu şahsın bakan yapılmasına itirazı olan CHP’liler ve diğer partililer ‘kafir‘ yerine konmuyor mu?

Kaldı ki; laik bir devletin bakanları; dil, din, ırk, cinsiyet ve sınıf farkı gözetmeksizin herkese karşı ‘adil’ olmak zorunda değil mi?

Mustafa Mutlu’nun yazısı