Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
İstanbul Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılması tansiyonu tavana sıçratan bir hamle oldu. İçeriden dışarıya piyasaları da kahvede oturan adamı da aynı anda tedirgin etti. Ama bu bile yetmiyor; karşı görüşten herkes üzerinde denetimin sıkılaştırılması zarureti var ve öyle de oluyor. Gerilim, kutuplaşma ve korku iklimini temin edecek ne varsa hepsi birden seferberdir. Artık siyasi yarış devre dışıdır, güç savaşı vardır ve gücü gücü yetene kazanacaktır. Güç kullanımı da tabiatıyla hakkı, hukuku, siyasi geleneği ve demokratik yarış kurallarını ortadan kaldırır. Bugün olduğu gibi…
‘Siyasetsizlik‘ bu yüzden anahtar kelime. İktidarın işine yarıyor çünkü siyasetsizliği güç kullanımı ile telafi edebiliyor veya edebileceği umuyor. Siyaset yapmak gerilim azaltmak ve yumuşama gerektirdiği için bunu tercih etmiyor. 2018’den beri giderek artan gerilimin iktidarı ayakta tutmakla ve muhalefeti savunmasız bırakmakla yakından ilişkisi de bu yüzdendir. Yani, iktidar keyfi için gerilim üretmiyor! Başka yolu yok. Esasen, güç kullanımında ustalaşan iktidarın siyaset yapmaya ihtiyacı da yok. Ama muhalefetin var.
Bir yandan, Türkiye’nin geleceğine dair ekonomiden hukuka, dış politikadan eğitime kadar her alanda yeni sözler üretmek, öte yandan hapishaneden de olsa Erdoğan’la rekabet edebileceği duygusuna toplumu ortak edebilmek… Zor ama oyunun adı bu: Siyaset siyasetsizliğe karşı.