Selahattin Demirtaş’ın son halini gösteren o fotoğrafa çoğumuz dikkatlice baktık.
Peki ne gördük?
Rehin alınmış bir lider?
Hakkı yenmiş bir politikacı?
Kandırılmış halklar?
Kırılmış umutlar?
Kaybolmuş bir demokrasi?
Peki o fotoğrafa bakarken, onu on yıldır hapisten çıkartmayı, iktidarın elinden çekip almayı beceremeyen kalabalıkları da gördük mü?
Yargıyı siyasi emelleri için kullanan bir iktidarı bir türlü alaşağı edemeyen ülke gerçeklerini gördük mü?
Şimdi Demirtaş’ın o fotoğrafına her birlikte bir de 2016 yılından bakalım.
O gün gökyüzüne bir perde gerilseydi ve üzerine bu fotoğraf düşseydi; bize de “On yıl sonra Demirtaş hâlâ hapiste olacak ve muhalefet her yanından darmadağınık edilecek” denilseydi…
Fotoğrafa baktığımızda önce Demirtaş’ın ağırlaşmış saçlarını mı görürdük, yoksa kendi basiretsizliğimizi mi?
Hani bir devlet aklından bahsediliyor ya bugünlerde… Ondan bize ne? Bize düşen ne yapıp edip devletin o aklını başından almak ve kendi aklımızı da artık başımıza toplamak.