Bugün 14 Şubat 2026… Her yıl 14 Şubat geldiğinde iki tip insan ortaya çıkar:
Bir grup romantizmi kutlar, diğer grup ‘kapitalizmin oyunu’ diye burun kıvırır…
Oysa gerçek, bu iki uç arasında bir yerdedir…
Ekonomi, üretim ve tüketim üzerine kurulu bir sistemdir…
Tüketim olmadan üretim, üretim olmadan istihdam olmaz…
İstihdam olmadan da refah olmaz…
Bu nedenle özel günler ekonominin can suyu gibidir ancak:
Asıl mesele Sevgililer Günü’nün varlığı değil, herkes için erişilebilir olup olmadığıdır…
Sorun, sermaye ile emek arasındaki gelir dağılımı dengesizliğidir…
Eğer çalışanlar yalnızca yaşamlarını sürdürecek kadar ücret alıyorsa, tüketim ekonomisi zaten sürdürülemez çünkü:
Tüketemeyen bir toplum üretimi de taşıyamaz…
Bu durum sadece sosyal adaletsizlik değil, aynı zamanda ekonomik irrasyonelliktir…
Emeği zayıflatan sistem, uzun vadede sermayeyi de zayıflatır…
Sağlıklı ekonomi, güçlü orta sınıfla mümkündür… Güçlü orta sınıf ise adil ücretle…
Sevgililer Günü’nü eleştirmek yerine şu soruyu sormalıyız: Bugünü herkes yaşayabiliyor mu?..
Şimdi o soruya geleyim: Aşkın ekonomisi olur mu?..
Elbette olur ama o ekonomi adil olursa, romantizm de gerçek olur…
Çünkü sevgi, yalnızca kalpte değil, cüzdanda da nefes alır…
Sevgililer gününüz kutlu olsun…