İran, kendi politikasından vazgeçmeden, yeni durumlara karşı pozisyon geliştirebiliyor, esnek politika güdebiliyor, yüzyıllık tecrübesini kullanarak ayakta kalıyor.
Yargı en baştan devre dışı bırakıldığı gibi hem kamu menfaati potansiyel bir tehdit altında, hem de o içeriği oluşturan içerik sağlayıcının ve o içeriğin yer aldığı yer sağlayıcının hukuki güvenliği, hak ve menfaatleri de tehdit altında.
İstanbul Üniversitesi'ndeki rektör atamasının 'yasal' olduğu, zaten yıllardır böyle uygulandığı, haklı ve adil olduğuna dair yeterli bir argüman oluşturmuyor; hele ki bu iktidar bu haksızlıkların mağduriyeti nüvesinden doğmuş ve büyümüşken.
Bazı yatırımcı temsilcileri, müşterilerinin Türkiye’den çıkmak için fırsat kolladığını söyleyip ekliyordu: Türkiyeli sermayedarlar bile artık dışarıya yatırım yapmaya bakıyor.
Demografi (nüfus istatistiği) kaderdir. Hiçbir şey, ama hiçbir şey zamanın tahakkümüne karşı koyamaz. Erdoğan bile... AKP’nin yaratmaya çalıştığı korku tuzağına düşmemeliyiz.
Lee Kuan Yu, 'filozof krallar'ın ve Clinton’ın 'Önemli olan ekonomidir, şapşal!' doktrininin başarısını ispatlarken otoriter kapitalizmin sonuca ulaşabileceğini de göstererek birçok otokrat tandanslı lidere kötü örnek oldu.
Ağzından 'hukukun üstünlüğü' ve 'demokrasi' lakırdılarını düşürmeyen siyasetçilerimizden tek dileğim, ülkemizin hem insani hem de ekonomik kalkınması için, önümüzü tıkayan yasama faaliyetlerinden ve uygulamalardan vazgeçmeleri.
İktidarda 12'nci yılını dolduran Adalet ve Kalkınma Partisi, 12 Eylül’ün mirasıyla hesaplaşmadığı gibi, onun anti-demokratik kurumlarını başarıyla 21'nci yüzyıla taşıyor.
Kürtlerin tek tek bulundukları ülkelerde ve bölgenin genelinde gelişmelerde belirleyici olabilme kapasitesi giderek artıyor; iç ve dış dinamikler birbirini tetikliyor.
Kısacası, tarih ne resmi tarihin vurguladığı gibi sadece ‘kahramanlık'lardan ne de onu eleştiren bazı kesimlerin vurguladığı gibi 'kara bir leke’den ibaret.