Yapısal değişikliğin olmayacağı ve söylemsel boyutta kalacak her politika muhalefetin bir adım daha yol alamamasına sebep olacak. Bu nedenle şimdi muhalefet için öz eleştiri ve radikal değişikler zamanı.
Senaryolardan birincisi AKP'nin tek başına iktidara gelmesi, ikinci senaryo AKP'nin CHP ya da MHP ile bir koalisyon kurması, üçüncü senaryo ise tekrar bir seçime gidilmesi.
Şimdiden ABD-Rusya'nın kısa Süreli Esad'lı geçiş için anlaştığı ortada. Eh, diğerlerine de kabul etmek düştü bu durumda. Peki, bunun için 4.5 yıl kaybetmek gerekiyor muydu?
Suriye’deki durum kızışmaya başladığında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin bölgeye ilgisini şöyle açıklamıştı: “Suriye Türkiye’nin bir iç meselesidir.” Bugün bu sözün tüm boyutlarıyla idrak edilmesi gerekmekte.
Peynir ekmek yer gibi yalan söyleyen, Gezi’den başlayarak fantezi saldırı senaryoları üretenler, suçluları 'bulamayarak' gerçek saldırıların, katliamların ve cinayetlerin ortağı olmuştur.
Her ne kadar, Erdoğan’ın son aylarda sınırları iyi kontrol etmeyerek, bilinçli şekilde Avrupa’ya mülteci akınına yol açtığı ve bunu da Brüksel’e karşı koz olarak kullandığı görüşü hakim olsa da bütün aktörler, mevcut sorunun üstesinden Ankara'sız gelinmeyeceğini biliyor.
Bir ‘kirleten-öder’ meselesinden çok fazlası olan iklim değişikliğinde Türkiye’nin niyet ettiği katkı, devletin iklim değişikliğini sadece ekonomik büyüme anlamında ele aldığını tescilliyor.
Türkiye bu kaostan çıkabilir. Aydınlık bir geleceğe yelken açabilir. Bunun için Erdoğan'ın demokratik ve barışçıl bir şekilde siyasetten çıkış yolunun açılması ana koşuldur.
Sonuç olarak dört buçuk yıldır herkesin parmağını soktuğu kirli bir savaşta pat durumuna gelindi. Olan Suriye halkına oldu. Kimse kendi istediği Suriye'yi yaratamadı, yaratamayacak.