Türkiye'deki Merkez Bankası başkanı değişimi piyasaları altüst ederken, dünyanın en büyük fon yöneticileri ve önde gelen ekonomistleri arasında gelişen piyasaların kırılganlığına dair uzun süredir devam eden tartışma alevlendi.
'Bir Zamanlar Kıbrıs' diye onlarca tarihi yanlışla dolu şoven bir dizi yaptılar; kendini savunamayan 'aciz' bir toplum anlatısı üzerinden, kahraman bir 'kurtarıcı' masalı koydular önümüze, tek yanlı bir 'mağduriyet' tarihi!
Uluslararası haber ajansı Reuters, borçlanma maliyetlerindeki keskin yükselişin yabancı parayla borçlanan bankaların yaklaşan borçlarını çevirebileceğine ilişkin kaygıyı artırdığını yazdı.
Zor ve yeni kazanılmaya başlayan kredibilitenin Merkez Bankası'nda (MB) başkan değişiminin ardından yerini soru işaretlerine bırakmasıyla TL dolar karışısında çift haneye yakın tarihi bir değer kaybına uğrarken ekonomi yönetiminin piyasayı rahatlatmaya dönük ilk mesajları da yatırımcıyı tatmin etmedi.
Din çok boyutlu bir fenomendir. Tıpkı 'devlet aklı' bahsinde olduğu gibi dini bir konuda ülkemizde konuşmak beraberinde yoğun tartışmalar getirir. Ancak biz dinin toplumsal ve siyasal bir olgu olduğu kadar hukuki-anayasal bir sorun olduğu kanaatindeyiz.
TL'de dünkü yüzde 5'in üzerindeki hareket 2018 üçüncü çeyrekten beri yaşanan en belirgin değer kazancıydı. Bu kazanç yabancı yatırımcıların Türkiye pozisyonlarını artırmak için ne kadar istekli olduğunu gösterdi. Bir taraftan ise yeni atamalar sonrası iyimserliğin tamamının devam etmemesi piyasanın ilk adımları da görmek istediği anlamına geliyor.
İktidar bulunduğu yerde hacim genişletmeye eğilim gösterir. Bu yönüyle denge ve denetimin sağlanmadığı, hukukla sınırlandırılamayan ve hukuk içerisinde varlık bulmayan bir iktidar potansiyel bir diktatörlükle sonuçlanabilir.