Kansu Yıldırım: 'Sağlık Yoksulluğu' vardır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sağlık Bakanlığı’nın en son yayımladığı (en güncel) 2024 yılına ait İstatistik Yıllığı verileri halkın cebinden yaptığı sağlık harcamasının son yıllarda hızla büyüdüğünü, bu artışın gelirinin büyük bölümünü asgari ücret ve asgari ücrete yakın gelirlerle karşılayan geniş bir kesim için giderek ağırlaşan bir yük haline geldiğini ortaya koyuyor.

TÜİK’in Sağlık Harcamaları İstatistiklerine göre enflasyondan arındırılmış (reel) kişi başı cepten sağlık harcaması 2002 yılında 1.669 TL iken -yaklaşık 3,1 katına çıkarak- 2024 yılında 5.173 TL’ye yükseldi.

Uluslararası verilerle incelediğimizde kişi başı cari sağlık harcaması satın alma gücü paritesiyle Türkiye’de 2.479 dolar düzeyinde kalırken, OECD ortalaması 5.462 dolar, AB ortalaması ise 5.035 dolardır. Türkiye, karşılaştırılan ülkeler arasında sağlığa en az kaynak ayıran birkaç ülkeden biridir.

Sağlıkta Dönüşümü başlatan Recep Akdağ, özel hastane sahibi Mehmet Müezzinoğlu, holding hastane zinciri sahibi Fahrettin Koca ve şimdiki bakan Kemal Memişoğlu ne kadar pembe tablo çizmeye çalışsa da toplam harcama tabanı üzerine binen yüksek cepten ödeme payı sistemin yükünü orantısız biçimde yurttaşların üzerine bırakmıştır.

“Sağlık Yoksulluğu” vardır. Türkiye’de reel cepten sağlık harcamasının hızla artması, asgari ücretin işgücünün yarısına yakınını kapsayacak kadar yaygınlaşması ve gelir dağılımındaki derin eşitsizlik, birlikte değerlendirildiğinde “sağlık yoksulluğu” kavramını salt bir söylem olmaktan çıkarıp ölçülebilir bir toplumsal olguya dönüştürür. Bunun arkasında özel sağlık sermayesinin devlet eliyle büyütülmesinden sağlığın finansmanının özel sektör mantığına göre yapılanmasına çok katmanlı piyasa belirleyicileri vardır.

Kansu Yıldırım’ın yazısı