Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo… susturulamaz
K

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

MURAT SEVİNÇ

Açık Radyo, bu ülkede eşi benzeri olmayan bir yayın organı. Olma ihtimali de yok. Bir yaşa gelince, buralarda neyin mümkün olup olamayacağını az çok anlıyor insan. Açık Radyo, ancak Ömer Madra gibi, ömrünü ‘eşitlik’ mücadelesine adamış birinin önderliğinde kurulabilirdi ve ancak Eski Türkiye’nin makbul niteliklerinden olan ‘kamusal yararı’ ilke edinmiş sayısız destekçinin omuz vermesiyle yaşayabilirdi. Harcadığı yoğun emek karşılığında çıkar elde etmeyen sayısız programcı ve destekçinin yarattığı bir Radyo, bir okul, bir dost ve bir yol gösterici. Bıkmadan tekrar edeceğim; mahkûm olduğumuz şu sığlık cehenneminde, mahkûm edenlerin kavrayamayacağı, tahammül edemeyeceği ölçüde nitelikli bir çabadır Açık Radyo. Hiçbir yayın organından bu kadar çok şey öğrenmedim. Özellikle iklim krizi konusunda bildiğim her şeyi Ömer Madra’ya-Açık Radyo’ya borçluyum. Türkiye de ona-onlara borçlu.

Her sabah ilk işim saat 8’de Açık Radyo açmak, Ömer Madra’nın “Merhaba kâinat” deyişi… Gün boyu, haftanın her gününün her saati farklı bir ismin eğitici, öğretici programı var. Arada, birbirinden güzel müzik parçaları. Çarpıcı bir çeşitlilik ve her kültüre, inanca saygı. Çok önemli bir şey ise, Açık Radyo’nun gerçeğe sadakati. Dinleyicisine yalan söylemediğini, herkesin işine özendiğini, yayıncılık ciddiyetini her an gözlemliyorsunuz. Öyle, laf olsun torba dolsun diye değil, kelimenin gerçek anlamıyla ‘nefes almamızı sağlayan’ bir ‘kurum.’

Yaşamın herhangi bir alanında bir ‘dip’ olmadığını düşünüyorum, dolayısıyla ‘dibi görmek’ ifadesi bir şey ifade etmiyor bana. Hep daha kötüsüne tanık olmak, daha dibe inmek mümkün. RTÜK’ün Açık Radyo hakkında verdiği kararlar bu iddianın bir delili, son derece cüretkâr bir iş. “Ben, önce ‘gözünün üstünde kaşın var’ der, mevzuattaki ‘göz üstündeki kaş’ hükmüne dayanarak senin sonunu getiririm.” RTÜK’ün söylediği bu.

Neymiş efendim, Radyo’nun sabahki programında bir konuk ‘Ermeni soykırımı’ ifadesini kullanmış. Herhalde ‘sayın muhbir vatandaşlardan’ biri ihbar etti, hemen inceleme başlatılmış. Önce bir yaptırım-uyarı, idari para cezası ve beş gün yayın durdurma. Radyo, para cezasının ilk taksitini ödedi ve yayına devam etti. Devam etmesinin nedeni, yayının durdurulacağı tarihleri tebliğ eden metnin ‘teknik bir nedenle’ açılamaması. Yani Açık radyo tarafından bilinememesi. (Hatta, durumu anlatan bir yazı ile RTÜK’e başvurulmuş.) Radyo’nun iradesi, yaptırımı haklı olarak yargıya taşıma ve aynı zamanda cezayı ödeme yönünde, bunu gösteriyorlar. Kamuoyuna açıklamasından iki satır: “Yayın durdurmayla beraber verilen para cezası için karardaki gibi taksitlendirme talebinde bulunulmuş ve bu kabul edilerek ilk taksit ödenmiştir. Böylece yasaya karşı direnmek ve yargı yolu dışında bu karara karşı gelmek gibi bir niyetimizin olmadığı ve iyi niyetli bir süreç sürdürmeye çalıştığımız ortadadır.” 

Vay efendim, sen misin yayına devam eden! Sanki cezayı ödeme konusunda bir irade sergilenmemiş gibi, bu kez 3 Temmuz’da Radyo’nun ‘yayın lisansını iptal ediyor’ RTÜK. Bir başka söyleyişle, bir ‘kurumu’ yok ediyor. Kuru ve soğuk ifadesiyle, ‘kanundan kaynaklanan yetkisini kullanıyor.’ İlgili yasada böyle bir yetkisi var mı, evet, var.

Peki nasıl olabiliyor tüm bunlar? Sırasıyla:

RTÜK, 22 Mayıs tarihli -ilk- kararında, Açık Radyo’nun 6112 sayılı yasanın 8/1 maddesinin ‘b’ bendini ihlal ettiğine karar vermiş. Söz konusu hükme göre yayın hizmetleri, “…ırk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz.” Memleketin en nezaket sahibi yayın organlarından biri, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiş RTÜK’e bakılırsa. Peki nasıl tahrik olmuş halk? İşte orası belli değil! Açık Radyo’daki bir ifade nedeniyle bir anda tahrik olabilecek bir halk olduğunu varsaymış ilgili devlet dairesi.

Radyo para cezasının ilk taksitini ödeyerek -yukarıda özetlediğim teknik aksaklık nedeniyle-yayına devam edince, RTÜK bu kez ‘İdari Yaptırımlar’ başlıklı 32/5’ten aldığı yetkiyle en ağır yaptırımı uyguluyor. Hükme göre; “Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.”

RTÜK’ün böyle bir iptal yetkisi var olmasına var da; mesele, önce ifade özgürlüğü kapsamındaki bir konuyu yasa hükmünün ihlali kabul edip, ardından Radyo’nun cezayı ödeme konusundaki iradesini görmezden gelerek aceleyle lisansını iptal etmesinde. Hangi devirde yaşıyoruz, bunca yıldır büyük emek ve fedakarlıkla ayakta kalabilmiş böylesine değerli bir yayın organının lisansını iptal etmek nasıl bir cüret! Ne güzel değil mi, aynı kurum, önce bir ifadede -tarih yorumlayarak- sorun tespit ediyor ve ardından cezayı kesiyor. Kendin pişir kendin ye, gibi. RTÜK kararındaki ‘tarih değerlendirmesi’ hakkında bir yorum yapmak istemiyorum, hızlarını alamayıp benim lisansımı da iptal etmeye kalkabilirler; en iyisi konuyu tarihçilere bırakmak!

RTÜK kararına gerekçe oluşturan yaptırım kararının ‘gerekçesi’ hukuka-anayasaya aykırı. Daha birkaç gün önce iki gazeteci, Elif Akgül ve Haluk Kalafat, haberlerinde geçen ‘Ermeni soykırımı’ ifadesi nedeniyle yargılandıkları davadan (TCK. 301) beraat etti. Türkiye’de yerel mahkemeler, AİHM’nin konuya ilişkin kararları doğrultusunda davranıyor. Nitekim AYM’nin genel tutumu da ifade özgürlüğünün marjını geniş tutma yönünde.

Anayasa madde 2, Cumhuriyet’in niteliklerini sayar… insan haklarına saygılı, ‘hukuk devleti’ ve ‘demokratik devlet’ ilkelerine dayanan Cumhuriyet. Hoşlanmadıkları bir ifade nedeniyle bir radyoya yaptırım uygulayıp sonunda lisans iptal edenler, hukuk devleti ve demokratik devlet ilkelerinin ne anlama geldiği üzerine hiç düşündüler mi? Demokratik bir devlette, yayın esnasında birilerinin pek hazzetmediği bir ifade geçtiği için lisansı iptal edilen radyo örneği var mı? Demokrasinin önkoşulu ‘çoğulculuğa’ saygı değil miydi? Peki, ne diyor RTÜK Yasası (md.37/a): “Yayın hizmetleri alanında ifade ve haber alma özgürlüğünün, düşünce çeşitliliğinin… ve çoğulculuğun güvence altına alınması, yoğunlaşmanın önlenmesi ve kamu menfaatinin korunması amacıyla gerekli tedbirleri almak.” E hani çoğulculuk, hani düşünce çeşitliliği, hani ifade özgürlüğü?

Anayasadaki temel hak ve özgürlüklerine dair düzenlemeler, Cumhuriyet’in niteliklerini sayan 2. maddenin yaşama geçirilmesini hedefler. O temel hak ve özgürlüklerden ikisi, ‘basın özgürlüğü’ ve ‘sansür yasağıdır.’ Bir yurttaş olarak benim haber alma hakkım? Bir radyonun yayın lisansının iptali, o radyoya mı yoksa dinleyicisi olan yurttaşa verilmiş bir ceza mıdır? Yine, Anayasa madde 28’e göre, “Basın hürdür, sansür edilemez.” Evet, yürürlükteki anayasaya göre.

Açık Radyo, ‘tek ses, tek renk, tek titreşim’ hevesinin antitezi, memleket insanına evrensel değerleri içeren bir dünya sunmayı hedefleyen ve bunu başaran, benzeri olmayan bir yayın organı. RTÜK’ün, ‘ilk yaptırım kararı’ anayasa tarafından güvence altına alınmış ilkelere, AİHM ve AYM kararlarına aykırıyken; Açık Radyo buna rağmen iyi niyetini gösterip, cezanın ilk taksitini ödemişken, teknik bir sorundan kaynaklanan ‘gecikmeyi’ fırsat bilir gibi yayın lisansını iptal etmesine, ne demek gerekir?

“Yeter” demek gerekir. Hakikaten kabak tadı verdi artık bu sonu gelmez tutum. Ne dünya bu arkadaşların zihnindeki kadar dar ve renksiz, ne de milyonlarca yurttaş bu yönetimin kölesi; ölçüsüzlüğün dahi bir derecesi olmalı, yurttaşı bu denli bıktırmamalı, tüm soluk borularını kesmeye yeltenmemeli.

Dinleyicisi, destekçisiyle ayakta kalan 30 yıllık eşsiz bir çaba, anayasanın temel ilkelerini görmezden gelen birilerinin keyfiyle yok sayılamaz. Birkaç gündür radyomuza verilen büyük yurttaş desteği ise son derece önemli ve umut verici. Umalım ki demokrasi yanlısı siyasetçilerimizin de dikkatini çeksin bu destek.

Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo.

Yaşasın radyomuz…