Kılıçdaroğlu da Baykal’ı aratmayacak şekilde partiye 13 yıl genel başkanlık yaptı. O dönem de ayrıca tartışmalıdır ve birçok yazıda Kılıçdaroğlu politikalarını ele almışımdır. 2023 Kasım’ından bu yana Özgür Özel ve ekibi partiyi yönetiyor. Ortada yeni bir kuşak var ve bu durum çok önemli bir özelliktir.
İmamoğlu’nun bu dönemdeki etkinliği başlı başına bir olgudur. İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra CHP tek odaklı bir siyasete yöneldiği için şu anda partinin genel politika anlayışı hakkında fazla bir şey söylemek olanaksız. Ama bir kavşağa geldiği bellidir: CHP devletten mi yoksa halktan mı yana bir parti olacak? Vereceği karar budur.
Şimdi şu soruyu ele alayım: Devletten yana parti olmak ya da devletle bütünleşmiş bir parti olmak nedir?
Devlet kuramları çerçevesinde bakılırsa sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yerleşik devletlerin kökleri hayli derinlere iner ve hemen her devletin bir ideolojisi vardır. Ona kurucu ideoloji demek kabildir.
Eğer modernleşmesi gecikmiş ve Batı tarzı bir sözleşme geleneğini dahi kesintiye uğratacak şekilde oluşmuş devletlerden (mesela Türkiye Cumhuriyeti devletinden) söz ediyorsak o ideoloji daima ulus devleti kuran ideolojidir.
O ideolojinin adı da milliyetçiliktir. Milliyetçiliği, ilgili literatürü izleyenler bilir, halk kendi kendisine üretmez. Seçkinci bir çevre onu tanımlar, o seçkinci çevrenin politik organı/partisi kitlelere yaygınlaştırır. Şiddete dayanmayan bir milliyetçilik de henüz görülmemiştir.