Halil Kağan Öyken: Altın, sınır tanımıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Altın, sınır tanımıyor. Yaşadığımız ralli, 2025’in tamamını kapsayan bir hikayenin devamı niteliğinde. Son kırk yılın en güçlü performanslardan biri. Peki bu ne anlama geliyor? Basitçe şöyle ifade edeyim: Altın fiyatı yükselirken, diğer varlıklar altın cinsinden değer kaybediyor. Nakitte, dövizde, mevduatta, tahvilde, hatta bazı hisse senetlerinde tutulan servet, altın karşısında eriyor. Bu, klasik bir ‘devalüasyon’ süreci – ama bu kez para birimlerinin değil, altın karşısında eriyen varlıkların devalüasyonu söz konusu.

Aslında geçmişte olan yine oluyor. Tarih boyunca altın, paraların güven kaybı yaşadığı dönemlerde gerçek değerin aynası olmuştur. Bugün de aynı mekanizma işliyor, desek hatalı olmaz. Merkez bankaları rekor altın alımı yapıyor. Çin, Hindistan ve onlarca ülke rezervlerini çeşitlendirme telaşında. Diğer yanda jeopolitik kaos, ticaret savaşları, bölgesel gerilimler, politik belirsizlikler güvenli liman talebini körüklüyor. Enflasyon beklentileri ve düşük reel faiz ortamı da bir yanda nakit tutmayı cezalandırıyor.

Türkiye gibi yüksek enflasyon geçmişi olan, dövize bağlı, yastık altı altın stoku devasa ülkelerde altın rallisi belli riskleri tetikleyebilir. Öncelikle enflasyon beklentilerini bozabilir, insanlarda para eriyor algısını güçlendirebilir, fiyatlar artabilir, ücret talepleri yükselebilir bu da doğal olarak enflasyon için ikinci dalga riski doğurur. Ardından TL’den altına kaçış hızlanabilir, zaten yüksek olan yastık altı altın talebi iyice artar, TL talebi düşer, kur baskısı artar, TCMB’yi faiz artırımına zorlayabilir.

Halil Kağan Öyken’in yazısı