Örgütlü kötülük; siyasi, insani her türlü ilkeye ve tutarlılık arayışına düşmandır. Zafer vaadi ve yok olma tehdidi arasına sıkıştırılan ‘siyaset’, kitleleri manipüle ederek gerçeklikten uzaklaştırır. Yaşamın olağan akışı, örgütlü kötülüğün zincirleri tarafından tutsak edilir.
Saray-AKP rejimi ‘yönetme’ kabiliyetini yitirdiği günden bu yana örgütlü kötülüğün ve ona içkin ‘performans’ın kapsama alanı genişledi. İktidar söylemi her gelişmeyi olgudan koparıp ‘sahne’ye fırlatıyor. O sahnede parti binası basanlar, idam ipiyle dolaşanlar, anaokulunda çocukları minyatür tankın altına yatıranlar hasılı muktedirin istediği her şey var; fakat idrak ve izan seyirci koltuğunda dahi kendine yer bulamıyor.
Linç ile vurdumduymazlık arasında salınıyoruz. Muhalefetin iktidar blokuyla milliyetçilik yarışına girmesi, solun, demokratların marjinalleştirilmesini kolaylaştırıyor.