Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
İktidara göre gazetecilik yaptığı için cezaevinde bulunan tek bir gazeteci bile yok. Yakın zamanda eylem alanında gazetecilik yapan gazeteciler ev baskınıyla gözaltına alındı ama olsun, iktidara göre alanda çekilen fotoğraflarda makineleri görünmüyorsa onlar da gazeteci sayılmaz! Ekipmanlarının neden görünmediği ayrı sorun ama bu alanda da çığır açıldı, sınır aşıldı… Cezaevinde elbette gazeteciler var. Gazetecilik diye bir suç olmadığı için farklı suçlar yöneltilerek cezaevine konulan gazeteciler. Yıldız Tar, Elif Akgül, Ercüment Akdeniz üç örnek… Üç ismin örnek alınması aslında biraz da iktidarın işini kolaylaştırmak için. Zira bu gazeteciler yazdıkları haberler nedeniyle değil, 12-13 yıl önce katıldıkları toplantılar nedeniyle cezaevindeler.
Gazeteciler hakkındaki iddianameler yeni yeni çıkıyor. Eylem alanında çalışan gazeteciler hakkındaki suçlamalara bakıyorsunuz, eylem alanında bulunmaları dışında suçlama yok. Toplantıya katıldığı için suçlananlara bakıyorsunuz, toplantıya katılmak dışında suçlama yok. Bir de bu iddiaların yazılma biçimi var. Önce bir örgütün tarihsel gelişimi anlatılıyor. Ardından örgüt yöneticilerinden birinin birkaç sözü paylaşılıyor. Ardından “Demek ki bu şüpheliler de bu talimata göre hareket etmiştir” sonucuna varılarak sayfalar dolusu iddianame yazılıyor
İşkence feryatlarına soruşturma yok, cinsel taciz feryatlarına soruşturma yok. Ancak işini yapan insanlar tutuklanıyor, fişleniyor, yargılanıyor. Daha birkaç ay önce ‘casus’ diye toplumun önüne atılan insan hakları savunucularının yargılandıkları, aylarca tutuklu kaldıkları Büyükada davası beraatle sonuçlandı. AYM’den, AİHM’den ardı ardına hak ihlali kararları geliyor. Açılan davaların büyük bölümü beraatle sonuçlanıyor. Bir önemi var mı? Denge ve denetleme kavramları, süslü laflar, hukuk devleti iddiaları havada uçuşuyor ancak karşılığını gören yok. Buradan görülen sadece eylem hakkını kullanmak için sokağa çıkan gençlerin yola yapıştırılmış, üzerine dizle basılmış yüzleri. Aylarca tutuklu kalanlar, hayatları boyunca yargılananlar. Kaçmayan, göçmeyen, karıncayı incitmeyen insanlara yaşatılanlar…