Gezi'yi hatırla: Her şeyi yok edebilirsiniz ama şarkıyı yok edemezsiniz

CANAN COŞKUN

canancoskun2@gmail.com

@canancoskun

Gezi Parkı eylemleri, birçok şarkıyı ve düzenlemeyi daha o günlerde dilimize dolamıştı. Duman’ın ‘Eyvallah’ı, Boğaziçi Caz Korosu’nun ‘Çapulcu musun vay vay’ı, Kardeş Türküler’in ‘Tencere Tava Havası’nı on binlerce kişi bir ağızdan söyledi o günlerde.

Gezi Parkı direnişinden doğan müzik kültürünü müzik yazarı ve eleştirmen Murat Meriç ile konuştuk.

‘Halk ozanlarının anında şarkı söylemesi, türkü yakması gibiydi’

Türkiye tarihinde devleti yönetenlerin zalimliklerine karşı pek çok marş, türkü, şarkı yazıldı. Gezi’de ortaya çıkanların öncekilerden farkı neydi?

Gezi herkesin içinde olduğu bir şeydi. Türkiye’nin her yerinde insanlar bu hareketin içindeydi. Sadece Gezi Parkı’nda yan yana gelenler değil, bütün şehirlerde iktidara ve onun yaptıklarına karşı buluşan insanlar bir şekilde isyanlarını dile getirdi ve bunu yapmak için de şarkıları çok etkili bir araç olarak kullandılar.

Bu anlamda diğerlerinden farkı, bugüne kadar çok şarkı yapıldı evet seçim zamanlarında, başka zamanlarda, kimi zalimlikler karşısında ama Gezi’deki şarkıların hepsi alanda ve canlı olarak yapıldı. Kimse oturup bir şarkı yapayım da bu şarkıyı piyasaya çıkartayım, insanlar bunu dinlesin, bu şarkı şuna hizmet etsin diye düşünmedi. Herkes doğrudan alanda gördüğünü, hissettiğini anında söyledi. Yani çoğu -benim de şahit olduklarım var- doğrudan orada yazılmış sözler, orada yapılmış müzikler, ya da orada yapılmış adaptasyonlar…

Boğaziçi Caz Korosu’nun, ODTÜ’lü, Hacettepeli arkadaşların, ya da Gezi Parkı’nda bizzat direnen arkadaşların yaptıkları da böyle bir şeydi. Gezi’deki müziği kendinden önceki dönemlerde yapılanlardan ayıran özellik o. Çünkü örneğin 70’li yıllarda Süleyman Demirel’e birileri kızıyordu, oturup bir şarkı yapıyordu. Bunlar tamamen hesaplı kitaplı yapılmış şarkılardı. Gezi Parkı, halk ozanlarının anında şarkı söylemesi, türkü yakması gibiydi.

Duman, bunu fişekleyen şarkıyı yaptı ama o Gezi Parkı için yapılmış bir şarkı değildi. Yeni albüm için hazırlanmıştı. Ama çok etkili oldu. 

O dönem üretilen eserlerin direnişin güçlenmesinde bir payı var mıydı? İnsanları bir araya getiren bir rol oynadı mı müzik?

Mutlaka. Her şeyden öte bir sürü insan bu eserler sayesinde öğrendi Gezi’de olanları. Bu anlamda bir araya getirici ve insanları kenetleyici bir durum hasıl oldu bu şarkılarla.

Şarkılar her zaman güçlüdür. Her şeyi yok edebilirsiniz ama şarkıyı yok edemezsiniz. Bütün notaları yok etseniz, hafızalardan silemezsiniz. Kitap yok edilir, film yok edilir, oyun yok edilir ama şarkı yok edilemez. Üç dakikada derdini anlatıyor ve herkese her şeyi anlatabilen bir form olduğu için etkili oluyor.

Murat Meriç: Kitap yok edilir, film yok edilir, oyun yok edilir ama şarkı yok edilemez.

Hala dönüp baktığımızda Ankara’da gazın nerede sıkıldığını, Gezi Parkı’nda nerelere saldırı olduğunu, saldırının başında kimin olduğunu o şarkılar sayesinde bugüne taşıdık. Bu bir sürü almanağın yapamayacağı bir şey. Şarkılar üzerinden Gezi Parkı tarihini gün gün yazabiliriz. 

Gezi’den sonra ülke olarak bir çok travmatik olay, katliam, patlama, terör saldırısı yaşadık. Gezi’de polis şiddetine karşı birçok eser ortaya çıkmıştı ama son dönemde aklıma gelen bir rapçilerin ‘Susamam’ eseri. Müzisyenlerin artık daha sessiz olduğunu söyleyebilir miyiz?

Mümkün ama tersinden de aslında Gezi Parkı’nda şarkı yapanların çoğu büyük müzisyen değildi. Duman, Kardeş Türküler, Boğaziçi Caz Korosu, Grup Yorum, Nazan Öncel gibi örnekler var önümüzde. Gezi için şarkılar söylediler veya eski şarkıları Gezi’ye uyarladılar. Zülfü Livaneli’yi, hatta Yavuz Bingöl’ü bile Gezi’de gördük. Oradakiler biraz daha halkın içinden insanlardı. Müzik yapan ama müziği para kazanmak için değil de zevk için yapan bir sürü insan şarkılarıyla destek verdi Gezi’ye. Onun için de görünür oldu. Halkın içinden çıkan şarkılardı onlar.

Sonraki hadiselerde örneğin Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinde bir dolu şarkı yapıldı. Bajar, Roboski için bir şarkı yaptı. Yüzyüzeyken Konuşuruz, Suruç’u şarkısında andı. Bunlar tek başına Gezi’de yapılan müzikler kadar etkili olmamış olabilir. Çünkü o başka bir hareketti ve şarkılar o anda karşılığını buldu. O yüzden dilden dile yayıldı. 

Gezi başka bir müzik zevkinin ortaya çıkmasına olanak sağladı mı?   

Sağlamadı aslında. Dönüşüm tam da o esnada oldu. Yani müzikteki durumu 2013 öncesi ve sonrası diye ayırmak mümkün. Ama bunun Gezi ile çok ilgisi yok. Büyük Ev Ablukada tam o dönemde çıktı. Sonra Yüzyüzeyken Konuşuruz, Adamlar, Son Feci Bisiklet, Yok Öyle Kararlı Şeyler, Sekerse Tehlike gibi gruplar tam o tarihlerde ortaya çıkan topluluklar. Bu Gezi’yi besledi ama Gezi bunu beslemedi.

Orada en fazla yıllardır unuttuğumuz mizah duygusu var ya 80’li yıllarda Gırgır’ın sürdürdüğü, sonra Limon’un, Leman’ın devraldığı ve bazı tiyatro oyunlarında, filmlerde karşımıza çıkan mizah duygusu geri geldi ve bu grupların bir kısmı bunun üzerinden ilerledi. Gezi ile çakıştı sadece aynı döneme denk geldiği için. O akımın Gezi ile çıktığını söylemek çok doğru olmaz. Aynı dönemde aynı refleksle çıktı hepsi. 

Gezi zamanında en sevdiğiniz müzik eseri hangisiydi?

Ben Dumancı’yım, ‘Eyvallah’ hala en sevdiğim şarkı. Ama onun yanına Kardeş Türküler’in ‘Tencere Tava Havası’nı koymak isterim. Boğaziçi Caz Korosu’nun ‘Çapulcular Oldu mu’ düzenlemesini mutlaka eklemek lazım. Çünkü en etkili olanlar bunlardı ve ben hala çok heyecanla ve severek dinliyorum. Bir de Demir Sert’in ‘Bu Gaz Bir Harika Dostum’u… Gezi zamanında en sevdiğim şarkılardan biriydi. Hala, her yerde çalarım mesela. Bir de Nazan Öncel şarkısını ekleyeyim: ‘Güya.’

O günlerin anısına Murat Meriç’ten Diken okurlarına Gezi playlist’i…

Gezi’yi hatırla: Lobna Allami için ‘her şey birden bitti’

Gezi’yi hatırla: Gözler İstanbul’dayken Ankara’da neler yaşandı…

Gezi’yi hatırla: Polisin başladığı ‘destan’ı yargı tamamladı