Partnerinizle ne kadar ortak yönünüz olmalı?

Romantizm bugün birçoğu çelişen doğrularla tarifleniyor. Aşk dediğin kolay olur ama aynı zamanda çok emek ister, öte yandan rahatsız hissetmek de uyarı işaretidir. Ayrıca zıt kutuplar birbirini çeker ama uzun vadeli mutluluk için ilgi alanlarınızın ve yaşam tarzınızın uyumlu olması gerekir. 

Peki ama hangisi doğru?

Fotoğraf: Pexels

Uzmanlara göre partnerinizle benzer zevkleri ya da yaşam tarzını paylaşmanızdan önemlisi, çokça ortak yön taşıdığınızı düşünmeniz; öyle olsa da, olmasa da… 

Üstelik ilgi alanları sizden epey ayrışan biriyle olmanın güzel yanlarından biri de birlikte hakikaten keyif alabileceğiniz etkinlikleri keşfetmek.

Vox’a konuşan University of California’da psikoloji profesörü Paul Eastwick şöyle diyor: ‘‘İki insanın taşıyabileceği on bin ortak özelliği sıraladığınızı düşünün. İşte… Doyurucu bir ilişki kurmak için bunların yalnızca üçü ya da dördü etrafında bir şeyler inşa etmek yeterli.’’

Neden bize benzeyen insanlarla çıkıyoruz?

İnsanlar genellikle aynı din, eğitim düzeyi ya da yaşam tarzlarından kişilerle ilişkileniyor. Benzerlerin ilişki kurma eğilimine ‘homofili’ deniyor. Gelgelelim araştırmalar, insanlarla ne kadar vakit geçirirseniz o kadar benzeştiğinizi gösteriyor

Genelde ilgi alanlarımıza göre ayrışıyoruz. Örneğin bir barın ya da meyhanenin müdavimiyseniz yahut yerel bir sivil toplum kuruluşunun etkinliklerine sık katılıyorsanız, en kötü ihtimalle, bir tane ortak noktanız bulunan insanlarla karşılaşırsınız. 

Michigan State University’de psikoloji doçenti William Chopik, şöyle açıyor: ‘‘Hiç ortak noktası bulunmayan iki insanın nasıl tanışabileceğini düşününce insanın aklına pek bir senaryo gelmiyor. İnsanlar çoğunlukla ortak ilgi alanları vesilesiyle tanışıyor.’’

Flört uygulamaları, benzerlikleri ya da benzemezlikleri elemeyi hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı. Bu uygulamalar sosyal çevrenizde olmayan insanlara ulaşma fırsatı veriyor. Ve birkaç fotoğraftan ve niteleyici cümleden algılanan farklılıklara dayanarak tek bir parmak kaydırmasıyla potansiyel eşleşmeler (partnerler) belirlenebiliyor.

Yöntem pratik görünüyor ama pek akıllıca olmayabilir.

Çünkü bir partnerde istediğimizi sandığımız şey, hakikaten istediğimizle örtüşmeyebilir. Eastwick’in bir araştırmasına göre insanların çekici bulduğunu söylediği nitelikler, son kertede, birlikte oldukları kişide bulunmayabiliyor.

Dahası, benzer ilgi alanlarına sahip olmak sizi illa uyumlu yapmıyor. Çift terapisti Alessia Marchi, ‘‘İki insan sürekli bir sürtüşme yaşamadan birlikte olabiliyorsa genelde ilişkinin uyumlu olduğunu söyleriz’’ diyor. 

Buna göre insanların temel değerleri ve nihai hedefleri (çocuk isteyip istememek, siyasi eğilim, yaşamda anlam ve amaç arayışı) örtüştüğünde uyum sağlanıyor. Aynı film ve müzikleri sevmek aslında o kadar da belirleyici değil.

‘‘Bu farklılıklar kimi zaman ilişkiyi zenginleştirebiliyor. Partnerler biribirinden öğreniyor, deneyimler çeşitlenip giderek daha anlamlı hale geliyor’’ diyor Marchi.

‘Ruh eşi’niz olacak kişinin tüm ilgi alanlarınızı paylaşması gerektiği konusunda ısrarcı olursanız, örneğin, sırf kamp yapmayı sevdiği için olası bir iyi partneri kaçırıverebilirsiniz.

‘‘Yüzde 85 size benzeyen birini görmezden geliyor olabilirsiniz’’ diyor Chopik. ‘‘Belki yüzde 90 bir benzerlik arıyorsunuz, ama yüzde 85’lik kişi belki gayet iyiydi, daha nazikti ya da Tinder profiline yazmadığı başka güzel özellikleri vardı.’’

Algılanan benzerlik daha mühim

Araştırmalara göre farklı dünyaların insanı olsanız bile çok şey paylaştığınıza inandığınız sürece birlikte kalma olasılığınız daha yüksek. 

Muhtemelen birini sevdiğinizde ortak zemin bulmaya daha istekli oluyorsunuz. Bu, kış aylarında bol limonlu ve karabiberli tavuk suyu çorba içmeyi sevmek gibi basit şeyler bile olabilir.

‘‘Partnerinizden aslında büyük ölçüde farklıysanız ama böyle düşünmüyorsanız, belki de pek önemli değildir’’ diyor Chopik. ‘‘Birine ilginiz varsa ve benzerlik arıyorsanız muhtemelen bulursunuz.’’

Dolayısıyla farklılıklar yerine benzerliklere odaklanmak ilişkinizi olumlu etkileyebilir. Üstelik birlikte vakit geçirip yeni şeyler denedikçe benzerlikler kendiliğinden ortaya çıkabilir. Sonuçta romantik ilişkiler deneyimlere kapı aralayarak kendinize ve kimliğinize dair duygunuzu genişletebiliyor.

‘‘Düşündüğünüzün aksine, belki de ortak noktalarınız vardır’’ diyor Chopik. ‘‘Mesela o beş paralık sanat sergisindeki züppelerden hiç hazetmemiştiniz ve işte nefret vesilesiyle bir bağ kurdunuz.’’

Farklılıklar heyecan katabilir

Ortak hiçbir ilginiz olmasa da, birinin sizi ilgi çekici bulduğunu bilmek apayrı bir çekicilik taşıyabilir.

Bir araştırmaya göre insanlar farklı hobilere sahip birinin kendileriyle ilgilendiğini fark edince o kişiyi daha çekici buluyor. Biri hobilerinizi merak ettiğinde belki de onu hiç rastlamadığı bakış açılarıyla, bilgilerle ve becerilerle tanıştırıyorsunuz.

‘‘Dünyayı başka birinin gözünden görme şansına sahip olmak olağanüstü heyecan verici’’ diyor Eastwick.