İktidar ve medyasının memleketteki her türlü melaneti eski ortağına yıkmasına karşı gelişen bir refleks olarak ve gayet anlaşılabilir bir biçimde, suikastçı polisin cemaatçi ilan edilmesine şüpheyle yaklaşıldı, ki yaklaşılmalı da zaten; ancak bu, “Cemaat’in böyle bir şey yapması imkânsız” noktasına gelmemeli.
Bu ise elbette ki 15 Temmuz’la ve Cemaat’in politik hedefleriyle doğrudan bağlantılıdır ve amaç 15 Temmuz sonrası gözle görünür hale gelen yönetememe krizini derinleştirmek, ülkeyi kaotik bir konjonktüre sürüklemektir ama asla sadece bununla sınırlı olarak değerlendirilemez.
Peki ya Nusra/Cihatçı terör iddiaları? Bu iddialar da en az Cemaat iddiası kadar, hatta ondan daha yüksek bir ihtimal olarak görülmelidir. Saldırıdan günler önce Halep’in cihatçılardan kurtarılması ve saldırganın ‘Halep’in intikamı’ndan söz etmesi varsayımlarda mutlaka dikkate alınmalıdır.