Gerçeklere dönersek, ne Batı’dan ne Doğu’dan kimsenin Türkiye’yi bölmek, parçalamak gibi bir derdi yok. Bu savın ne tarihsel ne de kimliksel temeli var. Nitekim Osmanlı’nın parçalanması da kendisini idame ettiremeyeceği belli olduğunda gündeme gelmişti.
Ayrıca pratik açıdan kimse dünyanın bu bölgesinde sonradan başına bela almak da istemez… Ancak hem Batı’dan hem Doğu’dan güçlü aktörlerin Türkiye’nin özellikle dış politikasını kendi uhdeleri altına almaya hevesli oldukları ve bunun gerçekleşmediği dönemlerde Türkiye’ye doğrudan ve dolaylı baskı uyguladıkları da bir gerçek.
Dolayısıyla bu baskılara direnebilecek ve söz konusu büyük güçlerin manipülatif siyasetini boşa çıkaracak bir yönetim sistemine ve onu destekleyen sosyoekonomik refaha ve toplumsal istikrara sahip olmamız lazım.