Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu önemli bir kavramı merkeze koyuyor: Rekabet Çağı. Krizler tek tek gelmiyor, birbirine ekleniyor, hızlanıyor ve sınır tanımıyor. Risklerin ölçeği ve etkisi büyüyor. İşbirliğinin temelini oluşturan güven ise değer kaybediyor. Toplumsal kutuplaşma, hem iki yıllık hem on yıllık perspektifte en üst sıralarda yer alıyor. Gelir eşitsizliği kadar değerler üzerinden yaşanan ayrışma da derinleşiyor.
Ticaret, finans ve teknoloji… Her biri stratejik araca dönüşmüş durumda. Beş yıl önce daha çok uzun vadeli risk olarak görülen jeoekonomik çatışma, bugün iki yıllık perspektifte en üst sırada yer alıyor. Çok kutuplu bir dünyada işbirliği gitgide zorlaşıyor.
Yanlış bilgi ve dezenformasyon iki yıllık listede üst sıralarda. Yapay zekânın olumsuz sonuçları ve siber güvensizlik on yıllık perspektifte belirginleşiyor. Kuantum bilişim gibi sınır teknolojiler fırsat kadar risk de taşıyor. Sorun teknoloji değil, yönetişim kapasitesi. Hızlı inovasyon, yavaş regülasyonla karşı karşıya. Özetle şunu diyebiliriz; Risklerin iç içe geçtiği bir çağda, silo mantığıyla politika üretmek mümkün değil.