Yeni bakan (İçişleri Bakanı Mustafa) Çiftçi’nin (eski içişleri bakanı Mehmet) Ağar’la pozunu sosyal medyadan bütün Türkiye’ye ilan etmesi, İçişleri’nde Ağar etkisi yorumlarının yapılmasını kaçınılmaz hale getirdi.
Normal şartlarda çiçeği burnunda bir içişleri bakanının eski içişleri bakanlarıyla buluşması eleştiri konusu olmaz. Tersine ‘deneyim paylaşımı’ denilerek faydalı bulunur.
Ancak Efkan Ala, Beşir Atalay, Selami Altınok gibi kendi partisinden İçişleri Bakanlığı yapmış deneyimli isimler (üstelik Ala ve Altınok Erzurumlu) dururken Çiftçi’nin Ağar’la poz vermesi aynı etkiyi yaratmadı. Tersine, bakanlık döneminde kuşanacağı muhtemel üslubuna dair olumsuz yorumlara neden oldu. Zira Ağar’ın ‘deneyim listesi’ bu milletin bir kısmının zihninde kâbus dönemi olarak anımsanıyor. Ağar denince akla güvenlik bürokrasisinin hukukun üstünlüğünü takmadığı, insan haklarını ihlal ettiği bir dönem akla geliyor.
1996’da Susurluk’ta Ağar’ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde güvenlik güçleriyle iş birliği yapan (Ağar’ın desteklediği ve Ağar’a destek veren) bir aşiret lideri, bir polis müdürü, bir suç örgütü lideri aynı araçta kaza geçirince ortaya çıkan gerçekler, kan dondurucuydu.
Ağar, Susurluk davasında yargı sistemimizin ve devletimizin kendisine verdiği bütün desteğe rağmen cezaevine düşmekten kaçamamıştı.
1990’larda yaşanan faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmalar da Ağar’ın isminin sıkça anılmasına neden olmuştu.
Bir başka detay da Ağar’ın döneminde insan hakları ihlallerinin, işkence uygulamalarının çokluğu ve görmezden gelinmesi, hatta teşvik edilmesiydi.
Hizbullah’ın domuz bağıyla, satırlarla cinayetler işleyip terör estirdiği bir dönemde Ağar’ın “Hizbullah devlet aleyhine eylemlerden kaçınmaktadır. Örgüt üyelerini yakalamak fayda sağlamaz” sözleri adeta hafızalarımıza kazınmıştı.
Hal böyle olunca, yeni İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’nin başlangıç vuruşunu ‘güvenlik özgürlük dengesi’ konusunda “Böyle bir denge olmaz, güvenlik özgürlüğü korumak için vardır” diyen Efkan Ala’yı değil, icracı olduğu dönemde özgürlüğü anmayıp sadece güvenlik diyen, kendisine yönelik suçlamaların tamamına yakınını ‘devlet sırrı’ diye yanıtsız bırakan Ağar’la yapması, pek manidar oldu.
Günlerdir çevremdeki insanlar “Çiftçi-Ağar buluşması tesadüf mü Çiftçi’nin muhtemel üslubuna dair mesaj mı” sorusunu yöneltiyor.
Dilerim tesadüftür. Çünkü tesadüf değil mesajsa, 1990’larda yaşananlara benzer bir döneme girebiliriz. Benden söylemesi!