Çisil Sohodol: İklim krizini durduramadık, şimdi sonuçlarını yönetmeye ça­lışıyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Önerilen yapı, buzulun altına sızan sıcak deniz akıntılarını kes­meyi hedefliyor. Deniz tabanı­na sabitlenecek, esnek ama devasa bir perdeyle sıcak su­yun buzun altına ulaşması engellenmeye çalışılacak. Bu fikir bir anda ortaya çık­madı. Son yıllarda buzulla­rın beklenenden çok daha hızlı çözüldüğü anlaşıldı; ardından erimenin büyük ölçüde alttan gelen sıcak okyanus akıntılarıyla beslendiği gö­rüldü.

Duvar ya da perde fikri de tam bu noktada “En azından bunu yavaşla­tabilir miyiz?” sorusuyla günde­me geldi. Amaç, erimeyi tamamen durdurmak değil; hızını düşür­mek. Bilim insanları bunu açıkça söylüyor: Bu bir çözüm değil, bir geciktirme girişimi. Bir tür zaman satın alma çabası.

Bir sorun yönetilemediğinde, sı­nırlandırılmaya çalışılır. Kontrol edilemeyen akışlar, setlerle durdu­rulmak istenir. Bu nedenle buzu­la örülmesi planlanan bu yapı, bir mühendislik başarısından çok, kü­resel bir itiraf gibi duruyor: İklim krizini durduramadık. Şimdi sonuçlarını yönetmeye ça­lışıyoruz.

Bu plan, insanlığın iklim krizi­ne verdiği cevabın geldiği nokta­yı gösteriyor. On yıllardır sera gazı emisyonlarını azaltmanın gerek­liliği konuşuluyor. Raporlar ya­yımlandı, zirveler yapıldı, hedefler açıklandı. Ama fosil yakıtlara da­yalı büyüme modeli, dünya ekono­misinin omurgası olmaya devam etti. Enerji sistemleri yeterince hızlı dönüşmedi, tüketim alışkan­lıkları köklü biçimde değişmedi.

Sonuçta, iklim krizinin nedenle­riyle mücadele etmek yerine, etki­leriyle baş etmeye çalışan bir dün­yaya geldik. Bir anlamda, doğayı korumak için doğaya set çekmeyi konuşuyoruz.

Çisil Sohodol’un yazısı