CHP'nin Adalet Kurultayı sona erdi: Tek adam rejimini kabul etmiyoruz

 

RIFAT DOĞAN / ÇANAKKALE 

rfatdogan@gmail.com

CHP’nin Çanakkale’deki Adalet Kurultayı, parti genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bildirgesiyle sona erdi.

Fotoğraf: DHA

Kocadere Kamp Alanı’ndaki platformanda konuşan Kılıçdaroğlu, adalete susadıklarını, adalet talep ettiklerini, kendileri gibi düşünmeyen insanlarla tartışmak istediklerini söyledi.

“Özgür medya istiyorum. Çocuklarımın özgürce okumasını istiyorum. Evet adalet için yürüdük, her görüşten insanı dinledik. Hepsine şükranla dinledim. not aldım. Bilgi dağırcığımı geliştirdi” diyen Kılıçdaroğlu, kurultayda sekiz panel ve 77 çalıştayın yapıldığını, 699 konuşmacı fikirlerini anlattığını, 240 saatten fazla ses kaydı yapıldığını söyledi.

‘Tek adam rejimini kabul etmeyeceğiz’

CHP lideri şöyle devam etti: “Tartışmalar oldu ama kimse birbirini kırmadı, düşünce dünyamızı geliştirdik. 11 bin tuğla imzalandı. Bununla adalet heykeli yapılacak. Medya tartışıldı. İnsanlar geldiler ve yaşadıkları haksızlıkları anlattı. Türkiye artık bu tür haksızlıkları kaldırmıyor. Evinizde yangın çıkar ve söndürürseniz bu adalet olmaz. Komşunuzda yangın çıkar ve söndürmeye giderseniz işte bu adalettir. Onun yaşadığı sıkıntıları atlatmasına yardımcı olmalıyım. 16 Nisan referandumu ve anayasa değişikliği meşru değildir. Tek ada rejimi hiçbir yerde uzun süreli olmamıştır. Bizim tarihimizde yoktur. Kabul etmeyeceğiz.”

‘Özgürce yaşayalım’

Kılıçdaroğlu, demokratik devlette hukukun olmazsa olmaz olduğunu belirterek, “Siz hukuk yasalarıyla değil racon kesmeye başlarsanız bu mafya devleti olur. Maltepe çağrısı yaptık toplumun farklı kesimlerine. Sokaklarda özgürce yaşayalım, birlikte mücadele edelim, dertte tasada birlikte olalım. Sonuç Bildirgesi hazırladık. Adaletin yok edildiği süreçte milyonlar adalet için yürüdü. Korku zincirini yok etti. Cesareti körükledi. Hedefler saptanması için Kurultay ihityacı doğurdu. Bu hat karanlıktan çıkşı hattı, demokrasi isteyenlerin hakkıdır” diye konuştu.

Bildirgenin tam metni

Kılıçdaroğlu’nun okuduğu bildirgenin tam metni şöyle:

Adaletin yok edildiği, korku, endişe ve çaresizlik duygusunun toplumu teslim aldığı bir süreçte milyonlar adalet için yürüdü. Adalet yürüyüşü korku zincirini kırdı. Cesaret ve umudu ateşledi. Adalet yürüyüşüyle başlayan süreç, adalet arayışının en geniş biçimde konuşulması, tartışılması, sonuçlar çıkarılarak hedefler saptanması için bir kurultay talebini ortaya koydu. Dört gün süren Kurultayımız bize demokrasi, adalet ve huzur ekseninde bir siyasi hat çizmiştir. Bu hat Türkiye’nin karanlıktan çıkış hattıdır. Bu hat demokrasi, adalet ve huzur isteyen herkesin ortak hattıdır.

Adalet Kurultayı diyor ki;

1) ADALET MÜCADELESİ MEŞRUDUR

Devlet, yurttaşlarını huzur, güven ve refah içerisinde yaşatmakla yükümlüdür. Bunun yolu adaletten geçer. Adaletten sapan iktidarlara karşı halkın hak, hukuk, adalet ve özgürlük mücadelesi meşru bir mücadeledir.

2) ADALET HAKKI, TEMEL BİR HAKTIR

Herkes adil bir siyasal-toplumsal düzende yaşama hakkına sahiptir. Devlet kişinin ekonomik, toplumsal ve siyasal düzenden adaletli olarak pay almasını ve yönetime katılma olanaklarını sağlamakla yükümlüdür.

3) BUGÜN TÜRKİYE’DE ADALET HAKKI SİSTEMATİK OLARAK İHLAL EDİLMEKTEDİR

MAHKEMEDE ADALET YOKTUR

Mahkemeler bağımsız ve tarafsız değildir. Millet mahkemelerden umudu kesmiş, siyaset, yargıya hakim olmuştur. Hakimler hukuka değil, iktidarın beklentilerine göre karar vermektedir. Siyasi planların parçası olarak milletvekilleri tutuklanmakta, bu yolla aslında milli irade hapsedilmektedir. Çözüm: Derhal bağımsız ve tarafsız yargı inşa edilmeli, yargıya güven tesis edilmeli, tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır.

DEVLETTE ADALET YOKTUR

Devlette liyakat sistemi çökmüştür. Liyakat yerine sadakat, layık olan yerine sadık olan tercih edilmektedir. Kayırmacılık ve yolsuzluk yerleşik usul haline gelmiştir. Devlet kapıları ve imkanları yetenekli ve başarılı olanlara kapalı, arkası güçlü, sırtı kalın olanlara ise açıktır. Yükselmenin yolu başarıdan değil, rüşvet ve torpil düzeninden geçmektedir. Devlet parti devletine dönüşmüş, kuvvetler ayrılığı yok edilmiş, fiilen tek adam rejimi tesis edilmiştir. 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimi milletin inancı ve kararlılığı ile engellenmiştir. Ancak ardından iktidarın 20 Temmuz Darbesi ile yeni bir darbe hukuku oluşmuş, can ve mal güvenliği kalmamıştır. Çözüm: Kuvvetler ayrılığı esasına dayalı, denge ve denetleme mekanizmaları olan demokratik devlet oluşturulmalı, hukuk düzeni darbe hukukundan temizlenmeli, liyakat sistemi kurularak halkın devlete güven duyması ve kaliteli kamu hizmeti alması sağlanmalıdır.

SEÇİMDE ADALET YOKTUR

Seçimlere hile karışmıştır. Mühürsüz seçimle millet iradesine tecavüz edilerek, gayrimeşru bir anayasa oluşturulmuştur. Seçim barajı ve siyasi parti düzeni milli iradenin tam olarak parlamentoya yansımasını engellemektedir. Adaletsiz seçim kampanyalarıyla kamu kaynakları tamamen iktidar lehine kullanılmaktadır. Oysa demokrasinin yolu adaletli seçimden geçer. Seçim adaleti olmadan, milli irade olmaz. Çözüm: Demokrasi ve milli iradenin hakim olması için adil ve meşru bir seçim düzeni oluşturulmalı, sivil toplumun etkin denetimine imkan tanınmalıdır.

GEÇİMDE ADALET YOKTUR

Gelir bölüşümü adaletsizdir. Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu bir düzen hakimdir. İşsizlik ve geçim sıkıntısı halkın en büyük sorunudur. Ekonomi, hukuki güvence altında değildir. Belirsizlik ve keyfilik girişim özgürlüğünü yok etmektedir. Çözüm: Sosyal devlet tesis edilerek gelir adaleti sağlanmalı, refah paylaştırılmalı, hukuk güvenliği altında ekonomi rahatlatılmalıdır.

İNANÇTA ADALET YOKTUR

Ülkede totaliter tek adam rejimi kurulmuştur. Siyasal olarak tüm yetkileri tek elde toplayan rejim, şimdi kültürel egemenliği de ele geçirme peşindedir. Bu rejim bireyin nasıl düşüneceğini, nasıl yaşayacağını, ne giyeceğini, ne konuşacağını, neye inanacağını tek merkezden belirleme çabasındadır. Bu amaçla yaşam tarzına ve inançlara müdahaleci, tek tipçi uygulamalar yerleşmektedir. Çözüm: Yaşam tarzı ve inançlara müdahale edilmemeli, özgürlükler korunmalı ve genişletilmeli, camiye, kışlaya, adliyeye ve okula siyaset sokulmamalı, tarikat, cemaat ve inanç grupları iktidar odağı ve ortağına dönüştürülmemelidir.

EĞİTİMDE ADALET YOKTUR

Eğitimden bütün paydaşlar şikayetçidir. Ne öğretmenler, ne öğrenciler, ne de veliler memnundur. Müfredat bilimsel değil, ideolojik esaslara göre hazırlanmaktadır. Atatürk ve Cumhuriyet gibi ortak değerlerimiz unutturulmak istenmektedir. Herkes tek tip okula mahkum ve mecbur edilmektedir. Çözüm: Aklı ve bilimi esas alan, ortak değerlerimizi çoğulculuk ekseninde koruyan, fırsat eşitliğini sağlayan bir eğitim reformu yapılmalı, eğitim hem bireysel, hem de toplumsal olarak yoksulluktan kurtulmanın en önemli aracı olmalıdır.

YAŞAMDA ADALET YOKTUR

Türkiye’de toplumsal yaşam eşitsizlik, kutuplaşma ve çatışma ekseninde devam etmektedir. Siyasi iktidar her geçen gün kamplaşma ve kutuplaşmayı derinleştirmekte, ötekileştirme ve çatışma üzerinden iktidar üretme siyaseti gütmektedir. Bu durum toplumsal yarılmayı artırmakta, uzlaşma alanlarını daraltmaktadır. Bir yandan terör, bir yandan kutuplaşma siyaseti bir arada yaşama kültürünü tahrip etmektedir. Kadın, genç, çocuk ve dezavantajlı gruplar eşitsiz yaşam koşullarına terk edilmektedir. Toplumun huzuru kalmamıştır. Çözüm: Çatışma, kutuplaşma ve ötekileştirme siyaseti terk edilmeli, ayrılıklar uzlaşma dili ve yöntemleriyle ele alınmalı, huzur siyaseti inşa edilmelidir.

MEDYADA ADALET YOKTUR

Medya ağır bir baskı altındadır. Fiili bir sansür söz konusudur. Gazeteciler tutuklanmakta, gazetecilik yargılanmaktadır. Dürüst ve objektif gazetecilik ateşten gömlek giymeye dönmüştür. Devlet kaynaklarından beslenen havuz medyası eliyle operasyonel medya yaratılmıştır. Muhalefet, operasonel medya eliyle hizaya sokulmak istenmektedir. Çözüm: Medya üzerindeki hukuki, fiili, mali ve manevi baskı kaldırılmalı, tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya kuvvetler ayrılığı sistemi içinde dördüncü kuvvet olarak görülüp, anayasal güvence altına alınmalıdır.

4) ADALET KURULTAYI BİR KOLEKTİF DEMOKRATİK GÜÇ YARATMIŞTIR

Adalet yürüyüşü ile korkunun yerini cesaret, çaresizliğin yerini umut almıştır. Bu Kurultay ise buna bir kolektif demokratik güç mahiyeti kazandırmıştır. Katılımcılar tek adam rejimi karşısında çaresiz ve yalnız olmadıklarını hissetmişlerdir.

Bugün güçlünün hüküm sürdüğü, güçsüzün süründüğü bir düzen vardır. Bu düzen değişmelidir. Bu düzeni adalet ve huzur talebi ekseninde oluşacak kolektif demokratik güç değiştirecektir.

5) DEMOKRASİ, ADALET VE HUZUR HAREKETİ DOĞMAKTADIR

Adalet Yürüyüşü ve Adalet Kurultayı daha şimdiden bir büyük Demokrasi, Adalet ve Huzur Hareketine dönüşmüştür. Bu hareket çıkış hattının hareketidir. Bu hareket farklılıklar üzerinden değil ortak noktalar üzerinden tarif edilen bir harekettir. Ortak noktalar demokrasi, adalet ve huzur talebidir. Bu talepleri olan herkese yer vardır. Kayıtsız kalma. Seyirci olma. Bir tuğla da sen koy.

Erdoğan CHP’nin kurultayına çattı: Votka mı, şarap mı dersiniz…

Kurtulmuş: Adalet Kurultayı’nın kamp alanında içki içilmesine işlem başlatılacak

AKP’li Turan’ın ‘Kurultayda içki içiliyor’ iddiasına CHP’den yanıt: Çamur atıyorlar

Kılıçdaroğlu, 57’inci Alay’ın yolunda yüzlerce kişiyle birlikte yürüdü

Adalet Kurultayı’nın ilk günü: Altı bin kişilik kamp alanı doldu

Özel ve Ağbaba ‘başıboş’ TRT kamerasından korsan yayın yaptı, kurultaya çağırdı

Adalet Kurultayı başladı: Benim atletimle uğraşacağına bu parayı çiftçiye ver