Cerrahpaşa muamması: Nereye taşınacağı meçhul, hastalar taburcu ediliyor

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Binalarının depreme dayanıksız olduğunun tespit edilmesi üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin ani bir kararla birkaç birim hariç tüm faaliyetlerini durdurması şaşkınlıkla karşılandı. Koca hastanenin nereye taşınacağı belirsiz. Herkes aynı iki soruyor soruyor: “Yaklaşık 15 yıldır neden yerinde yenilenmedi? Başka bir niyet mi var?”

Fotoğraf: AA

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Yönetim Kurulu dünkü toplantısında, taşınacak bir hastane bulmadan, planlama yapmadan günde 6 bin hastaya poliklinik hizmeti veren, 32 ameliyathanesi, 800 yatağı, 117 birimi bulunan kurumun çoğu faaliyetini durdurdu.

Bugün hasta kabul edilmedi, gelenler geri döndü. Yatan hastalardan uygun olanlar taburcu edildi. Diğerleri için nakledilecekleri hastaneler arandı. Planlanan ameliyatların, tedavilerin ne olacağı bilinmiyor.

İngilizce ve Türkçe tıp fakültelerinin öğrencilerinin nerede pratik eğitim alacağı ve staj göreceği belirsiz. Benzer sorunu uzmanlık eğitim alan hekimler de yaşıyor.

İki kez güçlendirilmişti

Ülkenin önemli değerlerinden, başlı başına bir ekol sayılan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ilk darbeyi, 1999 Gölcük depreminde aldı. Bu depremden sonra hastanenin hasar alan binaları güçlendirildi. Hastaneye ikinci darbeyi Marmaray’ın kazı çalışmaları vurdu. 2008’de bir kez daha zarar gören yerler güçlendirildi.

2010’da yerinde yapılanması için ilk adımlar atıldı. O kadar ciddiye alınmıştı ki ön fizibilite hazırlığı için İtalyan firmayla anlaşıldı. Ocak 2011’de Resmi Gazete’de yatırım bütçesi yayınlandı. Aralık 2011’de hastanenin inşaatı için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’yla (TOKİ) sözleşme imzalandı. İstanbul Üniversitesi, Avcılar’daki bazı alan ve arsalarını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve hastanesinin yeniden, yerinde yapılandırılması karşılığında TOKİ’ye verdi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 2018’de İstanbul Üniversite’nden koparıldı. İtiraz edenlerin ağzına bir parmak bal çalmak için, yeni üniversitenin adı İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa oldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi de buna bağlandı. Böylece gücü zayıflatıldı. İlk rektör AKP’ye yakın Prof. Dr. Nuri Aydın, dekan ise eski MHP milletvekili Prof. Dr. Sait Gönen oldu. Her ikisi hala görevde.

2019’daki Silivri depreminden de bazı bölümleri zarar gördü. Dayanıksız binalar yıkıldı prefabrik binalara taşındı. Hastanedeki en büyük binası olan monoblokun 2008’de güçlendirilmeyen kısmı iç hastalıklar bölümü yeni güçlendirildi.  

Proje hazır ama sadece maketi yapıldı!

Aydın ve Gönen, pek çok gazeteciye defalarca maketlerle fakültenin yerinde yapılanacağını, projenin hazır olduğunu anlattı. Hastanenin önce kara tarafı inşa edilecekti. Bunun için kara tarafındaki binalar, deniz tarafına taşınacaktı. Oradaki binalar bitince, deniz tarafı, kara tarafına. Prefabrikler törenle açılırken, Hani hastane diyenlere, “SİT alanı, arkeolojik kazı yapılıyor, bekliyoruz” dendi. Hepsi bu kadar.

Tıp fakültesi, hastanesi yıkıla yıkıla Marmara Denizi’ne yukarıdan bakan, ‘iştah kabartan’ dev bir arsaya dönüştürüldü. Yıkılan binaların yerine çivi çakılmazken alanları otopark olarak kullanılıyor.

6 Şubat’taki depremlerden sonra öğrencileri, hekimleri bir inisiyatif oluşturdu ve çürüyen hastanenin mezar olmaması için kampanya başlattı.

‘Bakkalı buradan daha kolay kapatamazsın’

Öğretim üyeleri, hekimler, hemşireler, çalışanlar nereye gideceklerini bilmeden odalarını topluyor. Üniversite, pandemide Atatürk Havalimanı’na açılan Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’ne talip oldu. Ancak henüz yanıt alamadı. Öğrencilerin stajları için de il sağlık müdürlüğüne başvurularak kamu hastanelerinde düzenleme yapılması talep edildi.

Diken’e konuşan bir anabilim dalı başkanı, durumu “Rezillik” diyerek özetledi: “Bakkalı, buradan daha kolay kapamazsın. Güçlendirilmişti, düne kadar sağlamdı. Ben öğrencilerimden öğrendim faaliyetin durdurulduğunu. Sonra kürsü başkanlarını 15.00’de dekanlığa toplantıya çağırdılar. Bugün hastaları sevk ediyoruz. ‘Sevk edileceksem niye buraya geldim?’ diyor. Hastalar bize küfretti, bela okudu. Bir şey diyemedik.”

‘15 yılda, üç kez yapılırdı’

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne 47 yıl önce ilk adımını atan bir öğretim üyesi, “Tabii ki her şey eskiyor. Eskiyenin yenilenmesi lazım. Başından beri, o dönemdeki politik, ekonomik işaretlerine koşut olarak kafamızda buranın Cerrahpaşa’ya yar olmayacağına yönelik soru işaretleri var” dedi.

“Madem bir şey yapacaktınız neden 15 yıldır yapmadınız? Bunun ekonomi gerekçelerle şununla bununla açıklanmasına gerek yok. Bir şekilde yapılabilirdi” diyen profesör, arkeolojik kazıların bahane edildiğini, yeterince gayret edilmediğini düşünüyor.

Bu gayreti görememek kuşkucu yapıyor: “15 yılda bu hastane en azından üç kere yapılırdı. Çivi bile çakılmadı. Parçaları bir araya getirince, bütüne bakınca iyimser olamıyorsun. İyi niyetle, depremde hekim, hasta, can kaybı olmasın diye boşaltıyorlar, yeniden yapıp geri getirecekler diye düşünemiyorsun. İnşallah yanılırız.”

Çalıştığı kliniğin üç yıllık tedavi programı bulunduğunu belirten profesör, “Burada yüzlerce hasta gününü almış, ameliyat olacak. Bir anda işleri bıçak gibi kesiyor ve hiçbir çözüm bırakmıyorlar. Üç yıl bekleyen hastalarımız var” dedi.

‘Gidilecek yer belli değil ama her şeyi durduruyorsun’

Dekan Gönen bir canlı yayında taşınacakları hastanenin bulunması halinde bir ayda hizmet vermeye başlayabileceklerini söyledi. Rektör Aydın’ın görüşmeler yaptığını belirten Gönen, “Yer göstermelerini umut ediyoruz” dedi.

Görüştüğümüz profesör Gönen’in bu sözlerini şöyle yorumladı: “Mantıklı olan gidilecek yeri faaliyeti durdurarak beklemek mi? Yeri ayarla, hazırla, dizayn et, ondan sonra git. Ortada fol yok, yumurta yokken 32 ameliyathaneyi durduruyorsun. Mantıklı olan ansızın kesip atmak değil, yumuşak geçiş yapmak. Acil ve özellik arza eden ameliyatlar hariç, ameliyat ve poliklinik sayını indirirsin, ondan sonra yumuşak geçiş yaparsın. Herkes gider kendine ayrılan yere bakar, hazırlıklarını yapar ve taşınır. Şu durumda kimsenin ne olacağı, nasıl olacağını, ne yapacağını bilemiyor.”

Bölünme yapılanmayı frenledi

Meslektaşlarını da daha tıp fakültesi İstanbul Üniversitesi’nden ayrılırken yeterince mücadele etmedikleri için eleştiren profesör, şunları söyledi: “Bölündük, ayrıldık, zayıf düşürüldük, ondan sonra yapılanmamıza yönelik adımlar atılmadı. Rektörün, dekanın niye atandığı, niye geldiği belli. Aydın rektör olabilsin diye bir gecelik yönetmelik değiştirildi. Başlarına paraşütle inen rektöre itiraz etmediler, ‘seninle çalışmayız’ demediler. Dekan, Trakya Tıp Fakültesi mezunu, Selçuk Tıp Fakültesi ihtisaslı, eski MHP milletvekili. Cerrahpaşa’dan dekan mı yoktu atanacak?  Kimsenin itirazı, direnişi olmadı. Duygusal mesajlar atıp, asistanlarla fotoğraf çektirmekle bu iş olmuyor. Sahici ve samimi değil. Öfkeliyim. Kendi planlarını istedikleri gibi uyguluyorlar. Karşı koyabilecek insanlar, öğretim görevlileri, öğrenciler, çalışanlar hiçbir şekilde tavır koymadılar. Atı alan Üsküdar’ı değil, Adapazarı, Bolu’yu buldu.”

‘Marmara Tıp gibi olmasın’

Profesör “Karar doğru, yanlış değil. Geç bile alındı aslında” dese de kuşkusunu paylaşmadan edemedi: “Umarım bunu bir fırsata çevirmemişlerdir. Bizi de Marmara Tıp gibi bir anda sağlık bakanlığı bünyesine (Pendik Araştırma ve Eğitim Hastanesi) transfer edip, Cerrahpaşayı bitirmezler.” 

Öte yandan Marmara Tıp Fakültesi’nin Acıbadem’de boşalttığı yere Acıbadem grubu hastane inşa etti.

Öyle kolay değil bu işler

Hastanenin taşınmasının kolay olmadığını vurgulayan bir başka profesör, “Hastaları taburcu ediyoruz. En geç yarın kalanları taburcu edeceğiz. Bazılarını başka hastanelere, bazılarını evlerine. Yer bulmak kolay değil. Yoğun bakım hastaları var, entübe olanlar onlara yarın şuraya gidecekseniz nasıl densin? Hasta dosyaları, robotik cihazlar, görüntüleme teknolojileri vs. milyonlarca avroluk aletler var. Öyle kolay değil bu işler” dedi.

‘Torba değil ki al öbür tarafa koy, hasta bunlar’

Cerrahpaşa’nın koca bir otoparka çevrildiğini hatırlatan profesör, “Hepimizin aklına aynı şey geliyor. Yapanın yaptığının yanında kaldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bunca yıldır binalar yıkılmadı, çivi takılmadı. Çok büyük ihmalleri var. İhmalleri örtmek, sorumluluğu atmak için burayı kapadılar” diye konuştu.

Plansız taşınmanın mağdurları arasında en yüksek puanlarla tıp fakültesi lisans ve uzmanlık eğitimi için tercih eden öğrenciler, hekimler var. Yurtları boşaltıldı. Eğitimlerini nasıl sürdürecekleri, stajlarını nasıl yapacakları belirsiz. Sınavları nerede olacak? Profesör, “Tıp kitaptan okumakla, zoomla öğrenilmez. Hasta başında öğrenilir. Ne olacak bu gençler” diye sordu.

Bir başka bölümün öğretim üyesi de daha önceki gibi prefabrik binaların iki ayda tamamlanabileceğini belirtti: “Hastane başka yere taşınmak yerine, yerinde yapılanana kadar 3-4 katlı prefabriklere taşınabilirdi. Hala da yapılabilir. Kampüs çok geniş. Bu dönemdeki faaliyetler azaltılır ama durdurulmaz. Herkes maalesef yapılan işlerin her zaman bir arka planı olduğunu düşünüyor. Yatan hastalar var. Dün ameliyat edilenler var. Yoğun bakımdalar. Bunlar torba değil ki, al öbür tarafa koy. Hasta bunlar! Cihazlara bağlı, taşınma riskli olanlar var. Kimsenin de gönlü razı değil böyle bir işe.”

Hastalar: Randevularımız ne olacak?

Diken’e ulaşan bir hasta yakını ise, “Birden kapanan hastanenin takipli hastaları ne olacak?” diye sordu. Bu sorunun yanıtını henüz hiç kimse bilmiyor.

Tekirdağ’da yaşayan anne ve babasının hastanenin retina ve glokom bölümlerinde takip edildiğini belirten hasta yakını şunları söyledi:

“Annem ve babamın muayene olduğu bölümler Cerrahpaşa’nın göz bölümünün yer aldığı Monoblok binasında. Babam pazartesi sabahı retina bölümünde gözüne iğne uygulanıp eve döndükten sonra Cerrahpaşa’nın ‘o andan itibaren’ hasta bakmayacağını basından haber aldık.  Babam haftaya pazartesi tekrar iğneye çağırılmıştı.  Annem de çarşamba (yarın) kontrole gidecekti.

Hastane ‘birden’ kendini kapatırken takipli hastaların ne olacağı konusunda basında çok aramamıza rağmen hiç bir bilgi göremedik.  Daha önce benzer durumu pandemi döneminde yaşamıştık. Cerrahpaşa’da tüm uzman göz poliklinikleri kapanmıştı ve o dönem annemin takiplerini başka bir hastaneye almak istedik. Ancak doğal olarak yeni gideceğimiz hastane, hastaya bu güne kadar neler uygulandığını görmek için hastanın eski dosyasını istedi. Cerrahpaşa’da bu dosyalar kağıda yazılı dosya olarak saklanıyor. Fotokopilerini alıp dosyamızı geri vermiştik. Pandemi önemleri bitince tekrar Cerrahpaşa’ya geri döndük. Şu anda bu binalara giriş serbest mi? Hastalara dosyaları veriliyor mu? Veriliyorsa dosyaları almak için binaya girişe izin veriliyor mu? Hemen bir hafta içinde yapılması gereken ve bir emekli için her biri bir maaş kadar olan bu iğneleri devlet imkanlarıyla bir hafta içinde nasıl yaptıracağız? Hastane tekrar ne zaman takipli hastalarına bakabiliyor olacak? Yapılan açıklamada bunlara dair hiç bir bilgi ve yönlendirme yok.”

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, iki birim dışında faaliyetlerini durdurdu

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezar olmasın: ‘6’lık deprem bile indirir’

Cerrahpaşa ‘otopark’ tıp fakültesi: Her şeyi yıkıp hiçbir şey yapmadılar