Çerçeve | Porvoo Nehri'nde yüzen erkek çocukları – Albert Edelfelt
Ç

Fin ressam Albert Edelfelt’in, doğduğu ve öldüğü Porvoo kentindeki bir nehir kıyısında dört erkek çocuğunu resmettiği 1886 tarihli tablosu.

Boys Swimming in the Porvoo River (Porvoo Nehri’nde yüzen erkek çocukları, 1886)

Porvoo kentinde yaşayan dört erkek çocuğu, İskandinav bir günortasında nehrin yolunu tutmuş.

Gölgeleri olduğu gibi suya düşen ahşap evler öğle uykusuna yatmış. Kent sessiz, nehir sessiz. Hiçbir sözcük, sesleniş, coşku, diş titremesi duyulmuyor; yalnızca çıplak çocukların su şıpırtıları… 

Çocuklar birbirine sırtını dönmüş. Yüzlerinde mutluluk mu, munzurluk mu, yoksa mutsuzluk mu var? Bilinmez. İlk bakışta çocuksu bir dostluğu ansıtan resim, hassas gözlere, giderek mesafeleniyor. Buruk bir hatırlayış, çıplak bir popoyla resmin ortasına çöküyor. Çıplaklık hiç bu kadar masum olmamıştı.

Gözümüz küçük ahşap iskeleye dolanıyor. Yumuşak bir kederle parmaklarıyla oynayan erkek çocuğunun boynu bükük. Herkes çimenlikte üstünü başını çıkarıp nehre girerken, o, kıyafetleriyle iskeleye oturuvermiş. Kısa bacaklarıyla, küçücük bedeniyle büyük hesapların peşinde. Bacaklarının arasında oyuncak kayık mı var? Belki de yüzme bilmiyor. Veya pişmanlık duyduğu bir yaramazlığın cezasını çekiyor.

Hemen başında, nehirden yeni çıkmış zayıfça bir çocuk var. Sırılsıklam. Utançla arkasını dönmüş. Saçlarından şıp şıp düşen soğuk damlalar, olur ya, iskelede oturan çocuğu iyice üzsün. Hayır, şimdi bunları düşünemez çünkü çok üşüyor. Dizlerini hafifçe kırmış, incecik bacakları titriyor. Bir an önce gömleğini giymezse ahşap evlerden yükselecek bir kadın sesi onu haşlayacak: Üşüteceksin!

Dört çocuk öylesine iletişimsiz ki –kısa bir adım atıyoruz– sırt sırta bir arkadaşlığı hayal etmek zorlaşıyor. Belki de Edelfelt –geriliyoruz– Porvoo kentindeki çocukluğunun silik anılarını duyumsarken –ve zıplıyoruz– farklı zamanlarda aynı nehre gitmiş dört küçük Edelfelt’i kulaklarından tutup tek bir resme sıkıştırdı. Nasıl?

Dört küçük Edelfelt, tek bir zamanda mı buluşmuş? Neden olmasın: Soğuğuna alıştığı suyun içinde dairesel dalgalar çıkaran Edelfelt, gözünü iskeleden ayırmadan poposuna kadar suya girmiş Edelfelt, ıslak vücuduna vuran sinsi rüzgarla tir tir titreyerek beyaz gömleğini giymeye çalışan Edelfelt, ve nihayet, gözlerini ahşap iskelenin derzlerine saplamış kambur oturan Edelfelt. İşte size dört küçük Edelfelt.

Resim her an elimizden kayacakmış gibi; çocuklar, nehir, arkada yükselen evler, kent…hepsi yavaş yavaş siliniyor. Kalabalık bir evin boyası çıkmış duvarında yeniden canlanıyor. Bir anıya dönüşüyor. Tabloyu o duvara kim, kaç yıl önce astı bilmiyoruz. Fakat biz doğduğumuzdan beri oradaydı. Doğmadan önce de oradaymış; öyle dedi evimizin saygıdeğer büyükleri. Yıllarca yıpranmışsa da görevini hala layıkıyla yerine getiriyor: Unutulmaya yüz tutmuş bir ‘an’ı her Allah’ın günü yeniden yaşatarak… 

Edelfelt bir ‘süre’nin etrafında dönüp duruyor ya, peki geçmiş, onun için, güneşin hep hissedildiği ama bir türlü görülemediği bir burukluktan mı ibaret? Sanki gece boyunca gördüğü rüyayı hatırlayabilmek için fragmanlar arıyor, ama bütün ipuçlarına rağmen, bulamıyor.

Rüzgar sert sert esti. Çocuklar eve dönerken hava kararmıştı ve dört sokak ağzında dağıldılar. Görüşürüz. 

Albert Edelfelt (1854-1905)

Çerçeve | Geveze Makine – Paul Klee 

Çerçeve | New York Movie – Edward Hopper

Çerçeve | La Lecture au Coin du Feu – Hale Asaf

Çerçeve | Boynu Bükülmüş Otoportre – Egon Schiele

Çerçeve | Krizantemli Kız – Olga Boznańska 

Çerçeve | Ayrılık – Edvard Munch

Çerçeve | La Conversation – Henri Matisse