Bu yaz Britanya'da sıcaklık her alanda yüksek
B

AYŞEGÜL DİKENLİ WILLIAMS

Birleşik Krallık, 2025 yazına sadece meteorolojik değil, kültürel ve politik anlamda da ‘sıcak’ girdi. Efsanevi Oasis’in sahnelere dönüşü, siyasette yeni aktörlerin yükselişi bu yazı unutulmaz kılmaya aday.

Liam (solda) ve Noah Gallagher. Fotoğraf: Samir Hussein / WireImage

Bir ruhun dönüşü mü?

Yıllardır süren söylentiler, hayranların sabırsız bekleyişi ve Gallagher kardeşler arasındaki meşhur gerilim sonunda yerini barışa ve rekor fiyatlı biletlerle satılan konserlere bıraktı.

Liam ve Noel Gallagher, 16 yıl aradan sonra ilk konserini Cardiff’te vererek yazın ritmini belirledi.

Bu konser, yalnızca bir müzik etkinliği değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunun canlanışı olarak görülüyor.

Birçok kişi bu birleşmeyi, 90’ların ‘Cool Britannia‘ atmosferinin ve Britpop’un kültürel mirasının yeniden doğuşu olarak yorumluyor. Oasis, o dönemde yalnızca müzikal bir ikon değil, aynı zamanda işçi sınıfının sesi ve bir neslin kimliğiydi. Şimdi, İşçi Partisi’nin yeniden iktidarda olduğu bir dönemde, bu ruhun dönüşü tesadüf değil gibi görünüyor.

Elbette herkes aynı fikirde değil. Daha karamsar ve alaycı bakanlar da var: “Noel’in pahalı boşanması sonrası paraya ihtiyaçları vardı” diyenler azınlıkta değil. Ancak ister nostaljiyle ister şüpheyle bakılsın, Oasis’in dönüşü bu yazın en çok konuşulacak olaylarından biri olmaya aday.

 İşçi Partisi’nin ilk yılı: Umutlar, gerçekler ve sınavlar

Başbakan Keir Starmer… Fotoğraf: AA

Temmuz 2024’teki erken genel seçimlerde zafer kazanan İşçi Partisi, 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarını sona erdirmişti. Ancak iktidardaki ilk yılı, vaat edilen değişim rüzgarını estirmekten çok, zorlu bir denge yürüyüşüne dönüştü.

Ukrayna’daki savaş, Gazze’deki çatışmalar ve ABD’de Donald Trump iktidarı, dış politikada dikkatli adımlar atılmasını zorunlu kılıyor. Bu bağlamda savunma bütçesi artırıldı ve bu, sosyal harcamalarla ilgili beklentilerin ötelenmesine neden oldu.

Geçen yaz ‘değişim’ sloganıyla güçlü bir şekilde iktidara gelen İşçi Partisi, bu yaz kamuoyu yoklamalarında aynı rüzgarı estiremiyor. Özellikle Gazze politikası nedeniyle Müslüman seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde oy kaybı var. Leicester gibi kentlerde İşçi Partisi önemli koltukları bağımsız adaylara kaptırdı.

Tüm bunların ortasında, Avrupa genelinde yükselen göçmen karşıtlığı ve aşırı sağ dalgası da Britanya’yı etkiliyor. İşçi Partisi, bir yandan merkez siyaseti konsolide etmeye çalışırken, diğer yandan sol tabanını ve genç seçmeni elde tutmakta zorlanıyor.

İlk yılın sonunda tablo karmaşık: Değişim vaatleriyle gelen bir hükümet, küresel krizlerin gölgesinde yön bulmaya çalışıyor. İşçi Partisi için asıl sınav, bu yazın ardından başlayacak: Umutları canlı tutmak mı, yoksa statükoyu yönetmek mi?

Nigel Farage ve Reform Partisi: Yeni bir güç doğuyor

Nigel Farage… Fotoğraf: Reuters

Reform UK lideri Nigel Farage’ın Donald Trump ile yakın ilişkisi ve benzer söylemleri, partinin sağ popülist çizgisini daha da belirginleştiriyor. Farage’ın popülaritesinde ve partiye bağışlarda gözle görülür bir artış var.

Bu yükseliş, hem İşçi Partisi’ni hem de Muhafazakarları endişelendiriyor. Reform UK’nin etkisi, sadece oy oranlarıyla değil, siyasi söylemi ve gündemi belirleme gücüyle de hissediliyor. Farage’ın partisi, ülkedeki sağ popülist dalganın en güçlü temsilcisi olarak, Avrupa genelindeki benzer hareketlerle paralellik gösteriyor.

Farage’ın liderliği, karizmatik olduğu kadar tartışmalı. Trump’vari söylemleri, göçmen karşıtı politikaları ve ‘sistemi sarsma‘ vaadi, onu hem destekçileri hem de eleştirmenleri için güçlü bir figür haline getiriyor. “Britanya reform istiyor” diyen Farage, bir sonraki genel seçimde iktidarı hedeflediğini açıkça dile getiriyor

Reform UK, geleneksel partilerden umudunu kesen seçmenleri kendine çekiyor. Özellikle eski Muhafazakar ve İşçi Partisi seçmenleri arasında artan destek, siyasi dengeleri sarsıyor.

Son anketlerde Reform UK yüzde 25 oy oranıyla ilk kez ülkenin en popüler partisi konumuna yükseldi. Aynı ankette İşçi Partisi yüzde 24, Muhafazakar Parti yüzde 21 seviyelerinde.

Bu sonuçlar, Reform UK’nin yalnızca muhalefet değil, potansiyel bir iktidar alternatifi olarak da görülmeye başladığını gösteriyor.

Jeremy Corbyn’in yeni partisi

Jeremy Corbyn… Fotoğraf: Reuters

Sağda Farage, merkez sağın oylarına gözünü dikmişken; solda ise eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, siyasette yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Bu hamle, yazın en sıcak politik gelişmelerinden biri olarak yorumlanıyor. Oluşum henüz netleşmese de mevcut iki partili sistemin halkı yeterince temsil etmediği düşüncesiyle ortaya çıktığı belirtiliyor.

Yeni partinin oluşumunda, İşçi Partisi’nden ayrılan ve sol politikaları savunan milletvekilleri de yer alıyor. Özellikle Zarah Sultana gibi isimler, partinin merkez sağa kaydığı gerekçesiyle istifa ederek Corbyn’le birlikte hareket etmeye başladı.

İyimser bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, bu hamle solun enerjisini yeniden canlandırma potansiyeli taşıyor. Ancak kötümser bir gözlükle bakıldığında, İşçi Partisi’nin sol tabanından oy kopararak siyasi bölünmeyi derinleştirme riski de barındırıyor.

Corbyn’in kararlı duruşu ve yıllardır savunduğu ilkeler ona geniş bir taban desteği sağlıyor; bu da göz ardı edilemez. Yine de bu desteğin sandığa nasıl yansıyacağı ve yeni partinin ne ölçüde kurumsallaşacağı belirsizliğini koruyor.

Kopan bu sol kanat, yükselen aşırı sağa karşı bir alternatif olabilir mi? Yeni partilere alışık olmayan ve yüzyıllardır neredeyse sadece iki partiyle yönetilen Britanya’da, bu gelişme siyasetin daha da çalkantılı bir döneme girmesine neden olabilir.