Barçın Yinanç: AB ile ilişkilerdeki 'al verci yaklaşım' da artık arıza veriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çok kullanılan bir terim var: ‘transactional’. Türkçeye ‘perakendeci’ ya da ‘al-verci’ diye çevriliyor. Misal; “Hukuki reformlar out, mülteciler in”. Uzunca bir süredir ilişkiler, ‘al – verci’ bir denklemde gidiyor.  

Ancak son dönemlerde uluslararası alanda yaşanan çalkantılar nedeniyle artık bu al verci, perakendeci yaklaşım da arıza veriyor. AB ile ilişkilerin ekonomi ayağında alarm zilleri çalıyor.  

Ama Kos’un ziyareti bize gösterdi ki; AB’de de Ankara’da da ilişkilerin ekonomi ayağına çözüm getirecek irade görülmüyor. 

Malum, AB’nin son dönemlerde Hindistan ve Latin Amerika ile gerçekleştirdiği serbest ticaret anlaşmaları zaten Türkiye’nin aleyhine olan durumu daha da zora sokacak. Üstüne bir de “Yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı” siyasetinin Avrupa versiyonu geliyor.

Türkiye’nin önemli ihracat kalemlerini içeren kimi sektörlerde kamu alımlarında Avrupa’da üretilenlerin tercih edilmesini öngören yeni bir düzenleme hazırlanıyor. 

Açıkcası iş, ekonomi dünyasının temsilcilerine düşüyor. 

Naçizane tavsiyem şudur: Şikâyet bir strateji değildir. Suçu muhatabınıza atmak da. “Efendim bu Avrupa da kör. Stratejik miyopluk içinde” diye tespit yaptınız, güzel. Çok da yerinde bir tespit. Peki sonra? 

Barçın Yinanç’ın yazısı