Bakanlık, Boğaziçi'nde Gır-Gır ile yasak türlerin avcılığının yolunu açmaya çalışıyor

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İstanbul’un Kuruçeşme açıklarındaki Galatasaray Adası’yla ilgili imar planı değişikliği yaptı. Bakanlık, hazırlanan yeni planlarla adanın Anadolu yakasına bakan kısmında denize yeni bir parsel açtı, taşınmaz niteliğini de tapu kaydına ‘taş volisi’ olarak işledi. Hidrobiyolog M. Levent Artüz’e göre, Bakanlık, Boğaziçi’nde Gır-Gır ile avcılığı yasak olan türlerin avcılığının yolunu açmak için yeni bir girişimde bulunuyor.

Bakanlık geçtiğimiz aylarda İstanbul’un Beşiktaş ilçesi sınırlarında yer alan Galatasaray Adası’yla ilgili imar planı değişikliği yapmıştı. Plan değişikliğinde adaya inşa edilmesi planlanan yapının kriteri belli değildi. Plan değişikliği inşaat alanın da üç katına çıkmasının önünü açıyordu. Bakanlık, plan değişikliğinin yanında adanın Anadolu yakasına bakan kısmındaki denize 21 bin 673 metrekarelik yeni bir parsel açtı.

Parselin taşınmaz niteliği tapu kaydında ‘taş volisi’ olarak görülüyor. Taş volisi olarak görülen parsel aynı zamanda Kadıköy-Sarıyer, Sarıyer-İstinye-Beşiktaş-Kabataş ve Eminönü-Kavaklar vapur hatlarının rotası üzerinde kalıyor. 

Günümüzde Galatasaray Adası olarak bilinen Kuruçeşme Adası, 1980 yılına kadar Frankopolos ailesinin balık avlama, avlanan balıkların işlenmesi, satışa sunulması ve bu amaçla liman kullandığı bir yerdi. Frankopolos ailesinin adadaki hissesi 1980 yılında mahkeme kararıyla ‘balık tutma alanı’ olarak tescillendi. Hazine Bakanlığı, 2003 yılında adanın kamulaştırılması için dava açtı ve ada Galatasaray Spor Kulübü’ne tahsis edildi.

Taş volisi olarak görülen üçüncü parsel (Kaynak: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü)

Su Ürünleri Kanunu’na göre voli yeri ‘deniz ve iç sularda su ürünleri istihsaline elverişli, sahile bitişik ve sınırları belli su sahaları’ olarak tarif ediliyor. Aynı kanunun 12’nci maddesindeyse Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce sahipleri adına tescillenmiş dalyan ve voli yerlerinin sahipleri tarafından bizzat veya kiraya verilerek devamlı olarak beş sene işletilmediği veya terk edildiği durumlarda kamulaştırılacağı yazıyor.

Galatasaray Adası’nın ‘taş volisi’ parseliyle ilgili merak edilenleri Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde yürütülen Marmara Çevresel İzleme Pojesi lideri hidrobiyolog M. Levent Artüz’e sorduk. 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Galatasaray Adası’nın açıklarına açtığı yeni parselle ilgili tapu kaydında taşınmaz niteliğini ‘taş volisi’ olarak belirledi. Taş volisi nedir, nasıl yapılır?

M. Levent Artüz: Difana (çift fanyalı) ya da voli ağı adı verilen fanyalı uzatma ağları, pelajik ve sürü oluşturan palamut, kefal ve lüfer gibi balıkların avcılığında kullanılmaktadır. Bu ağlar balık sürülerinin etrafının çevrilmesi yoluyla kullanılmaktadır. Balığın yakalanması ağa vurması şeklinde gerçekleşmektedir. Voli ağları üst üste ve yan yana pek çok fanyalı ağın (bölme) bölme ipleri kullanılarak eklenmesiyle donatılan uzun ve derin bir ağdır. Yapı olarak uzatma ağına benzese de kullanım açısından çevirme ağları grubunda yer alır. Küçük tip balıkçı tekneleri için çok uygun bir av yöntemidir. Voli ağları ile hem gece hem de gündüz avlanılabilir. 

‘Çok eskilerde kalmış bir terim’

Taş volisiyse çok eskilerde kalmış bir terimdir. Farklı yöntemlerle balığın yeri tespit edildiğinde voli ağının baş tarafındaki şamandırayla ayak taşı bırakılarak avlanacak balığın etrafı çevrilir. Tekne ağın içine girerek değişik yöntemlerle balıkları ürkütüp ağa gitmeleri sağlanır. Ağa giren balıklar ürkütülerek ağa vurmaları sağlanır. Bu yöntemler benzer kalmak üzere voli avcılığı modern ağ sistemlerine dönüşmüştür. Bu yöntemin adı ‘voli avcılığı’dır. Sanırım dikkat çekmemesi için 1950’lerden önce kullanılan ismiyle düzenlemeye konmuştur.

‘Palamut ve lüferin soyunu kurutmak’

Bu avcılık yöntemi Gır-Gır ağı gibi, ancak daha basit çevirme ağları sınıfına girer. Her ne kadar denizler ve iç sularda su ürünleri avcılığını düzenlemeye yetkili tek kurum T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü olsa da anlaşılan odur ki, Boğaziçi’nde Gır-Gır ile avcılığı yasak olan türlerin avcılığının yolunu açmak için yeni bir girişimde bulunulmaktadır. Bu durum da zaten kirlilik dolayısıyla yok olmanın eşiğine gelmiş olan palamut, lüfer gibi balıkların kalanlarının da soyunu kurutma anlamına gelecektir.

‘Çok ciddi tehlikeler oluşturabilir’

Taş volisinin yapılması planlanan parsel, uydu haritalarından anlaşıldığı kadarıyla şehir hatları vapurlarının rotasının çok yakınında yer alıyor. Deniz trafiği ve fiziksel şartlar taş volisinin burada yapılmasına imkân sağlar mı?

M. Levent Artüz: Modern voli ağları her yerde avlanma imkânı sağlar. Ancak ortalama voli avcılığında deniz yüzeyinde yaklaşık bir dönüm kadar alan, ağın ebadına, hava ve akıntı şartlarına bağlı olarak avcılık sırasında en az bir saat her türlü trafiği engeller. Ayrıca, Boğaziçi akıntılı bir ortam olduğundan, kontrolden çıkacak bir voli ağı, bölge dışında da pervaneye dolaşmak başta olmak üzere çok ciddi tehlike oluşturabilir. Kanımca bu yöntem sonunda mini Gır-Gır filoları oluşturarak biyolojik koridor niteliğindeki dar ve sığ Boğaziçi’nde sularımızdan gittikçe eksilen palamut, lüfer gibi balıkları kırmaktır. 

Ben ihtimal vermiyorum, ama eğer Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü bu konuda bir düzenleme yapmak zorunda kalırsa, Boğaziçi büyük tehlikelerin yanı sıra, ciddi bir katliamla karşılaşacaktır.

Galatasaray Adası’nda ne olmuştu?

Kuruçeşme açıklarındaki Galatasaray Adası, Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgeleri Nazım ve Uygulama İmar Planlarında ‘yüzme havuzu ve su sporları‘ alanı olarak gösteriliyordu. Ada, dönemin Başbakan, Milli Savunma Bakanı, Ulaştırma Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çevre ve Orman Bakanı, Bayındırlık ve İskân Bakanı, Tarım ve Köy İşleri Bakanı ile Kültür ve Turizm Bakanı’ndan oluşan Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu’nun 15 Ekim 2004 tarihli plan tadilatıyla ‘turizm tesis alanı‘na dönüştürülerek yapılaşmaya açıldı. 

Bu durumun ‘doğal ve tarihi sit’ alanı olan adada yapılaşma yoğunluğunu artırması nedeniyle Mimarlar Odası tarafından dava açılmıştı. İdare mahkemesi, yapılaşma yoğunluğunun artması, şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine uygun olmaması nedeniyle planları iptal etmişti. Karar, Danıştay tarafından da onanmıştı. 

Bunun üzerine, adadaki kaçak yapılar 2017’de yıkılmıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararıyla ‘Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi’ sınırlarında kalan adayla ilgili Şubat 2023’te yeni imar planı hazırladı, ancak bu planlarda daha önce iptal edilen planlardaki hukuka aykırılıklar giderilmemişti. 

Yargıtay, Galatasaray Adası’nda işletmecinin tahliyesini onadı