
KEMAL GÖKTAŞ
kemalgoktas@diken.com.tr
@kemalgoktas
Anayasa Mahkemesi (AYM), HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın daha önce tahliye olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal bulduğu dosyadan ihlal kararı verdi.
AİHM kararından önce Demirtaş’ın yaptığı başvuruyu reddeden AYM, bu defa ihlal kararı vermek zorunda kaldı. AYM’nin kararında Demirtaş’ın tahliye taleplerinin Meclis’te grubu bulunan bir partinin eş genel başkanı ve cumhurbaşkanı adayı olması göz önüne alınmadan reddedilmesinin ihlal olduğu belirtildi.
AYM, avukatların ‘AİHM kararına rağmen Demirtaş’ın tahliye edilmemesi’ ve ‘tutukluluğun siyasi nedenlerle sürdürüldüğü’ başta olmak üzere birçok ihlal iddiasına ilişkin inceleme yapmaya ise ‘gerek görmediğini’ belirtti.
AYM kararı, Demirtaş’ın zaten daha önce tahliye olduğu davayla ilgili başvurular üzerine alındı ve Demirtaş başka bir soruşturma kapsamında tutuklandığı için Demirtaş’ın doğrudan tahliyesini sağlamayacak. Avukatları ise Demirtaş’ın tutuklandığı soruşturmadaki iddiaların zaten tahliye olduğu dosyada da yer alması nedeniyle derhal tahliye edilmesi gerektiğini savundu.
AYM, Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu soruşturmayla ilgili başka bir bireysel başvuru olduğunu ve bu soruşturmadaki tutuklamaya yönelik itirazların o dosyada ayrı olarak ele alınacağını belirtti. AYM’nin neden Demirtaş’ın tutuklu olduğu dosyaya öncelik vermediği ise soru işareti.
Beş başvuru birleştirildi
AYM, Demirtaş’ın avukatlarının HDP’li siyasetçinin 4 Kasım 2016’da tutuklanmasından sonra 2017 ve 2018 yıllarında yaptığı beş ayrı başvuruyu birleştirerek görüştü.
AYM 2. Bölümü Demirtaş’ın avukatlarının ‘tutukluluk süresinin makul olmaması, tahliye taleplerinin karara bağlanmaması ve tutukluluk incelemelerinin yapılmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine’ ilişkin iddialarını inceledi.
Parti eş başkanı ve cumhurbaşkanı adayı
AYM kararında, Demirtaş’ın tutukluluk süreci özetlendikten sonra verilen hüküm şöyle anlatıldı:
“Başvurucunun milletvekili, TBMM’de grubu bulunan bir siyasi partinin eş genel başkanı ve Cumhurbaşkanı adaylığı gibi seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkıyla doğrudan ilgili konumu ve bununla bağlantılı olarak dile getirilen serbest bırakılma talepleri karşısında, başvurucu hakkında verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.
Ayrıca yargı mercileri, tahliye taleplerini veya tutukluluğa yönelik itirazları karara bağlarken tutuklamaya alternatif olarak adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli görülmediğini de dayanaklarıyla birlikte tartışmış değildir.
Bu çerçevede gerekçelerde yalnızca isnat edilen suçların niteliğinden veya bunlara ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığından hareketle adli kontrolün yeterli olmayacağı kanaati ifade edilmiş ancak başvurucunun konumuyla ilgili bir kişiselliştirme yapılmamıştır.”
Demirtaş hakkında 2017’de yapılan başvuruda tutuklanan milletvekilleriyle ilgili içtihadını dikkate almayan AYM, bu defa ihlal kararı verirken bu içtihadı dayanak gösterdi.
AYM kararında şöyle dendi: “Nitekim AYM daha önceki kararlarında milletvekillerinin tutukluluğunun devam ettirilmesine ilişkin benzer nitelikte matbu gerekçeleri ilgili ve yeterli görmemiş ve tutukluluğun makul süreyi aşması sebebiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
(Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Kemal Aktaş ve Selma Irmak, Faysal Sarıyıldız, İbrahim Ayhan, Gülser Yıldırım kararları) Üstelik anılan kararlardaki başvurucular tutuklandıkları tarihte milletvekili değildir.”
İki yıl haksız tutuklamaya 50 bin
AYM oybirliğiyle aldığı kararında, Demirtaş’ın başvuruya konu dosyada tahliye edildiğini belirterek bu yüzden ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için iki yılı aşkın haksız tutuklama için Demirtaş’a 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
İncelemeye gerek görülmeyen iddialar
AYM, Demirtaş’ın avukatlarının ‘yargılama sürecinin özenli yürütülmediği’, ‘AİHM’in ihlal kararına rağmen tahliye edilmemesi’, ‘tutukluluğunun siyasi nedenlerle sürdürüldüğü’ ve ‘seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiği’ iddialarıyla ilgili olarak ise ‘inceleme yapmaya gerek görülmediğini’ belirtti. AYM bu iddialara ilişkin değerlendirme yapmaktan kaçınmasını ‘kişi hürriyeti ve güvenliği’ hakkının ihlal edilmesi nedeniyle bu iddiaları incelemeye gerek kalmaması olarak açıkladı.
‘Bir önemi bulunmamaktadır’
AYM ayrıca Demirtaş’ın tutuklu olduğu dosyayla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Diğer taraftan başvurucunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen bir başka soruşturma kapsamında 20 Eylül 2019 tarihinde tutuklanmasının eldeki işbu bireysel başvurudaki tutukluluk süresinin belirlenmesi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Söz konusu tutuklama tedbirinin hukukiliği Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruya konu edilmiş olup anılan başvuru ayrıca incelenecektir.”
Nasıl halen bırakılmıyor?
Demirtaş’ın AİHM ve AYM kararlarına rağmen nasıl halen tutuklu olduğunu anlayabilmek için bu karara giden süreci kronolojik olarak görmek faydalı olabilir:
8 Haziran 2016: Milletvekili dokunulmazlıklarının bir seferliğine kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Haziran ayında, Demirtaş hakkında Cizre, Nusaybin, Kızıltepe, Bingöl, Van, Batman, Elazığ, Diyarbakır ve Ankara’da savcılıklar tarafından hazırlanan fezlekeler, yetkisizlik kararıyla Diyarbakır’a gönderildi. Diyarbakır başsavcılığı da Demirtaş hakkındaki soruşturmaları birleştirdi. Böylece Demirtaş hakkında az cezalar öngören ve tutuklama gerektirmeyen suçlamalarla ilgili Diyarbakır’da ‘örgüt üyeliği’ suçundan bir soruşturma açılmış oldu.
4 Kasım 2016: Evinden gözaltına alınan Demirtaş, Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.
17 Kasım 2016: Demirtaş’ın avukatları AYM’ye başvurarak Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kişi hürriyeti ve güvenliği, seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma hakkı ile ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.
11 Ocak 2017: Demirtaş hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme de sulh ceza hakimliğinin verdiği tutuklama kararını kaldırmadı ve Demirtaş, tutuklu yargılanmaya devam etti.
2 Şubat 2017: Diyarbakır 8. ACM davanın Ankara’ya nakledilmesine karar verdi. Aynı tarihde avukatları AİHM’e başvurdu.
7 Aralık 2017: Ankara 19. ACM’deki ilk duruşma Demirtaş’ın tutuklanmasının üstünden bir yıldan fazla süre geçtikten sonra yapıldı. Demirtaş’ın SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile duruşmaya katılmayı kabul etmemesi nedeniyle savunması alınamadı.
21 Aralık 2017: AYM, Demirtaş’ın avukatlarının yaptığı bireysel başvuruyu reddetti. AYM, Demirtaş’ın tutuklanması için gerekli olan ‘suç işlediğine dair kuvvetli belirti’ olduğunu ileri sürdü. AYM bu gerekçesini ise HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun 6-7 Ekim Kobani olaylarından önce yaptığı açıklamaya ve Demirtaş’ın 2015’teki hendek olayları süresinde yaptığı bazı açıklamalara dayandırdı. AYM, Demirtaş’ın avukatlarının ‘uzun tutukluluk’ ile ilgili iddialarını ise ‘ilk başvuru yapıldıktan sonra verilen her tahliye talebinin reddi kararından sonra ayrı bir başvuru yapmadıkları’ gerekçesiyle ‘kabul edilemez’ buldu.
14 Şubat 2018: Demirtaş nihayet tutuklanmasından 15 ay sonra mahkemede hazır edildi. Ancak mahkeme Demirtaş’ın avukatlarının tahliye taleplerini kabul etmedi.
20 Kasım 2018: AİHM 2. Dairesi, Demirtaş’ın tutukluluğunun makul süreyi aştığına ve tutuklamanın devam ettirilmesinin siyasi faaliyetleri kısıtlama anlamına geldiğine hükmetti. AİHM, Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerektiğine karar verirken ayrıca Türkiye açısından ilk defa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesini işletti. Bu maddede “Hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar, öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz” hükmü yer alıyor.
AİHM kararına rağmen Ankara 19. ACM, hükümetin itirazı nedeniyle AİHM kararının kesinleşmediğini ileri sürerek Demirtaş’ı tahliye etmedi.
4 Aralık 2018: AİHM kararına rağmen Demirtaş tahliye edilmezken 18 Eylül 2018’de İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin propaganda suçundan Demirtaş’a verdiği dört yıl sekiz ay hapis cezası jet hızıyla istinaf incelemesinden geçti. İstinaf mahkemesinin kararıyla AİHM kararından sadece iki hafta sonra mahkumiyet kesinleşti ve hemen infazına başlandı. Böylece yargılandığı davadan tahliye olması halinde bile Demirtaş’ın serbest kalmaması garanti altına alınmış oldu.
10 Eylül 2019: Avukatları Demirtaş’ın tutuklulukta geçirdiği sürenin aldığı cezadan mahsup edilmesi istemiyle mahkemeye başvurdu.
20 Eylül 2019: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, cezanın mahsubuna karar verdi. Böylece Demirtaş için hem mahkum olduğu cezayı yatmış olduğu hem de tutuklu dosyasından tahliye olduğu için özgürlük umudu doğdu ama bu yaşanmadı.
Çünkü aynı gün, Ankara başsavcılığı Demirtaş ve birlikte HDP eş başkanlığı yaptığı Figen Yüksedağ’ı o güne kadar şüphelileri arasında olmadığı bir başka 6-7 Ekim olayları soruşturması kapsamında tutuklamaya sevk etti ve sulh ceza hakimliği de tutuklama kararı verdi.
Böylece Demirtaş, zaten tahliye olduğu davanın konusu olan 6-7 Ekim olaylarıyla ilgili olarak ikinci kez soruşturmaya tabi tutularak tahliye kararı uygulanmamış oldu.
9 Haziran 2020: AYM, Demirtaş’ın tahliye olduğu dosyadaki tutukluluk süresinin makul olmadığına karar verdi.