Tuzun asıl koktuğu nokta, resmen elimizde olmayan, ama fiilen elimizde olan 355 ekran sayfası tutan iddianamenin kendisi. 11 arkadaşımı 157 gündür Silivri’de rehin tutan iddianamenin kendisi…
Ivır zıvırlarını, yer yer deli saçmasından beter suç arayışlarını, yeminli Cumhuriyet düşmanlarının gönüllü savcılık tanıklıklarını kanıt olarak sayfalar ve sayfalar boyu aktaran iddianamenin özü özeti tek cümle: Savcıya göre Cumhuriyet’in yayın çizgisi değişmiş ve bu bir suçmuş.
Halkın haber alma hakkını ödünsüz ve kısıtsız ete kemiğe büründürmenin yani gazeteciliğin suç sayıldığı bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Sormadan edemiyorum: Acaba bir gazetenin yayın çizgisinde büyük ya da küçük bir değişiklik yapmak için savcılardan, siyasal iktidardan izin almak gerektiğini mi sanıyor bizim iddianamenin savcıları?
Cumhuriyet’in yayın çizgisinin değiştiğini iddia eden savcılık ya da onun itibarları sıfırlanmış tanıkları nasıl bir terazide tartıp hangi meslek yetkinliklerini kullanıp böyle bir yargıya ulaşabiliyorlar?..