Psk. Dr. Feyza Bayraktar

Yeni ilişkilerin görünmeyen sorunu: Tanımadan vazgeçmek

Birini tanımak, onu çözmek değil; onunla biraz daha kalabilmektir. Asıl mesele, birini hemen çözmek değil; tanımaya gerçekten bir şans verebilmektir.

Çevrenin merceği altında: Beden, özel hayat ve bayram sohbetleri

Bayramın belki de en kıymetli yanı, bir insanı ölçmeden karşılayabilmekte. Onu dinlerken hayatının hesabını sormamakta. Yanında otururken küçük bir yoklama başlatmamakta.

Orta yaş: Zaman artık sınırlı bir kaynak

Orta yaş insanı ilk kez hayatına biraz mesafeden bakabildiği bir yere getirir. Arkasında biriken yılları, önünde ise artık sonsuz olmadığını sezdiği zamanı aynı anda görmek.

Terapist ebeveyn sendromu

Ebeveynlik neredeyse steril bir ameliyathane ciddiyetiyle icra ediliyor. Aslında buna bir ad konabilir: Terapist ebeveyn sendromu.

Masumiyet Müzesi: Görülmeyen kadın ve cam fanus

'Masumiyet Müzesi' o tartışmayı tartışmayı gündeme taşıdı: Bu bir aşk hikâyesi mi, yoksa bir obsesyon anlatısı mı?

Psikopati toplumun tam ortasında

Klinik gözlemler ve araştırmalar, psikopatik özelliklerin sadece kriminal gruplarda değil, toplumun tam ortasında, iş hayatında, sosyal ilişkilerde de görülebildiğini gösterir.

Türk dizileri neden bu kadar izleniyor?

Kore dizilerinden sonra ‘Türk dizileri’ diye ayrı bir anlatı kategorisinin oluşması, bir pazarlama başarısından çok bir duygu tanışıklığına işaret ediyor.

Tahammül azaldıkça öfke artar

Bugün eleştiri ile saldırı, geri bildirim ile aşağılama, samimiyet ile sınır ihlali iç içe geçmiş durumda. Öfke çoğu zaman patlayarak değil, ince ince sızarak ilerler.

İlk izlenim

Bir insanla ilk kez karşılaştığımızda, çoğu zaman henüz tek bir cümle kurulmadan bir yön belirir. Sözcükler daha ortada yoktur ama beden ve zihin çoktan pozisyon almıştır. Yaklaşmak isteriz ya da geri çekiliriz.

Tarkan-Cem Yılmaz düeti neden bu kadar konuşuluyor?

Tarkan-Cem Yılmaz düeti hâlâ konuşuluyor. Çünkü izlenen şey kolektif bir rahatlama anıydı. Uzun süre tutulmuş nefesin, kısa süreliğine bırakılması gibi.

Bugünü parlatmak, geleceği ertelemek

Ekonomik krizler çoğu zaman sessizlikle değil, davranışlardaki kaymayla okunur. İnsanlar büyük kararları askıya alırken, küçük kaçışlara yönelir. Gelecek sisliyken, bugün daha parlak görünür. Yani kriz, her zaman evde oturup ışıkları kapatmakla yaşanmaz; bazen tam tersine, ışıkları biraz daha açarak atlatılmaya çalışılır.

Kötülük nerede başlar?

Kötülük çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden konuşur. Bizim kelimelerimizi kullanır; bizim gerekçelerimizi üretir; bizim korkularımıza yaslanır.